Bugün sabah saatlerinde NATO Zirvesi öncesi gerçekleşen ev baskınlarında 100’ün üzerinde kişi “örgüt üyeliği” bahanesiyle gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınanlar arasında ÇHD ve İstanbul Barosu üyesi Av. Ezgi Önalan ile Av. Yunusemre Işık da bulunuyordu.
İstanbul Barosu bu baskınlara ve süreç boyunca oluşan gayrihukuki uygulamalarla ilgili yaptığı açıklamasında avukatlara yönelik gözaltıları anti-demokratik, hukuksuz ve keyfi olarak nitelendirirken gerçekleştirilen baskınlar ve yurttaşların gözaltına alınması sürecini ise demokratik toplumu baskı altına almak olarak tanımladı.
Açıklamanın tamamı şu şekilde:
DEMOKRASİ VE HUKUKU KORUYACAĞIZ
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’nin hemen öncesinde, sabaha karşı İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde operasyonlar düzenlenmiş; aralarında Baromuz üyesi ve aynı zamanda Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı Av. Ezgi Önalan ile Av. Yunusemre Işık’ın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Yine birinci Meclis önünde Baromuz üyeleri Av. Pınar Akbina Karaman, Av. Doğan Zafer Çıngı ve Av. Fettah Ayhan Erkan ile Av. Tacettin Çolak, Av. İbrahim Kıvılcım Çolak ve Av. Sait Kıran’la birlikte birçok yurttaş bu gözaltılara eklenmiştir.
Son haftalarda ülke genelinde uygulamaya konulan yaygın yasaklar, gözaltı ve tutuklama işlemleri ile savaş halinde bile koruma altında olan temel hak ve özgürlüklerin keyfi biçimde ve kitlesel olarak yok edilme sürecine dönüşmüş bulunuyor.
Öyle ki; daha geçen hafta düzenlenen operasyonlar kapsamında, içlerinde meslektaşlarımız Av. Doğa İncesu, Av. Semra Demir ve Av. Kürşat Bafra’nın da bulunduğu onlarca kişi hukuka aykırı şekilde tutuklanmıştı.
Bu operasyonlar; Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmaya, muhalefeti sindirmeye ve demokratik toplumu cezalandırmaya yönelik açık bir gözdağıdır. Hukuk devletiyle bağdaşmayan bu uygulamalar, temel hak ve özgürlüklerin fiilen askıya alınması anlamına gelmekte ve hak özneleri üzerinde caydırıcı etki yaratılması amaçlanmaktadır.
Avukatların üstlendikleri davalar, mesleki faaliyetleri, düşünceleri veya üyesi oldukları meslek örgütleri ve dernekler nedeniyle hedef haline getirilmeleri; Avukatlık Kanunu’nun avukatlık mesleğinin bağımsızlığını güvence altına alan hükümleri göz ardı edilerek sabaha karşı ev baskınlarıyla gözaltına alınmaları, yalnızca meslektaşlarımızın değil, savunma makamının ve adil yargılanma hakkının da hedef alınması anlamına gelmektedir.
İstanbul Barosu olarak, gözaltındaki meslektaşlarımız ve yurttaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını talep ediyor; savunma makamının bağımsızlığına, hukuk devletine ve temel hak ve özgürlüklere yönelik her türlü müdahaleye karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi ve meslektaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.



