İstinaf mahkemesinin tartışmalı “mutlak butlan” kararıyla CHP Genel Başkanlığı koltuğuna atanan Kemal Kılıçdaroğlu, partide kapsamlı bir tasfiye süreci tamamlanmadan kurultaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu çıkış, Özgür Özel’in, 2 Haziran’daki CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı çağrıya yanıt olarak geldi. Toplantıda, olağanüstü kurultayın 12 Temmuz’da toplanması için gereken delege ve milletvekili imza sayısının çoktan aşıldığını duyuran Özel, Kılıçdaroğlu’nu partinin iradesine saygı duyarak derhal sandığı getirmeye çağırmıştı.
Gazeteci Muharrem Sarıkaya’nın Yetkin Report’ta yayımlanan kulis yazısına göre Kılıçdaroğlu, Özgür Özel’in 12 Temmuz için yaptığı kurultay çağrısına karşı çıkarak, “partiyi hırsızlardan ve kirli insanlardan temizlemeden” kurultay kapısını açmayacağını vurguladı. Sarıkaya yayımlanan yazısında, “Yaptığım görüşmeler, “tedbir” gerekçesinin asıl neden olmadığını, Kılıçdaroğlu’nun partide kapsamlı bir tasfiye olmaksızın Kurultaya gitmek istemediğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.
Yakın çevresiyle yaptığı değerlendirmelerde kurultayın toplanması için gereken delege imza sayısının aşılmasını sorun etmediğini belirten Kılıçdaroğlu, partinin iradesini görmezden gelerek, kurultayı erteleme niyetini duygusal bir “arınma” retoriğiyle savundu. Kurultayı erteleme gerekçesini “Toplum ilk başta tepki gösterebilir. Ama onlar bunu yapıyor diye biz arınmaktan vaz mı geçeceğiz? Temiz olmayan, kirli insanları partide mi tutalım? Bu mu isteniyor? Ben hepsini temizleyeceğim” sözleriyle ifade etti.
Parti içinde bir bölünmeye sebep olabilecek suçlamalarını daha da ileri taşıyan Kılıçdaroğlu, kurultay sürecinde para karşılığı delege ticareti yapıldığını iddia etti. Önceki yönetim döneminde bazı isimlerin haksız şekilde zenginleştiğini öne süren Kılıçdaroğlu, savcılığın MASAK üzerinden bu kişilerin yakınlarının mal varlıklarını incelettiğini iddia ederek partiyi adli süreçlerle baskı altına almaya çalıştı.
Özgür Özel’i parti içindeki bu “arınma” sürecinden kaçmakla suçlayan Kılıçdaroğlu, “mutlak butlan” kararı çıkmadan önce Mansur Yavaş, Vahap Seçer ve Engin Özkoç’un kendisine gelerek görevi kabul etmemesini istediklerini, ancak hukuki zorunluluklar ve partinin belirsiz kişilerin eline kalmaması adına bu talebi reddettiğini açıkladı. Kararın çıktığı gün Özel’i arayarak ortak bir yol bulmayı teklif ettiğini fakat Özel’in buna yanaşmadığını belirten Kılıçdaroğlu, önceki yönetimin bir şirkete 700 milyon lira aktardığını ve lüks villaların kimler tarafından nasıl alındığını tek tek açıklayarak bu isimlerin maskelerini düşüreceğini öne sürdü. Hatta kirli paranın kaynağını gizlemek amacıyla bir muhasebe ofisinin yakıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, bu durumların hesabını Özgür Özel’e soracağını ifade etti.
Kendisine yönelik iktidarla diyalog kurma eleştirilerine de yanıt veren Kılıçdaroğlu, asıl Bülent Arınç üzerinden iktidar kanadıyla temas kurmaya çalışanın Özgür Özel olduğunu iddia etti. Kılıçdaroğlu, Halk TV ve Sözcü TV gibi kanallara çıkıp her soruyu yanıtlamak istediğini ancak ekranların kendisine kapatıldığını savunarak, ilk etapta toplumdan tepki gelse bile CHP’yi şaibeli isimlere bırakmayacağını ve temizlik sürecini sonuna kadar sürdüreceğini ileri sürdü.



