Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 7-8 Temmuz’da Ankara’da yapılacak NATO zirvesi öncesinde CNN Türk televizyonunda Hande Fırat’ın sorularını yanıtladı. Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın politikaları ile Türkiye’nin stratejik hedeflerinin örtüştüğünü belirterek, “Türkiye ile Amerika arasında kötü olmayı gerektirecek hiçbir konu olmadığını” söyledi. Ek olarak Fidan, F-35 satışına yönelik yasağın CAATSA’dan (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası) kalkabileceğini öne sürdü.
İki ülke ilişkilerinde ticaret, ekonomi ve teknoloji alanlarının iyi ilerlediğini ifade eden Fidan, “Özellikle jeopolitik konular… Obama döneminde başlayan Suriye’deki Amerikan politika değişikliği, Beşşar Esad’e ve rejime karşı olan mücadelenin birden DEAŞ’a karşı mücadeleye dönmesi, YPG’nin desteklenmesi sürecinde Türkiye’nin milli güvenliğine tehdit oluşturan bir politika konusu vardı. Trump’ın ikinci döneminde, bu politika terk edildi resmi olarak” sözleriyle
Trump yönetimi ile anlaştıklarını savundu.
“CAATSA konusunda gereken adımları atıyoruz”
ABD ile ilişkilerindeki en büyük pürüzün CAATSA yaptırımları olduğunu kabul eden Dışişleri Bakanı, bu yaptırımların çoğunun idari olduğunu ve kaldırılması yönünde her iki liderde de güçlü bir irade bulunduğunu iddia etti. Fidan, geçen yılın eylül ayında Washington’da bir araya gelen Erdoğan ve Trump’a atıfta bulunarak, “İki lider, bu konuda irade beyanında bulundular ve biz bakanlara da bu sorunu çözmemiz için talimat verildi. Savunma Bakanımız ve ben, bu noktada yoğun bir çalışma içindeyiz. Ama genel hatlarıyla iyi giden bir ilişki var.”
CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin takvime değinen Fidan, bu sürecin belirli aşamaları olduğunu ve yürütülen çalışmalar hayata geçtikçe sonuçların kamuoyu tarafından görüleceğini belirtti. Söz konusu gelişmenin yakın bir tarihte gerçekleşebileceğini dile getiren Bakan, bürokratik işlemlerin tamamlanması ile ABD Kongresi’ndeki yasal sürecin her zaman eş zamanlı ilerlemediğine dikkat çekti. Her iki ülke yönetiminde de idari açıdan bir irade sorunu bulunmadığını öne süren Fidan, buna karşın Amerikan Kongresi’ndeki yasal sürecin nasıl şekilleneceğini takip edeceklerini ifade etti.
Ayrıca Fidan takip edildiğini belirttiği kongre sürecinde; F-35 satış yasağının yanı sıra Halkbank davası ve KAAN uçağı için jet motoru tedariki gibi engellerin rasyonel bir ilişki zeminiyle aşılabileceğini öne sürdü.
Fidan, NATO üyesi olmayan ve ABD ile bu denli ortak çıkar alanı bulunmayan birçok ülkeye ticari gerekçelerle silah satışı yapılırken Türkiye’ye kısıtlama uygulanmasının Trump yönetimi nezdinde izah edilebilir bir perspektifi olmadığını ileri sürdü. Yıllar içerisinde Türkiye aleyhinde oluşmuş birtakım siyasi düşüncelerin etkilerini bu türden olaylarda gördüklerini ve bu meseleyi çözmek için çalıştıklarını söyledi.
F-35 satış yasağının kaldırılması meselesi hakkında Fidan, bunun idari bir karar olduğunu ifade ederek söz konusu adımın CAATSA yaptırımlarının ardından atılabileceğini öngördü.
Transatlantik Dengeler ve Değişen Çıkarlar
ABD’nin Türkiye’yi bölgede nasıl tanımladığıyla ve iki ülke ilişkilerinin dengeli olup olmadığıyla ilgili soruyu cevaplayan Fidan, ikili ilişkilerin “sabit” ve “değişken” olmak üzere iki farklı boyutu bulunduğunu iddia etti.
İki ülkenin aynı güvenlik ittifakı (NATO) çatısı altında omuz omuza yer almasını ilişkinin kalıcı ve sabit tarafı olarak nitelendiren Bakan; değişken tarafın ise ülkelerin bölgesel ve küresel çıkarlarındaki farklılaşmalardan kaynaklandığını savundu. Transatlantik bağlamda hem Avrupa’nın hem de ABD’nin çıkarlarının zamanla değiştiğini, hatta Avrupa içindeki aktörlerin bile kendi aralarında bölündüğünü ileri süren Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinde de benzer bir tablonun yaşandığını ve bu durumun yönetimden yönetime ya da konjonktüre göre değişiklik gösterdiğini belirtti.
CAATSA yaptırımları nedir?
İngilizce kısaltması CAATSA olan “Amerika’nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası”, ABD Kongresi tarafından 2017’de onaylanarak Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yaptırımları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konmuştur.
CAATSA’nın 231’inci maddesi, Rusya’nın istihbarat veya savunma sektörleri ile “önemli düzeyde” alışveriş yapan kişi veya kurumları hedef almaktadır. Türkiye’nin Rusya’dan S-400 satın almasının bu maddenin ihlali olarak değerlendiren ABD, Aralık 2020’den bu yana Türkiye’ye CAATSA kapsamında yaptırım uygulamaktadır.
Türkiye’nin S-400 sistemlerini alması ve CAATSA yaptırımları, ABD ve Türkiye arasında güven krizine yol açmıştır.
ABD Hazine Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı’nı (SSB) yaptırım listesine eklemiştir. Böylece SSB’nin ABD’den ekipman ve teknoloji ihracat lisansı alması ve uluslararası finans kuruluşlarının kredilerinden faydalanması engellenmiştir.
Yaptırımların bir parçası olarak F-35 programından çıkarılan Türkiye, filosunu modernize etmek adına 2021’de F-16 jetleri ve modernizasyon kitleri alma talebinde bulundu. Yıllarca sürüncemede kalan talep ancak Ankara’nın 2024’te İsveç’in NATO üyeliğine yeşil ışık yakmasının ardından ABD Kongresi’nden geçti. ABD, Türkiye’ye 40 adet F-16 savaş jeti ve 79 modernizasyon kiti satılmasına onay verdi.
Trump yönetimi, 2026 yılının Haziran ayında Türkiye’ye 700 milyon dolarlık (yaklaşık 32 milyar lira) F-110 savaş jeti motoru satma niyetini beyan etti. Kongre’nin 15 gün içinde itiraz etmemesi durumunda bu motorlar Türkiye’ye satılabilecek. Motorların, Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’lar için kullanılması planlanıyor.



