Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancılar cemaatinin 2016 yılında hayatını kaybeden eski lideri ve eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili şüpheli ölüm soruşturması başlattı. Soruşturma kapsamında Denizolgun’un Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabri, fethi kabir (mezarın açılması) kararı alınmıştı. Ekipler, Denizolgun’un kemiklerini mezardan çıkararak incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na götürdü.
“Otopsi işlemleri şüpheli, yeniden inceleme yapılacak”
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, Denizolgun’un vefatına ve o dönem yürütülen otopsi süreçlerine yönelik şüphe ve şikayetler bulunduğu belirtilerek, “Gerçek ölüm sebebinin tespiti amacıyla yeniden inceleme yapılması için fethi kabir kararı alınmıştır” denildi.
Cansız bedenine 36 saat sonra ulaşılan Denizolgun’un ölümü o dönem kayıtlara “normal ölüm” olarak geçmiş, ancak adli tıp raporunu hazırlayan heyetteki bazı doktorların daha sonra “FETÖ” mensubu oldukları tespit edilmişti. Denizolgun’un da hayatının son döneminde cemaatin finans yapısını yönetenler arasındaki örgüt bağlantılı isimleri fark ettiği ve bir toplantıda “Siz bana ihanet ettiniz, ben sizinle beraber değilim” diyerek tepki gösterdiği iddia edilmişti.
1995 yılında Refah Partisi’nden milletvekili seçilen, 1998-1999 döneminde Ulaştırma Bakanlığı ve NATO Komisyon Başkanlığı görevlerinde bulunan Denizolgun, cemaatin kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunuydu. Denizolgun’un Eylül 2016’daki vefatının ardından cemaatin liderliğine diğer torun Alihan Kuriş geçmişti.
Kuriş’in 2016’da cemaatin başına geçmesine karşı çıkan eski AKP Milletvekili Fatih Süleyman Denizolgun, o dönem “Amcama ihanet ettiler, amcamın cinayetinden de sorumlu oldular” açıklaması yapmış; Mehmet Beyazıt Denizolgun ile birlikte Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Suç duyurusu dilekçesinde; eski bakanın vefatı öncesindeki kayıp süresi ile ölüm saati ve cesedin bulunma koşulları arasındaki çelişkilerin planlı bir cinayete işaret ettiği öne sürülmüştü. Yeniden açılan soruşturma dosyasında söz konusu iddiaların da yer aldığı belirtildi.
Kuriş “Suç örgütü kurma” suçlamasıyla tutuklanmıştı
Mezar açma kararı, cemaatin mevcut lideri Alihan Kuriş’in tutuklanmasının hemen ardından geldi. Kuriş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında; “çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme”, “nitelikli dolandırıcılık”, “Vergi Usul Kanunu’na muhalefet” ve “kara para aklama” suçlamalarıyla 16 Ağustos’ta tutuklanarak hapishaneye gönderilmişti. Kuriş ise ifadesinde suçlamaları reddederek süreci “itibar suikastı” olarak nitelemişti.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi de Kuriş’in tutuklanmasının ardından yaptığı değerlendirmede, 2016 yılından bu yana yapı içerisindeki devasa para hareketlerinin devlet organlarınca yakından takip edildiğini ve cemaat yönetiminin “glooper” adlı haberleşme ağını kullandığını belirterek, soruşturmanın dini cemaatlere değil mali suç örgütüne yönelik olduğunu ifade etmişti.



