yolculuk
27 Mayıs 2026 Çarşamba
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Bay Kemal”den “Kemal Bey”e, “Umudumuz Kemal”den “Hain Kemal”e!.. – Tuner Tekin yazdı

Mayıs 27, 2026

Yıllarca küçümsemek ve etkisiz bir muhalefet figürüne indirgemek için Kemal Kılıçdaroğlu’na “Bay Kemal” diye seslenen Erdoğan, artık onu “Kemal Bey” mertebesine yükseltmiş durumda. Yandaş medyanın yıllarca dolaşıma soktuğu “beceriksiz lider” anlatısı da yerini “saygın ve tecrübeli devlet adamı” övgülerine bıraktı. Bunun nedeni açık: Kılıçdaroğlu ve ekibinin attığı adımlar, rejimin ihtiyaçlarıyla giderek daha fazla uyum göstermektedir. CHP’ye dönük operasyon sürecinde iktidarın elini rahatlatan, hatta eşgüdüm içinde hareket eden bir rol oynadıkları artık gizlenemez hale gelmiştir. Bunun en açık göstergelerinden biri CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesinin hemen ardından Kılıçdaroğlu’nun ilk demecini, operasyon bilgilerini önceden “haber alma” ve servis etmesiyle bilinen TGRT’ye vermesiydi. Bu röportajda bir kez daha dile getirdiği “partiyi arındırma” söyleminin, gerçekte CHP’yi siyasal iktidar açısından dikensiz bir alana dönüştürme anlamı taşıdığı artık gün gibi ortadadır.

Ancak yaşamın diyalektiği burada da hükmünü sürdürüyor. İktidar nezdinde güç ve itibar kazanan “Kemal Bey”, bir dönem kendisini umut olarak gören geniş kitlelerin gözünde artık “Hain Kemal”e dönüşmüş durumda. Miting meydanlarını dolduran on binlerce CHP’linin ve milyonlarca insanın yükselttiği bu öfkenin temelinde, Kılıçdaroğlu’nun saray rejiminin CHP’yi parçalama ve etkisizleştirme hamlesine fiilen hizmet ettiği düşüncesi yatıyor. İktidarın tasfiye operasyonunda oynadığı rol nedeniyle Kılıçdaroğlu, geniş muhalif kesimler nezdinde siyasal meşruiyetini hızla tüketen bir figüre dönüşmüştür.

Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği siyasal hat en başından itibaren sokakta biriken toplumsal enerjiyi ve halkın meşru direniş dinamiklerini örgütlemek yerine, mücadeleyi seçim sandığına sıkıştıran ve giderek soğuran bir çizgiye dayanıyordu. Bu pasifikasyon siyaseti, 2023 seçim yenilgisi ve ardından CHP kurultayını kaybetmesiyle ağır bir meşruiyet krizine girdi. Yeni yönetimin 2024 yerel seçimlerinde CHP’yi birinci parti haline getirmesi ise bu çözülmeyi daha da hızlandırdı.

Koltuğunu kaybeden ve bunu siyasal bir özeleştiriyle yüzleşmek yerine kişisel bir “hançerlenme” hikâyesine indirgeyen Kılıçdaroğlu’nun trajedisi, aslında düzen siyasetinin sınırlarını aşamayan her aktörün karşılaşabileceği tarihsel açmazı da gösteriyor. Mücadele ettiğini iddia ettiği düzenin sınırları içinde hareket eden siyasal figürler, kriz anlarında ister istemez o düzenin taşıyıcısına dönüşürler. Böyle anlarda siyasal özne olmaktan çıkar, iktidarın elini rahatlatan aparatlara dönüşmeye başlarlar.

Kemal Kılıçdaroğlu gibi CHP’ye 14 yıl liderlik etmiş bir siyasetçinin geldiği nokta bu yüzden yalnızca trajik değil, aynı zamanda ibretliktir. Bu dönüşümde belirleyici olanın kişisel intikam duygusu mu yoksa koltuk hırsı mı olduğu artık tali bir meseledir. Çünkü bugün gelinen yerde Kılıçdaroğlu ve çevresi, fiilen Cumhur İttifakı’nın siyasal ihtiyaçlarına hizmet eden bir pozisyona yerleşmiştir.

Peki saray rejiminin CHP’ye dönük operasyonlarındaki temel amaç neydi?

2024 yerel seçimlerinden sonra ortaya çıkan Özgür Özel–Ekrem İmamoğlu merkezi, iktidar açısından yalnızca seçimlerde karşısına çıkan bir rakip değil; kriz koşullarında kontrol dışına çıkabilecek toplumsal dinamikleri tetikleme potansiyeli taşıyan bir siyasal risk alanı olarak görülmeye başlandı. Dünya ölçeğinde yükselen faşist dalganın etkisi ve rahatlığıyla saray rejimi, toplumsal hareketliliği denetim altına alma konusunda giderek daha pervasız bir çizgiye yöneliyordu. Bir düzen partisi olan CHP’nin belediyelerine yönelik kuşatma politikaları ve parti genel merkezine dönük müdahaleler, bu pervasızlığın ulaştığı boyutu açık biçimde gösterdi.

Ancak mesele yalnızca CHP’ye operasyon yapılması değildi. Aynı zamanda milyonlarca insanın seçimler ve kurumsal siyaset yoluyla değişim yaratabileceğine dair inancına da ağır bir darbe vuruluyordu. İktidar, kimsenin kendi sınırlarının dışına çıkamayacağına dair yıldırıcı bir atmosfer üretmeye çalışıyordu. Ekonomik krizin faturasını emekçi halka yıkan egemenler, artık kitlelerin öfkesini soğuracak düzen içi temsil mekanizmalarına bile tahammül edememektedir. Ülkenin yangın yerine dönmüş ekonomik gündeminin, yapay bir “CHP iç savaşı” tartışmasına kilitlenmek istenmesi de tam olarak bu nedenledir.

Tüm bu nedenlerle bugün devlet zoruyla kuşatılan CHP yönetimine yönelik saldırının karşısında durmak, düzen siyasetine eklemlenmek ya da onun reformist sınırlarını olumlamak anlamına gelmez. Tam tersine bu tutum; toplumsal muhalefete dönük bütünlüklü saldırı dalgasına karşı net bir barikat örmek, elde kalan her demokratik mevziyi savunmak ve kitlelerin biriken tarihsel öfkesini saray rejimini geriletecek meşru, fiili bir mücadele hattına dönüştürmek anlamına gelir.

Evet, bugün gerçek mesele, düzen siyasetinin sınırlarına hapsolmadan, rejimin toplumsal muhalefeti ezme girişimine karşı birleşik ve mücadeleci bir hat örebilmektir.

Tweet

Önerilen İçerikler

1 Mayıs’ta Taksim’e ortak çağrı: 50. yılında omuz omuza!

1 Mayıs’ta Taksim’e ortak çağrı: 50. yılında omuz omuza!

Nisan 29, 2026
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek’in iki şoförü gözaltına alındı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek’in iki şoförü gözaltına alındı

Mart 25, 2026
Özel CHP Genel Merkezi’nden ayrılırken açıklama yaptı: “Herkes kendisine yakışanı yapıyor”

Özel CHP Genel Merkezi’nden ayrılırken açıklama yaptı: “Herkes kendisine yakışanı yapıyor”

Mayıs 24, 2026

Pöpüler İçerikler

  • 1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Sınıfsal Bakış | Doruk Madencilik Direnişine Sınıfsal Bakış

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • 1 Mayıs’ta Taksim’e ortak çağrı: 50. yılında omuz omuza!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | ‘Batı Marksizmi’ nedir? (veya neydi)

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.