Hattat Holding’in 2005’ten beri Bartın Amasra’da hayata geçirmeye çalıştığı termik santral projesi, bölge halkının mücadelesi sonucunda iptal edildi.
Başlangıçta kömür üretimi amacıyla başlatılan ancak daha sonra termik santral projesine dönüştürülen süreç, yargının verdiği nihai kararla hukuken sona erdi. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 18 Şubat 2026 tarihli kararıyla Hattat Holding’e ait elektrik üretim lisansını kesin olarak iptal etti.
Süreç nasıl başlamıştı ?
2006 yılında Amasra B sahasını rödovans kiralama sözleşmesiyle devralan Hattat Holding’in bölgedeki faaliyetleri, üretim hedeflerinden termik santral projesine evrilmesiyle uzun süreli bir hukuki anlaşmazlığa yol açtı. Şirket, başlangıçta kömür çıkarma taahhüdüyle girdiği bölgede daha sonra elektrik üretim lisansı alarak termik santral için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini başlattı. Bu süreçte holding, ÇED onaylarını kolaylaştırmak adına projeyi; lavuar tesisi, atık alanı ve liman gibi alt bileşenlere ayırarak parçalı başvurular yapma stratejisini izledi.
Projenin bürokratik ilerleyişinde, Hattat ailesinin devlet kademeleriyle olan ve geçmişi onlarca yıla dayanan köklü siyasi ilişkileri belirleyici bir rol oynadı. Şirketin kurucusu ve tek pay sahibi olan Mehmet Hattat’ın kardeşi Emin Hattat’ın, geçmiş dönemde Süleyman Demirel’e danışmanlık yapmış olması bu ilişkilerin tarihsel temelini oluşturuyor. O günden bu yana farklı iktidarlarla yakın bağlarını sürdüren Hattat ailesinin, Amasra’daki proje sürecinde de dönemin bakanlarıyla kurulan hemşehrilik ilişkileri ve siyasi nüfuzlarının usulsüz ÇED kararlarının alınmasında etkili olduğu biliniyor.
Kanserle Ölmektense, Açlıktan Ölürüz!
Süreç boyunca yaşanan idari ve hukuki gelişmelere karşı, Bartın halkı 20 yıl boyunca aynı kararlılıkla direndi. Süreci ilk günden itibaren yakından takip eden Bartın Platformu avukatlarından Engin Uzun, yerel halkın projeye karşı ortaya koyduğu örgütlü kararlılığı somut örneklerle aktardı.
Amasra’da toplumun tüm kesimlerinin tek bir ortak irade etrafında birleştiğini vurgulayan Uzun, eylemlerin boyutunu şu sözlerle ifade etti:
“Amasra’da ‘ben termik santral istemiyorum, Amasra’nın geleceği turizmden yanadır’ şeklinde bir protesto ile tüm esnaf, fırınlar hariç bir gün kepenk kapattı. ‘Biz termik santralden kanserle öleceğimize açlıktan ölürüz’ diyerek bu protestoyu gösterdiler. Amasra şehir merkezinden termik santralin yapılacağı alana kadar uzanan kesintisiz bir insan zinciri oluşturuldu”
Nüfusu küçük bir il olan Bartın’da on binlerce insanın sokaklara döküldüğünü vurgulayan Uzun, “Bartın ilinde siyasi parti mitingi gibi on bini geçen bir termiksiz yaşam mitingi yapıldı. ÇED sürecinde kırk bin kişi bireysel dilekçeyle projeye itiraz etti. Bu detayın önemli olduğunu düşünüyorum. Kırk bin kişi bir dilekçeye imza atmadı. Kırk bin ayrı dilekçe verdi. Hayvancılıkla uğraşan meralarını, arıcılar arılarını, turizmciler otellerini savunarak kendilerini ilgilendiren alanlarda itirazda bulundu. Bu aslında topyekûn bir halk direnişiydi” dedi.


