yolculuk
15 Haziran 2026 Pazartesi
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

CHP, “Mutlak Butlan” ve Demokrasi Mücadelesi – Tuner Tekin yazdı

Haziran 15, 2026

Türkiye’de faşist rejimin siyasal alanı yeniden dizayn etme hamleleri, CHP’ye yönelik yargısal müdahaleler ve “Mutlak Butlan” kararıyla yeni bir aşamaya geçti. Yargının bir siyasal araç olarak kullanılması ve düzen muhalefetinin yukarıdan aşağıya yeniden şekillendirilmeye çalışılması, sıradan bir iç hukuk meselesi ya da burjuva partileri arasındaki bir rekabet olarak görülemez. Karşımızdaki tablo, faşist sermaye diktatörlüğünün toplumsal muhalefetin mevcut direnç noktalarını tasfiye etmeyi ve gelecekte ortaya çıkabilecek halk hareketlerinin önünü kesmeyi amaçlayan stratejik bir hamlesidir.

Bu süreç sosyalist hareket içinde çeşitli tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Bir kesim yaşananları esas olarak burjuva fraksiyonlar arasındaki bir güç mücadelesi olarak değerlendirirken, bir başka kesim bu sürece müdahil olmanın düzen muhalefetinin kuyruğuna takılma riski taşıdığını düşünmektedir. Ancak tartışmanın düğüm noktası şudur: CHP’ye yönelik müdahaleler karşısında devrimci tutum ne olmalıdır?

Demokrasi Mücadelesinin Sınıfsal Niteliği

Bu tartışma özünde seçme-seçilme hakkı, siyasal iradenin gasp edilmesi ve demokratik alanın daraltılmasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle mesele, faşizmin koyulaştırılması ve halkın tarihsel mücadelelerle kazandığı demokratik mevzilerin adım adım tasfiye edilmesidir.

Devrimciler için demokrasi mücadelesi, anayasal kurumların korunmasına ya da seçim mekanizmalarının işlemesine indirgenemez. Demokrasi mücadelesi, emekçi sınıfların örgütlenme, ifade etme ve siyasal yaşama katılma imkanlarının genişletilmesi mücadelesidir. Bu nedenle demokratik hak ve özgürlüklere yönelik her saldırı, yalnızca belirli siyasal çevreleri değil, halkın mücadele kapasitesini de hedef alır.

Bugün savunulan demokratik hakların neredeyse tamamı işçi sınıfının tarihsel mücadeleleriyle kazanılmıştır. Eşit oy hakkı, sendikal haklar, grev hakkı, örgütlenme ve ifade özgürlüğü gibi kazanımlar sermaye sınıfının lütfu değil, emekçilerin uzun mücadelelerinin ürünüdür. Faşist sermaye düzeninin bugün tasfiye etmeye çalıştığı her demokratik mevzi, halkın tarihsel olarak elde ettiği kazanımlardır.

Devrimciler bu hakları, emekçi sınıfların mücadele ve örgütlenme olanaklarını koruduğu için savunurlar. Ancak demokratik hakları savunmak ile bu hakları sürekli sınırlayan düzen kurumlarını savunmak aynı şey değildir. Devrimcilerin savunduğu şey devlet aygıtının mevcut biçimi değil, halkın mücadele imkânlarıdır. Bu nedenle demokrasi mücadelesi, devrimciler açısından bir nihai hedef değil, toplumsal kurtuluş mücadelesinin geliştiği vazgeçilmez siyasal zemindir.

CHP ve Siyasal Sınırlar

CHP’ye yönelik müdahaleler bu çerçevede değerlendirilmelidir. Sorun bir düzen partisinin uğradığı haksızlık değil, halkın siyasal iradesini ortaya koyabildiği alanların giderek daraltılmasıdır. Bu müdahaleler, toplumsal muhalefeti kontrol altına almayı ve gelecekte ortaya çıkabilecek halk hareketlerinin önünü kesmeyi amaçlayan daha geniş bir saldırının parçasıdır.

Bu nedenle savunulması gereken şey CHP’nin kurumsal varlığı değil, halkın elinde kalan demokratik mevziler ve mücadele imkânlarıdır. Dolayısıyla bu saldırı karşısında tarafsızlık ilan etmek, rejimin kendi olağanüstü halini tahkim etmesine ve yarın daha geniş toplumsal kesimleri hedef alacak baskı aygıtlarını meşrulaştırmasına göz yummak anlamına gelir.

Aynı zamanda görülmesi gereken bir gerçeklik de burjuva muhalefetinin sınırlarıdır. CHP, kitlelerin biriken öfkesinin sistem dışına taşmasından ve bağımsız bir sınıf hareketine dönüşmesinden korktuğu için çoğu zaman uzlaşmacı ve edilgen bir çizgide hareket etmektedir. Bu nedenle devrimci siyasetin görevi, burjuva muhalefetin arkasına eklemlenmek değil, ondan bağımsız bir mücadele odağı yaratmaktır.

Kitle Tepkisi ve Devrimci Görev

“Mutlak Butlan” kararı sonrasında ortaya çıkan tepki yalnızca CHP yönetimine yönelen bir destek olarak okunamaz. Milyonlarca insan yaşananları hukuki bir tartışma olarak değil, elinde kalan son asgari siyasal hakların ve irade beyan etme imkanının gasp edilmesi olarak görmektedir.

Halkın geniş kesimlerinin mutlak butlan girişimine karşı duyduğu öfke, siyasal iradenin gasp edilmesine ve demokratik hakların budanmasına karşı gelişen meşru ve ilerici bir tepkidir. Bu tepki bugün büyük ölçüde CHP’nin organize ettiği mitingler ve siyasal çağrılar içinde görünür hale gelse de, bu durum onun toplumsal içeriğinin ve sınıfsal potansiyelinin bu çerçeveyle sınırlı olduğu anlamına gelmez. Mevcut siyasal kanallar bu öfkeyi belirli sınırlar içinde tutmakta ve rejim açısından kontrol edilebilir bir hatta yönlendirmektedir. Devrimcilerin görevi bu tepkinin dışında durmak değil, onun içinde yer alarak bu sınırlanmayı aşacak şekilde demokratik içeriğini güçlendirmek ve daha ileri bir mücadele hattına bağlamaktır.

Bu hoşnutsuzluk aynı zamanda yıllardır biriken ekonomik yıkımın, adaletsizlik duygusunun ve siyasal dışlanmışlığın da ifadesidir. Milyonlarca insan hayat pahalılığını, güvencesizliği, hukuksuzluğu ve baskıları doğrudan yaşamaktadır.

Devrimci siyasetin görevi bu tepkiyi küçümsemek ya da onu düzen içi bir refleks olarak mahkum etmek değildir. Asıl görev, bu hoşnutsuzluk içindeki demokratik ve ilerici unsurları açığa çıkarmak ve kitlelerin adalet arayışını rejimin gerçek niteliğinin teşhir edilmesinin bir aracına dönüştürmektir. Çünkü kitlelerin kendiliğinden gelişen demokratik tepkisi, devrimci bir müdahale olmaksızın kendi başına düzen sınırlarını aşamaz.

Sonuç: Bağımsız Devrimci Hat

Egemenlerin siyasal alana yönelik kuşatması, doğrudan halkın mevcut kazanımlarını ve gelecekteki mücadele imkanlarını hedef almaktadır. Bu nedenle saldırılar yalnızca bir partiye değil, toplumsal muhalefetin bütününe yönelmiştir.

Devrimcilerin görevi burjuva muhalefetin arkasında saf tutmak değil, bu saldırının hedef aldığı demokratik hakları ve mücadele imkanlarını bağımsız bir siyasal hat üzerinden savunmaktır. Devrimci hareket, siyasal hak gaspları ile ekonomik sömürü arasındaki bağı görünür kılmak ve bunu toplumsal kurtuluş mücadelesine bağlamakla yükümlüdür.

Çünkü bugün savunulan şey bir partinin geleceği değil, emekçi halkın elinde kalan demokratik mevziler ve yarının mücadele olanaklarıdır.

Tweet

Önerilen İçerikler

Kılıçdaroğlu Kurultay’a gitmiyor: Toplum tepki gösterebilir diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz?

Kılıçdaroğlu Kurultay’a gitmiyor: Toplum tepki gösterebilir diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz?

Haziran 3, 2026
Yolculuk Çeviri: Orta Doğu’daki kaos, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Batı için vazgeçilmez kılıyor.

Yolculuk Çeviri: Orta Doğu’daki kaos, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Batı için vazgeçilmez kılıyor.

Mart 17, 2026
İran Devrim Muhafızları Ordusu sözcüsü hayatını kaybetti

İran Devrim Muhafızları Ordusu sözcüsü hayatını kaybetti

Mart 20, 2026

Pöpüler İçerikler

  • Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

    Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Bay Kemal”den “Kemal Bey”e, “Umudumuz Kemal”den “Hain Kemal”e!.. – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Sınıfsal Bakış | 13. yılında Gezi Direnişi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | ‘Batı Marksizmi’ nedir? (veya neydi)

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Şiirin ve kavganın ustası: Nâzım Hikmet – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.