NATO Zirvesi öncesi Ankara Cumhuryet Başsavcılığı’nın talimatıyla gerçekleştirilen ve 209 kişinin gözaltına alındığı ev baskınlarıyla ve yine zirve öncesi ilan edilen 13 günlük kapsamlı eylem yasaklarını TBMM gündemine taşıyan DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, gözaltında yaşanan işkence ve polis şiddetine ilişkin İçişleri Bakanlığı’ndan açıklama talep etti. Çiçek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi.
NATO Zirvesi öncesinde Ankara Emniyet Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen toplu ev baskınları kapsamında yüzlerce kişinin gözaltına alındığını hatırlatan Çiçek, gözaltına alınanlar arasında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, akademisyen, avukat ve LGBTİ+ aktivistlerinin de bulunduğunu; çok sayıda yurttaşın gözaltına alınmasının ciddi hak ihlallerini beraberinde getirdiğini belirtti. Çiçek, NATO Zirvesi öncesinde esasında demokratik siyaset alanının ve toplumsal muhalefetin hedef alındığını, güvenliğin bahane edilerek demokratik hakların sınırlandırılmasının ve toplumsal muhalefetin bastırılmasının aracı haline getirildiğini savundu.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi’nin Ankara TEM’de avukat ve müvekkiline yönelik gerçekleşen polis şiddeti ve işkence karşısında yaptığı açıklamasına da değinen Çiçek, “Ankara TEM Şube’de gözaltı işlemlerini takip eden avukatın darp edilmesi, müvekkilinin merdivenden itilerek düşürülmesi ve tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisinin binaya alınmamasının gözaltı süreçlerinde polis şiddeti ve cezasızlık tartışmalarını derinleştirdiğini” ifade etti.
Çiçek’in İçişleri Bakanı Çiftçiye verdiği soru önergesi: Bu uygulamaların kamu güvenliğiyle ilişkisi nedir?
Çiçek’in İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından yanıtlanmasını istediği sorular ise şöyle:
“NATO Zirvesi öncesinde aralarında siyasetçi, sendikacı, gazeteci, akademisyen, avukat ve LGBTİ artı aktivistlerinin bulunduğu yüzlerce yurttaşın şafak baskınlarıyla gözaltına alınmasının dayanağı nedir? Bu kişilerin demokratik ve barışçıl faaliyetleri kamu güvenliği tehdidi olarak mı değerlendirilmiştir? ‘Operasyon Turkuaz’ kapsamında gerçekleştirilen kitlesel gözaltılar ve toplantı-gösteri yasaklarıyla NATO Zirvesi öncesinde demokratik muhalefetin ve toplumsal itirazların baskı altına alınması mı amaçlanmıştır? Bu uygulamaların kamu güvenliğiyle ilişkisi nedir?
Toplumsal ve siyasal alanda görünürlüğü bulunan gazeteci, avukat, akademisyen, sendikacı ve siyasetçilerin şafak baskınları, kapı kırmalar ve ters kelepçe uygulamalarıyla gözaltına alınmasının amacı nedir? Bu uygulamalarla kamuoyuna ve demokratik muhalefete nasıl bir mesaj verilmek istenmiştir? Ankara’da 13 gün süreyle tüm toplantı ve gösterilerin yasaklanmasının gerekçesi nedir? Bu yasak kararıyla Anayasa’nın 34’üncü maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri hakkı fiilen ortadan kaldırılmamış mıdır?
Ankara TEM Şube’de gerçekleşen polis şiddetiyle ilgili sorumlu kolluk personeli hakkında idari veya adli soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmamışsa gerekçesi nedir? Tutanak tutmak üzere gelen Ankara Barosu yetkilisinin binaya alınmamasının hukuki gerekçesi nedir? Bu uygulama, kolluk görevlilerinin eylemlerinin denetlenmesini engelleyerek cezasızlık pratiğini güçlendirmemekte midir?”



