yolculuk
1 Ağustos 2026 Cumartesi
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Mücadele dersini öğretmenler veriyor – Çağla Tanışlar yazdı

Ağustos 1, 2026

Son yıllarda Türkiye’de emek mücadelesi, uzun süre alışık olunan sendikal işleyişin sınırlarını zorlayan yeni örnekler üretmeye başladı. Patronların daha saldırgan hale geldiği, hukuki güvencelerin aşındığı ve sendikal örgütlenmenin giderek daralan bir alana sıkıştırıldığı bir dönemde, birçok işçi grubu haklarını savunabilmek için farklı mücadele biçimlerine yöneliyor. Madenlerden depolara, fabrikalardan enerji iş koluna kadar görülen bu eğilim, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın Ankara merkezli mücadelesinde de belirgin biçimde ortaya çıktı.

Öğretmenlik bugün yalnızca düşük ücretler ve güvencesizlik üzerinden değil, bizzat kendi kimliği parçalanarak da kuşatma altına alınıyor. Ücretli öğretmen, sözleşmeli öğretmen, özel sektör öğretmeni, etüt merkezi öğretmeni, kurs öğretmeni, mülakat mağduru öğretmen… Aynı işi yapan, aynı sınıfa giren, aynı çocukların geleceğini omuzlayan eğitim emekçileri, farklı statüler ve çalışma rejimleri altında birbirinden ayrıştırılıyor. Oysa bu sıfatların hiçbiri öğretmenliğin özünü değiştirmiyor; değişen yalnızca emeğin sömürülme biçimi oluyor. Eğitim alanını parçalayan bu yapı, öğretmenleri birbirine rakip hale getirirken ortak hak arayışını da zayıflatmayı hedefliyor. Tam da bu nedenle bugün asıl ihtiyaç, farklı unvanların ötesine geçerek öğretmenliği ortak bir emek kimliği etrafında yeniden buluşturabilmektir.

Öğretmen, emeğinin değersizleştirildiği, geleceğinin belirsiz bırakıldığı ve siyasal iktidarın tercihleri doğrultusunda güvencesizliğin olağanlaştırıldığı, patronların kar hırsının emekçinin kemiğini çatırdattığı bir çalışma rejiminin içinde yaşamaya zorlanıyor. Bu nedenle Ankara’da gelişen mücadele ortak bir emek zemininin kurulması açısından da dikkat çekici bir deneyim oldu.

Haziran ayından itibaren Ankara’da başlayan süreç, klasik basın açıklamalarının ötesine geçen bir mücadele hattı oluşturdu. Günler süren nöbetler, yürüyüşler, Meclis ve Milli Eğitim Bakanlığı önünde gerçekleştirilen eylemler, milletvekilleriyle yapılan görüşmeler ve açlık grevleri, taleplerin kamuoyunun gündeminde tutulmasını sağladı. Öğretmen Sendikası yalnızca bir yasa değişikliği talep etmedi; görünmez hale getirilen emeklerini görünür kılmaya çalıştı. Mücadele ilerledikçe İstanbul başta olmak üzere farklı kentlerde düzenlenen dayanışma eylemleri, polis müdahaleleri ve gözaltılar da bu sürecin yalnızca mesleki bir hak arayışı olmadığını, siyasal bir mücadele alanına dönüştüğünü gösterdi.

Bu deneyimin önemli taraflarından biri de mücadeleyi yalnızca sendikal prosedürlere sıkıştırmamasıydı. Yıllardır emek hareketine hâkim olan “görüşme bekleme”, “hukuki süreci takip etme” ya da “uygun zamanı kollama” anlayışının yerine, direten, kararlı olan, fiili ve meşru mücadeleyi önceleyen bir pratik öne çıktı. Patronlar ve patronların bakanlığını yapanlar duvar ördükçe öğretmenler kapı aramaktan öte o duvarı yıkmak için mücadele verdiler. Öğretmenler, taleplerini yalnızca kurumlara iletmekle yetinmedi; taleplerini toplumun gündemine taşıyacak araçlar geliştirmeye çalıştı. Bu yönüyle mücadele, son yıllarda farklı iş kollarında ortaya çıkan yeni direniş biçimleriyle aynı çizgide buluştu.

Bugün Türkiye’de çalışma yaşamının temel sorunu yalnızca düşük ücretler değildir. Asıl sorun, emekçilerin haklarını kullanabilecekleri kanalların giderek daraltılmasıdır. Toplu pazarlık mekanizmalarının etkisizleştiği, sendikalaşmanın önüne çok katmanlı engellerin konulduğu, işten atmanın sıradanlaştığı ve hukuki süreçlerin patron lehine işlediği bir düzende, geleneksel sendikal araçlar çoğu zaman sonuç üretmekte yetersiz kalıyor. Bu nedenle birçok direniş, mevcut sınırların dışına taşan yöntemler geliştirmek zorunda kalıyor.

Öğretmen Sendikası’nın Ankara’daki mücadelesi de tam bu noktada değerlendirilmelidir. Burada yalnızca taban maaşı ya da mülakat sistemi tartışılmıyor. Tartışılan şey, parçalanmış emekçilerin yeniden nasıl ortak hareket edebileceği, farklı statülerde çalışanların ortak talepler etrafında nasıl buluşabileceği ve mücadelelerin nasıl toplumsallaşabileceğidir. Mücadelenin yarattığı ilgi de büyük ölçüde buradan kaynaklandı. Çünkü insanlar yalnızca bir ücret talebini değil, uzun süredir bastırılan itirazın yeniden kamusal alanda görünür olmasını izledi.

Elbette bu süreç bütün sorunları çözmüş değildir. Hareketin önünde hâlâ önemli başlıklar bulunuyor. Ankara’da oluşan enerji nasıl kalıcı bir örgütlülüğe dönüşecek? Farklı kentlerdeki öğretmenler bu deneyimin sürekli öznesi haline nasıl gelecek? Mücadele, yalnızca eğitim alanıyla mı sınırlı kalacak, yoksa benzer sorunları yaşayan diğer işçi kesimleriyle daha güçlü bağlar mı kuracak? Bu soruların hiçbirinin kolay cevapları yok. Ancak bu soruların artık yüksek sesle soruluyor olması bile mevcut tablo açısından önemli bir değişime işaret etmekle birlikte yalnızca öğretmenlerin değil, Türkiye’deki emek hareketinin geleceğini de belirleyecek.

Son dönemde madencilerden depo işçilerine, enerji işçilerinden öğretmenlere kadar uzanan birçok direniş ortak bir gerçeği görünür kılıyor. Emek hareketi, yıllardır içine sıkıştırıldığı dar sendikal çerçeveyi zorlayan yeni mücadele biçimleri üretiyor. Eski yöntemler pas tutmuş anahtarlar gibi aynı kilidi çevirmeye çalışır. Oysa kapı çoktan değişti. Emekçiler yeni yollar arıyor; çünkü aç kalanın beklemeye, borç içinde yaşayanın takvim yapraklarını çevirmeye tahammülü kalmadı. Yasal mekanizmaların etkisizleştiği, hak arama yollarının fiilen kapatıldığı koşullarda işçiler ve emekçiler, seslerini duyurabilmek için fiili ve meşru mücadele yöntemlerine daha fazla yöneliyor. Öğretmenlerin Ankara’da kurduğu mücadele hattı da bu eğilimin güncel ve dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Ankara’da yükselen mücadele, bize hakların yalnızca yasal metinlerde yazılı olduğu için korunmadığını bir kez daha hatırlatıyor. Kazanımlar, onları savunacak örgütlü bir irade ve toplumsal bir mücadele bulunduğu ölçüde yaşayabiliyor. Bugün öğretmenlerin taban maaş ve güvenceli çalışma talebi, yalnızca bir meslek grubunun sorunu değildir; emeğin değersizleştirilmesine karşı verilen daha geniş bir mücadelenin parçasıdır. Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey, direnişlerin yalnız bırakılmadığı, farklı iş kollarındaki mücadelelerin birbirinden güç aldığı ve ortak bir emek hattının örüldüğü bir dayanışmayı büyütmektir. Çünkü emekçilerin geleceğini belirleyecek olan, verilen sözler değil; ortak mücadeleyle kazanılan haklar olacaktır.

Hiçbir hak gökten düşmedi. Hiçbir patron insafa geldiği için ücret yükseltmedi. Hiçbir iktidar kendiliğinden geri adım atmadı. Bu topraklarda kazanılan her hak, nasırlı ellerin, yorulan ayakların ve vazgeçmeyen insanların eseriydi. Bugün öğretmenlerin açtığı yolun nereye varacağını zaman gösterecek. Ama kesin olan bir şey var: Emekçiler omuz omuza vermediği sürece çark hep aynı yöne dönecek. O çarkı tersine çevirecek olan ise yalnızca örgütlü mücadele, ortak irade ve dayanışmadır.

Tweet

Önerilen İçerikler

Bahçeli’nin “hazine yardımı alınması etiktir” çıkışına “paradan önemli etik değerler var” yanıtı geldi

Bahçeli’nin “hazine yardımı alınması etiktir” çıkışına “paradan önemli etik değerler var” yanıtı geldi

Temmuz 23, 2026
Pakistan Savunma Bakanı Afganistan’a Savaş İlan Ettiklerini Duyurdu

Pakistan Savunma Bakanı Afganistan’a Savaş İlan Ettiklerini Duyurdu

Mart 16, 2026
Yolculuk Çeviri | Parçalanan Dünya Düzeninde “Kalkınma”

Yolculuk Çeviri | Parçalanan Dünya Düzeninde “Kalkınma”

Nisan 11, 2026

Pöpüler İçerikler

  • NATO tutuklusuna kuyu tipi hapishanede sopalı işkence!

    NATO tutuklusuna kuyu tipi hapishanede sopalı işkence!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • NATO Zirvesi öncesi Türkiye geneli ev baskınları: Çok sayıda kişi gözaltına alındı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket’ten değerlendirme: Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket’ten yeni yazı: Dünya, ülke ve mücadele

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Meşruiyetin bedeli: NATO zirvesiyle gelen tutuklamalar…

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.