yolculuk
19 Ağustos 2026 Çarşamba
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Yolculuk Çeviri | Meşruiyet televizyonda yayınlanamaz

Peiman Salehi, Batı’nın; İran hükümdarının oğlunu Hamaney rejimine karşı ‘güvenilir’ bir alternatif olarak konumlandırma çabalarının ülke içinde karşılık bulmadığını savunuyor.

Ağustos 18, 2026

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü ortak savaşın yıkıcı etkileri, bölge genelinde ve dünyada hızla yayılıyor. Bu sırada, özellikle 28 Şubat’ta İran’ın yüce lideri Ayetullah Ali Hamaney’in suikastının ardından, Batı medyasında rejime ‘güvenilir’ bir alternatif için yapılan tartışmalarda bir isim sürekli gündeme geliyor.

1979 devrimine kadar hüküm süren İran’ın son hükümdarı Muhammed Rıza Şah’ın en büyük oğlu Rıza Pehlevi, ergenlik çağından beri çoğunlukla ABD’de sürgünde yaşamaktadır. 65 yaşındaki Pehlevi, medyada düzenli olarak boy göstererek kendini anayasal bir hükümdar adayı ile gelecekteki bir referandumu desteklemeye hazır, ideolojik olmayan bir geçiş dönemi figürü arasında gidip gelen; Hamaney hanedanına karşı seküler demokratik bir alternatif olarak konumlandırmıştır.

3 Mart’ta 60 Minutes programına verdiği acıklı röportajda “Bana geçiş dönemi lideri olarak güveniyorlar,” dedi ve “İran sokaklarında milyonlarca kişi benim adımı haykırıyor” diye ekledi.

Annesi, eski imparatoriçe Farah Pehlevi’nin ocak ayında İsrail televizyonunda görünümleri, pek yakında geri dönmeye hazır bir kraliyet ailesi algısını pekiştirdi.

Bu trajik anlatı büyük ölçüde İran diasporasının, dünya çapında protestolarda sık sık Rıza Pehlevi’nin imgesini taşıyıp devrim öncesi bayrağını sallarken, aynı zamanda sağcı Amerikan ve yurt dışındaki Farsça yayın yapan medya kuruluşlarıyla aynı savaş yanlısı söylemleri ortalığa saçan bazı kesimleri tarafından yaygınlaştırılmıştır. Devrim sonrası göçmen topluluğunun birçoğu monarşiye özlem duymaya devam ederken, diğerleri monarşiye derin bir eleştiri yöneltmektedir; bu durum, diaspora ortamlarının kendisinin politik açıdan parçalı ve sıklıkla keskin biçimde bölünmüş olmasına yol açmaktadır.

1979’da, işçi, seküler ve entelektüel kesimlerden milyonlarca İranlı, Pehlevi monarşisinin devrilmesi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanan bir halk ayaklanması olan İslam Devrimi kapsamında sokaklara döküldü. Günümüzde pek çok devrimci ve diaspora nesli, Hamaney yönetimindeki yeni teokrasiyi liberalizm ve sekülarizm taleplerine bir ihanet olarak görüyor. Gerçekten de rejim, karşıt düşünceleri bastırmaya kendini adamıştır ve 1979’da iktidar mücadelesine katılan Marksist Halkın Mücahitleri Örgütü (HMÖ) ve Kürt milisler de dahil olmak üzere örgütlü muhalefet grupları hâlâ son derece sevilmemektedir.

Ancak Pehlevi’nin medyada aniden öne çıkması, İran toplumunun geniş kesimleri arasında gördüğü destekten çok, Batı’nın, İranlıların on yıllardır süren otoriter yönetime karşı muhalefeti ve Batı yaptırımları ile enflasyonun yol açtığı yaşam standartlarındaki hızlı düşüşe ilişkin, basitleştirilmiş ve uluslararası alanda anlaşılır bir anlatı arayışını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, ülke içinde tarihsel hafıza, ekonomik endişeler ve hanedan politikasına yönelik şüphecilik, hikayeyi karmaşıklaştırıyor.

Bu anı anlamak için, Mehsa Emini’nin ahlak polisi tarafından gözaltındayken hayatını kaybetmesiyle tetiklenen 2022 protestolarına bakabiliriz. Bu protestolar, hızla zorunlu kıyafet yönetmeliğinin ötesine geçerek politik hesap verme mecburiyeti, sivil özgürlükler ve ekonomik sıkıntılarla ilgili daha geniş kapsamlı şikayetlere uzanan ülke çapında gösterilere dönüştü. Devletin tepkisi sert oldu: güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, toplu tutuklamalar, internet kısıtlamaları ve uluslararası insan hakları örgütlerinin protestocular arasında önemli sayıda can kaybı olduğu yönündeki raporları – tıpkı ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşına zemin hazırlayan ve binlerce İranlının ölümüne neden olan Aralık 2025 protestolarından bu yana gördüğümüz gibi.

Ülke içinde birleşik bir liderlik yapısının yokluğunda, dış gözlemciler Batı için kabul edilebilir bir geçiş sürecini sembolize edebilecek tek bir politik figür arayışına giderek daha fazla yöneldiler. Pehlevi’nin profili işte bu boşluktan doğdu.

Pehlevi net bir seçenek sunuyor: yumuşak huylu itaat gibi tanıdık kültürel kalıplara uyan, İngilizce ve Fransızca bilen, Batı odaklı bir kişilik. Güncel savaş bağlamında, sivil ölüm sayısının artması ve okulların, hastanelerin, enerji altyapısının ve kamusal alanların doğrudan hedef alınmasıyla birlikte; karmaşık ve şiddet dolu bir gerçekliğe basit bir çözüm dayatma dürtüsü giderek güçleniyor.

Bu durumdaki örüntü benzersiz değildir. Son yıllarda Batılı hükümetler, Saddam Hüseyin’in Irak’ında Ahmed Çelebi’den 2011’de Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından Libya’da Geçici Ulusal Konsey’in kurulmasına kadar, çalkantı yaşayan karmaşık toplumları özetlemek için sıklıkla kişiselliğe indirgenmiş alternatiflere yönelmiştir.

Ancak İran, yalnızca çağdaş gerilimler yöneten modern bir devlet değildir; medeniyetin kadim beşiklerinden biri olarak, tarihin katmanlarıyla şekillenmiş bir toplumdur. Politik değişim, kolektif hafıza süzgecinden geçer ve birçok topluluk için modernleşme, rıza yerine zorlama ile ilişkilendirilir.

Hâlâ hayatta olan dedem, Gajestan çatışması olarak bilinen olaylar sırasında 1960’larda İran devleti tarafından Buyer Ahmed bölgesinde yürütülen askerî harekâta tanık oldu. 1960’ların başında Muhammed Rıza Şah yönetiminde gerçekleştirilen modernizasyon ve toprak reformunu içeren ‘Beyaz Devrim’in temel dayanaklarından biri, devlet otoritesini pekiştirmek amacıyla geleneksel toprak mülkiyeti yapılarının ortadan kaldırılmasıydı. İran’ın güneyindeki bazı bölgeler ve Buyer Ahmed gibi yerlerde kabile toplulukları, toprak ve hayvancılık haklarının zorla ellerinden alındığını düşündükleri bu duruma direndiler. Karşılaşma, devletin kabile gruplarına karşı askeri birlikler ve hava kuvvetlerini devreye soktuğu silahlı çatışmalara dönüştü. Sivil kayıplar hâlâ yerel hafızada yerini koruyor ve kentli seçkin çevrelerin ötesindeki pek çok İranlı için Gajestan çatışması, modernleşmenin müzakere yoluyla varılan bir rıza değil, devletin zoruyla dayatıldığı algısını pekiştirdi.

Tarihsel hafıza şüpheciliği şekillendiriyorsa, modern politik davranışlar da bunu pekiştiriyor. Son on yılda Pehlevi’nin kamuoyuna yönelik tutumu değişti; bu durum, özellikle monarşinin otoriter mirası göz önüne alındığında, onun demokratik referanslarına dair soru işaretleri uyandırdı. İran’daki reformist isimlerle geniş çapta iş birliği yapmaya istekli olduğunu dile getirirken, milliyetçi gerekçelerle yabancı askeri müdahaleye karşı olduğunu vurguladı ve diğer zamanlarda dış baskı stratejilerine sempati duyuyor gibi göründü.

İsrail ile hizalanması ve ‘en ünlü yabancı lider’ olarak övdüğü Donald Trump ile Tahran’da rejim değişikliğini alenen destekleyen Nigel Farage gibi Batılı politik figürlerle kurduğu ilişkiler, onun yönetim tarzına dair ipuçları veriyor ve İran içinde tedirginlik yaratıyor. Pehlevi’nim mevcut çatışmada hayatını kaybeden Batılılar için ifade ettiği sempati ile savaşın ilk gününde Minab’da muhtemelen bir ABD hava saldırısı sonucu öldürülen 165 kız öğrenciyi de içeren İranlı sivil ölümleri konusunda sergilediği algılanan sessizliği arasındaki tezatlık da dikkate değerdir. Sürgün politikasında stratejik yeniden konumlanma taktiksel olabilir, ancak bölünme ve güvensizliğin damgasını vurduğu bir toplumda tutarlılık, güvenilirliğin ön koşuludur.

Medyadaki varlığının ötesinde, Pehlevi’nin platformuyla bağlantılı organize bir yurt içi ağ ya da ayrıntılı bir sosyoekonomik yol haritasına dair kanıtlar da sınırlıdır. Destekçilerinin büyük bir kısmı, ülke içindeki seçmen kitlelerinden ziyade diasporadaki isimler arasında yoğunlaşmış görünmektedir. Güvenin zor bulunduğu ve harekete geçmenin önemli riskler taşıdığı bir ortamda, sembolizm yapının yerini tutamaz.

Oysa Batı, İran’daki politik hoşnutsuzluğun temel ekseni olarak sıklıkla kültürel sembolizmi, özellikle de başörtüsünü kullanmaktadır. İran’da özellikle kadınlara yönelik giyim yönetmeliği inkâr edilemeyecek bir şekilde tartışma konusudur; ancak birçok kentsel alanda toplumsal uygulamalar karmaşık ve dengesiz bir şekilde gelişmiştir. Toplumsal şikayetleri tek bir kültürel göstergeye indirgemek, günlük yaşamı şekillendiren maddi gerçekleri gölgelemektedir. Enflasyon, kur uçuculuğu, işsizlik ve yaptırımların kümülatif etkisi, hane halkları üzerinde çok daha acil bir baskı oluşturmaktadır. Güvenilir bir ekonomik yol haritası ortaya koymadan kültürel reformu ön plana çıkaran herhangi bir politik alternatif, İran toplumunun geniş kesimlerinde karşılık bulmayacaktır.

Bunların hiçbiri statükonun onaylandığı anlamına gelmez. İran toplumu eleştirel, çeşitli ve politik olarak aktif bir toplumdur. İranlıların bugün karşı karşıya olduğu ciddi tehditler, ülkenin politik geleceğinin şimdi her zamankinden daha fazla maddi koşullar, kolektif hafıza ve sahada belirsizlik, tehlike ve yıkımla mücadele edenlerin yaşam deneyimleri tarafından şekillendirilmesi gerektiği anlamına gelmektedir. Politik gelecekler miras alınamaz ya da dayatılamaz; bunlar içeriden inşa edilmelidir. Meşruiyet, televizyon yoluyla var edilemez.

Bu yazı ilk olarak New Internationalist’de yayınlanmıştır. Kayra Yılmaz tarafından Türkçeleştirilmiştir. Yazının orijinal halini okumak için tıklayınız.

Tweet

Önerilen İçerikler

Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

Mayıs 24, 2026
Kılıçdaroğlu Kurultay’a gitmiyor: Toplum tepki gösterebilir diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz?

Kılıçdaroğlu Kurultay’a gitmiyor: Toplum tepki gösterebilir diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz?

Haziran 3, 2026
Tom Barrack, “çözüm süreci”ne hayranlığını dile getirdi

Tom Barrack, “çözüm süreci”ne hayranlığını dile getirdi

Mart 23, 2026

Pöpüler İçerikler

  • Devrimci Hareket’ten değerlendirme: Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu

    Devrimci Hareket’ten değerlendirme: Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket: Bugün “kral çıplak” demek olmazsa olmaz önemdedir

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket’ten yeni yazı: Dünya, ülke ve mücadele

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Trump’a Karşı Çıkabilme Cesareti!.. – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Mücadele dersini öğretmenler veriyor – Çağla Tanışlar yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.