1 Mayıs 2026 yaklaşırken eylem ve miting örgütlenmeleri sürüyor. Bugün (17 Nisan) DİSK, KESK, TMMOB, TTB İstanbul 1 Mayıs’ta nerede olacaklarını açıkladı. Daha öncesinde Taksim için başvuru yapmış olan dört kurum 1 Mayıs’ta Kadıköy’de miting yapacaklarını duyurdu.
Buna karşın mücadeleci sendikalar, gençlik örgütleri ve devrimci kurumlar Taksim’in işçi sınıfının birliğinin, mücadelesinin ve özgürlüğünün adresi olduğunu belirtip 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi’ni oluşturarak bu sene de 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda eylemde olacaklarını duyurdu.
Geçtiğimiz yıl da aynı durum yaşanmış ve 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi kurulmuştu.
1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi; DİSK, KESK, TMMOB, TTB’den ayrı faaliyetlerini sürdürüyor.
Taksim’in işçi sınıfının birliğinin, mücadelesinin ve özgürlüğünün adresi olduğunu belirten İnisiyatif, Taksim’i 1 Mayıs meydanı olarak tanıyan Anayasal haklar ve mahkeme kararlarının da ötesinde tarihsel bir meşruiyeti olan meydanın tartışma konusu edilemeyeceğini vurguladı.
İnisiyatif “dörtlü”nün Kadıköy’de miting kararının ardından X hesabından gönderi paylaştı. Gönderide “Taksim kararlılığında olan tüm dostlarımızı omuz omuza yürümeye çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.
TAKSİM İRADESİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR!
Türkiye işçi sınıfının ilk meydan kutlaması için Taksim’e çıktığı 1976 1 Mayıs’ının 50. yılında, Taksim kararlılığında olan tüm dostlarımızı omuz omuza yürümeye çağırıyoruz.#1MayıstaTaksimdeyiz #1M2026 pic.twitter.com/lrjTBuhSBw
— 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi (@1m2026) April 17, 2026
Ayrıca İnisiyatif “Taksim iradesi sahipsiz değildir” başlıklı bir açıklama yayınlayarak tüm devrimci-demokrat kurumları 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’nda irade göstermeye davet etti.
Açıklama şu şekilde:
“1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi: Taksim iradesi sahipsiz değildir, 1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!
Geçtiğimiz yıl, iktidarın 1 Mayıs Alanı Taksim’i yasaklamaya yönelik tutumunun kabul edilemez olduğunu belirterek 1 Mayıs 2025 Taksim Tertip Komitesi’ni oluşturan kolektif inisiyatif bu yıl yeni katılımlarla büyüyen daha geniş bir bileşenle ve detaylı hazırlık süreci planlamasıyla harekete geçti.
Mücadeleci Sendikalar diye bilinen, aralarında konfederasyonlara üye ya da bağımsız farklı sendikaların yer aldığı sendikalar, Taksim’de kararlı olduğunu ifade eden sosyalist örgütler ve gençlik örgütleri “1 Mayıs’ta omuz omuza Taksim’deyiz” başlıklı bir açıklama yayımlayarak 1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi’ni ilan etti.
İnisiyatif, sendika yöneticilerinden oluşan bir Tertip Komitesi de oluşturarak 7 Nisan’da avukatlar eşliğinde İstanbul Valiliği’ne 1 Mayıs’ta Taksim’de olacaklarını bildirmişti.
Valiliğin yasaklamalarını gerekçe göstererek Taksim dışına yapılan 1 Mayıs çağrılarının ardından İnisiyatif’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “TAKSİM İRADESİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR! Türkiye işçi sınıfının ilk meydan kutlaması için Taksim’e çıktığı 1976 1 Mayıs’ının 50. yılında, Taksim kararlılığında olan tüm dostlarımızı omuz omuza yürümeye çağırıyoruz” denildi.
Yüzlerce emekçi “Taksim Bizim, Söz Emeğin” forumunda buluştu
1 Mayıs 2026 Taksim İnisiyatifi, 11 Nisan cumartesi günü de 16.00’da Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde “Taksim bizim, söz emeğin” başlıklı bir forum düzenledi.
Depo işçileri, enerji işçileri, inşaat işçileri, sağlık ve eğitim emekçileri, ev işçileri ve tersane işçilerinin yanı sıra iş cinayetlerine karşı adalet mücadelesi verenler ve tutuklu sendikacılarla gazetecilerin yakınlarının da aralarında bulunduğu yüzlerce emekçinin katıldığı forumda Taksim çağrıları yapıldı.
Taksim’in işçi sınıfının birliğinin, mücadelesinin ve özgürlüğünün adresi olduğunu belirten İnisiyatif Taksim’i 1 Mayıs meydanı olarak tanıyan Anayasal haklar ve mahkeme kararlarının da ötesinde tarihsel bir meşruiyeti olan meydanın tartışma konusu edilemeyeceğini vurguladı.
İnisiyatif temsilcileri bugün (17 Nisan cuma 15.00) Kadıköy Postanesi’nde tutuklu sendikacılara kart atacak.
11 Nisan Forumu’nda İnisiyatif adına okunan açıklama:
1 MAYIS’TA OMUZ OMUZA TAKSİM’DEYİZ!
2026 1 Mayıs’ına sayılı günler kaldı. Bu yıl 1 Mayıs’ı emperyalist-kapitalist sistemin insanlığı savaş ve sömürü kıskacına aldığı, artık hiçbir hak ve hukuk tanımadığını ortaya koyduğu, işçi sınıfına ekmeği, onuru ve özgürlüğü için direnişten başka seçenek bırakmadığı bir dönemde karşılıyoruz.
Emperyalizm Ortadoğu halklarına açtığı savaşta sınırsız bir saldırganlıkla ilerlerken, işbirlikçi iktidar Türkiye’yi bu savaşın tam ortasına yerleştiriyor. Temmuz’da NATO zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan iktidar, ülkemizi emperyalist saldırganlığın ön cephe ülkesi haline getirmek istiyor.
Çok uluslu şirketler ve yerli işbirlikçileri bu savaşta kâr planlamaları yaparken emekçi halkın payına yaşam pahalılığı, işsizlik, yoksulluk, ağır çalışma koşulları, geleceksizlik düşüyor. İktidar, halkın giderek büyüyen hoşnutsuzluğu harekete geçmesin, dört yanda boy veren emek ve hak mücadeleleri bir araya gelmesin diye baskı ve yasaklamalarla elimizi kolumuzu bağlamaya çalışıyor.
Ama bu halk her şeye rağmen direniyor. Organize sanayi bölgelerinde, fabrikalarda, madenlerde, ormanlarda, kentte ve kırda, yoksul mahallelerde, kampüslerde, sokaklarda çoban ateşleri çoğalmaya devam ediyor.
Hesaplaşmayı sandığa havale edip erken seçim çağrıları yapanlar karşısında ise Erdoğan gayet dürüstçe yanıt verip, “Erken ya da ara seçim yok. Türkiye’yi çokuluslu şirketler için yönetim merkezi haline getirmeye çalışıyoruz” diyerek meselenin özünün sınıfsal olduğunu kendi ağzıyla ifade ediyor.
İktidar yalnızca muhalif siyasetçilere, belediye başkanlarına değil sanatçılara, gazetecilere, ekoloji direnişçilerine ve sendikacılara karşı da yeni bir saldırı dalgası başlatmış durumda. İstiyorlar ki bu iktidarın halk düşmanı, emek düşmanı politikaları karşısında hoşnutsuzluğu büyüyen emekçi halk sessiz, seçeneksiz, siyasetsiz, örgütsüz, hareketsiz kalsın.
İşçi sınıfının kendi bağımsız çıkarları için mücadele edebileceğini, örgütlenebileceğini ve kazanabileceğini gösteren dostlarımız özellikle hedef alınıyor. Polen Ekoloji Kolektifi’nden Cemil Aksu, Bakırtepe Çevre Platformu’ndan Aytaç Sarıkaya ve Aynur Ergül, DİSK Limter-İş Sendikası Genel Başkanı İleri Devrim Yurtsever, önceki dönem genel başkanları Kanber Saygılı, Aydın Kılıçdere ile Hakkı Demiral, Bir Tek Sen Genel Başkanı Mehmet Türkmen, Akbelen Ormanı direnişçisi Esra Işık ve Umut Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu sermayenin saldırılarına karşı emeği ve yaşamı savundukları için tutuklandı.
Dostlarımızın hepsi bize “mücadeleye devam” mesajlarını bıraktı ve mücadele devam ediyor. Bu baskıların, tutuklamaların işçi sınıfının sele dönen öfkesini durdurmayacağını biliyor, kurtuluşun işçi sınıfının ellerinde olduğunu biliyor, mücadeleye devam ediyoruz.
Hayat işçileri, emekçileri, kadınları, gençleri iktidarın gayrimeşru sınırlamalarını reddederek; eşit ve özgür yarınları kurmaya çağırıyor. Bu sese kulak verenlerin birlikteliği ile 1 Mayıs’ta Taksim’e yürüyoruz.
İktidarın tüm baskı ve zorbalıklarının karşısında işçi sınıfının birliğinin, mücadelesinin, onurunun ve özgürlüğünün mekânı olarak simgeleşen Taksim’de hakkımızı, emeğimizi, özgürlüğümüzü savunmaya gidiyoruz.
Taksim halkındır, yasaklanamaz!
Taksim, Türkiye işçi sınıfı açısından 1976’dan 2026’ya uzanan onurlu bir mücadelenin adresidir. 1977’de ve 1989’da yitirdiklerimizin anısına, ülkemizi ve geleceğimizi katliamcılara terk etmeyeceğimizin ifadesidir. 2000’li yıllarda Taksim Meydanı’nın ve 1 Mayıs gününün dişe dişe mücadelelerle kazanılabileceğini gösterdiğimiz, Gezi’nin yollarını açan yakın mücadele tarihimiz, bu iktidar karşısındaki irade beyanımızın en simgesel adresidir. 19 Mart 2025 isyanında meydanların ve kürsülerin verdiği “mücadeleye devam” sözüdür.
Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamak, “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir” diyen Anayasa’nın 34. Maddesi uyarınca Anayasal hakkımızdır. 2016 yılında DİSK’in yaptığı başvuru üzerine 2023 yılında Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararda da ifade edildiği şekliyle: “İşçi ve sendika kültürünü oluşturan yapı taşlarından biri olan Taksim Meydanı, yalnızca 1 Mayıs günü orada bulunanların dayanışmasını değil aynı zamanda emekçilerin ortak hafızasının varlığını göstermektedir. Somut olaylarda idarenin yasaklama ve dolayısıyla müdahale gerekçelerinden biri, İstanbul’da yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşleri alanları içinde Taksim Meydanı’nın yer olmamasıdır. Ancak toplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenlenmesindeki hedeflenen amaçlara ulaşabilmesi için mekanın önemi gözetildiğinde mekan seçme serbestisinin kategorik olarak yasaklanması Anayasa bakımından kabul edilemez bulunmuştur.”
Bu koşullarda Taksim Meydanı’na yönelik herhangi bir kısıtlamanın yasal, Anayasal, bilimsel, insani gerekçesi yoktur. Tek bir gerekçe vardır, o da bütün muhalefeti boğmak isteyen iktidarın siyasal gerekçesi, ki biz de tam da buna karşı mücadele ediyoruz. Taksim halkındır, halkın hakkıdır, yasaklanamaz!
Omuz omuza Taksim’e
Sermayenin çıkarları için dünya halklarına ölüm yağdıran emperyalist saldırganlığa, NATO’ya ve Erdoğan iktidarının işbirlikçi politikalarına karşı…
Ülkemizi çok uluslu şirketler için güvenli üs haline getirmeye çalışanlara karşı…
Emeğimizi, kentlerimizi, doğamızı yağmalayanlara karşı…
Yoksullaştırmaya, geleceksizleştirmeye, baskılara karşı…
Savaşsız sömürüsüz bir dünya, insanca bir yaşam, eşitlik ve özgürlük için…
Emekçi ve isyancı halkımızın öfkesini, onurunu ve kararlılığını kuşanarak Taksim’e yürüyoruz.
Üreten, yaratan, değiştiren, haklı ve güçlü olan biziz. Savaşsız sömürüsüz yarınları kuracak iradesi olan bizleriz. Hep birlikte özgür ve eşit yarınlar için kol kola yürümeye çağırıyoruz.
Taksim, 1 Mayıs alanıdır!
1 Mayıs’ta omuz omuza Taksim’deyiz”



