yolculuk
13 Eylül 2026 Pazar
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Yolculuk Çeviri | Gloria Steinem neoliberal feminizmin vaftiz annesiydi

Gloria Steinem, bu hafta 92 yaşındayken öldü. Egemen düzenin en sevdiği "radikal" feminist Steinem, gerici propaganda yaymak için CIA ile çalıştı ve kadın kurtuluş hareketini özel sektör dostu, sosyalizm karşıtı bir yöne döndürmeye yardım etti.

Eylül 13, 2026

Gloria Steinem, egemen düzenin en sevdiği radikal feminist, 2 Eylül’de öldü.

Ana akım medya onu yüceltmek için elinden geleni yaptı; Wall Street Journal ve The New York Times dalkavukluklarında birleşti. The Times, onu “kadın hareketinin vücut bulmuş hâli” olarak nitelendirdi ve “kurul odasından mahkeme salonuna, mahkeme salonundan yatak odasına; Amerikan yaşamının neredeyse her alanında köklü dönüşümlere” öncülük ettiğini vurguladı. Kendini bir “toplumsal değişim girişimcisi” olarak tanımlamasını onaylayarak alıntıladı.

Birçok kişi için o, 1967’den itibaren başarıya ulaşan kadın kurtuluş hareketini planlayan ve başlatan olağanüstü kadınları gölgesinde bırakarak, akıllarına gelen tek radikal feminist konumuna geldi.

Steinem gerçekten de muazzam bir etkiye sahipti. Kurucu ortağı olduğu Ms. dergisi ve Ms. Foundation for Women (Kadınlar İçin Ms. Vakfı) feminist projede neyin değerli olduğunu belirledi. Ancak yerini aldığı kadın kurtuluşu öncülerine göre bu, radikalleri susturmak ve yatıştırıcı olanı teşvik etmekti. Steinem Ms.’i “ülkenin dört bir yanında, biz ortaya çıkıp yalnız olmadıklarını gösterene kadar tek başına olduğunu hisseden kadınlar için bir tür bağlayıcı doku” olarak tanımladığı zaman feminist öncüler, Steinem’ın; hareketin çoktan yaptıklarını kendine mal ettiğini düşündü.

Kadın kurtuluş hareketi, Ms. dergisinin reklamlarını yapmasına ihtiyaç duymuyordu. Çoktan nerdeyse her yüksek tirajlı derginin kapağına çıkmıştı ve 1971’e kadar, milyonlarca satış yapan, on kitle pazarı derlemesi üretmişti. Hareket, Off Our Backs, It Ain’t Me Babe ve Woman’s World de dahil yüz küçük gazete ve dergi yayınlamıştı.

Ayrıca Steinem’ın ortaya çıkışından önce çoktan önemli zaferler kazanmıştı. Binlerce işçi sınıfı kadın, işverenleri cinsiyet ayrımcılığından mahkemeye veriyordu. Kürtaj 1970’te New York Eyaletinde yasallaştırılmıştı. Eşit Haklar Tasarısı 1971’de Temsilciler Meclisi’nden, 1972’de de Senato’dan geçmiş; yirmi iki eyalet de bunu hiç gecikmeden takip etmişti.

Ms. Dergisinin Yükselişi

Böylece bir gözü radikallerin hâlihazırda yaratmış olduğu pazarda olan, o zaman otuz yedi yaşındaki profesyonel dergi yazarı Steinem; Ms. Dergisini başlatmak için New York dergisi editörü Clay Felker ile iş birliği yaptı. Birinci sayı, Aralık 1971’de New York‘un bir bölümü olarak belirdi; Haziran 1972’de ayrı olarak çıktı. Washington Post yayıncısı Katharine Graham yatırım yaptı ve Warner Communications 1 milyon dolar ekledi ama yalnızca yüzde 25 pay istedi, bu alışılmadık derecede cömert bir anlaşmaydı.

Kadın kurtuluşu öncülerinden bazıları başta yeni bir yayının başladığını duyduklarına sevinmişti. Feminist grup Redstockings’in kurucusu, “Kız Kardeşlik Güçlüdür” ifadesini türeten ve “bilinç yükseltme” konseptini yaratarak 1968 tarihli “Program for Feminist Consciousness-Raising”i (Feminist Bilinç Yükseltme İçin Bir Program) yazan Kathie Sarachild; ilk başta Ms.’in feminist bir skandal ifşalama dergisi görevi göreceğini, kadınların davası adına araştırmacı gazetecilik yapacağını düşündüğünü söylemişti.

O ve diğer kadın kurtuluş hareketi kurucuları çok geçmeden hayal kırıklığına uğradı.

Steinem, kendi girişi öncesi harekete kimin önderlik ettiğini bilmiyor değildi. 1969’da New York dergisinde yazarken, ilk Redstockings kürtaj “speak-out”una (katılımcıların belli bir mesele hakkında deneyim ve düşüncelerini paylaştığı bir tür etkinlik) katıldı. 1983’te çıkan kitabı Outrageous Acts and Everyday Rebellions’ta (Şok Edici Eylemler ve Günlük Başkaldırılar) olayı böyle hatırladı:

Yerel bir feminist grup kadınlardan, yasadışı kürtaj deneyimlerini beyan etmelerini istedi. Bir kilisenin bodrum katında oturup kadınların izleyiciler karşısına çıkıp çaresizce kendilerine yardım edecek birini aramayı, doktorların kürtaj öncesi tecavüzüne katlanmayı, kürtajın bedeli olarak sterilizasyonu kabul etmelerinin istenmesini, yasadışı; güvensiz merdiven altı kliniklerde hayatlarını tehlikeye atmayı ve daha fazlasını anlatmalarını dinledim. Birdenbire artık neyin yanlış olduğunu fikren öğrenmiyordum. Biliyordum. Üniversiteyi yeni bitirdiğimde kürtaj yaptırmış ve bunu kimseye söylememiştim.

Buna rağmen ona bunca şey öğreten kadınlar, kendilerine Ms. sayfalarında yer bulmayı başaramamıştı. New Yorker’ın pop müzik eleştirmeni ve Redstockings kurucularından Ellen Willis 1973’ten itibaren kabul edilebilmişti. İki yıl sonra, Ms.’in editoryal sürecinin “muhafazakâr, sol karşıtı feminizm” olduğunu söyleyerek istifa etmiştir. Willis, istifa mektubunda: “Deneyimli feminist yazarlar, kuramcılar, örgütleyicileri işe alma yönünde hiçbir girişimde bulunulmamıştır. Ms.’in politik görüşü, kadınlar arasındaki politik çatışmaları gizlemek için tasarlanmış yumuşak, aşırı duygusal bir kız kardeşlik fikri [içeriyor.]” yazdı.

Sarachild da sonra, “Aslen kadın dergisi çizgisi, bir ‘kendini değiştir’ çizgisidir.” diye ifade etti. “Ancak Ms.’i aldatıcı kılan, farklıymış gibi yapmalarıdır. Bahse girerim Ms. okuyan ve başka kadın dergileri okumaya tenezzül etmeyecek belli başlı kadınlar vardır.”

Editoryal süreç derginin politik görüşlerini yansıtıyordu ve radikaller Ms.’de bu süreci işkence olarak tanımlıyordu. 1968 tarihli “Ev İşi Politikaları” isimli ezber bozan manifestonun yazarı Patricia Mainardi durumu böyle anımsadı:

Sert bir kelime yerine bomboş bir kelime kullanırlardı. “Severdi” kelimesini yazmıştım. “…ile ilgilenirdi” diye değiştirdiler. …Cindy Nemser bir makalede Alice Neel hakkında, “Alice Neel günümüzün en önemli portre ressamıdır.” yazdı. Bu ifade Ms.’de, “Sahiden son 40 yılın en önemli portre ressamı olabilir.” hâlini aldı. Bu, kadınların sanata katkısını önemsiz gösteren sinsi bir düzenlemedir. Ms.’in çizgisine göre kadınlar sanatta iyi değildir. Ezenleri tarafından ezilmiş ve bozulmuşlardır. İkinci derecedirler. Bu, iyilik timsali bir çizgidir: zulmümüzün üstesinden gelmek için daha sıkı çalışmamız gerekiyordur.

Bu, cüretkâr dürüstlüğü; kadınların bireysel, kişisel sorunları olarak görünenlerin aslında politik ve erkek zulmü kaynaklı olduğu fikri etrafında milyonları örgütleyen radikallerle üzücü bir tezatlık oluşturuyordu. “Kişisel olan politiktir.” Sloganıyla kastettikleri buydu.

Düzen Feminizmi

Ms., feminist hareketin önceliklerini yönlendirmek için özel vakıf fonlarının kullanımına öncülük etti. Ms. Foundation, onaylanmış feminist projelere para dağıttı ve hem ülke hem dünya genelindeki feministlerden oluşan bir veri tabanı oluşturdu. Ms. ile hizalanan siyahi kadın grubu National Black Feminist Organization’ın (NBFO) (Ulusal Siyahi Feminist Örgütü) kuruluşunun tohumlarını attı. NBFO sıkça Amerika Birleşik Devletleri’nin ilk siyahi feminist örgütü olarak gösterilir. Grup, kadın kurtuluş hareketinin genelinde görülen örneği tekrarlayarak, radikal ve antiemperyalist politik görüşlü; Student Nonviolent Coordinating Committee (Şiddetsiz Öğrenci Koordinasyon Komitesi), Black Women’s Liberation Committee (Siyahi Kadın Özgürlüğü Komitesi), öncülü Third World Women’s Alliance (Üçüncü Dünya Kadın Birliği) ve Patricia Robinson önderliğindeki Poor Black Women (Yoksul Siyahi Kadınlar) gruplarındaki gibi kendisinden önce gelen daha radikal örgütlenme anlayışını ortadan kaldırdı.

Hareket öncüleri, Ms.’in yükselişinden önce medyada geniş çapta yer almıştı. Kate Millett 1970’te Time dergisinin kapağına çıkmıştı. Aynı yıl yüzlerce feminist, Ladies’ Home Journal editörü John Mack Carter’ın ofislerini işgal edip kendilerinin düzenleyeceği bir sayı (ve derginin çalışanları için ücretsiz kreş hizmeti) talep etti. “The New Feminism” (Yeni Feminizm) başlıklı bir ek yayınlatmayı başardılar.

Ancak çok geçmeden medya, radikal feminizm konusunda Steinem’a yöneldi. Redstockings bunu “tarihi görünmezlik muamelesi” olarak adlandırdı: hareketin stratejisini geliştiren kadınlar sahneden silindi. Birçoğu hâlâ yirmilerinde veya otuzlarındayken, isimsiz fikir anaları oldular.

Betty Friedan kenara itilemeyecek kadar tanınmış bir isimdi, ancak medya Steinem ile 1966’da Ulusal Kadın Örgütü’nü kuran, daha yaşlı, modası geçmiş, iddiaya göre daha az radikal feminist Freidan’ı karşılaştırmayı seviyordu. Aslında, Freidan’ın politik görüşlerinin tamamı Steinem’ınkilere göre daha soldaydı — Freidan, evlenmeden önceki soyadı Goldstein ile, ABD sendikalarının solcu liderlerini uzaklaştırmaları talebine karşı direnen sendika United Electrical, Radio and Machine Workers of America’da (Amerika Birleşik Elektrik, Radyo ve Makine İşçileri) görev yapmıştı.

Freidan komünist damgasından kaçınmak için kendini reformcu olarak gösterse de kadınlara, erkeklerden bağımsız olmaları için ekonomik temel sağlayacak program ve yapıları destekleyerek dirayetle erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısının temelinin sarsılmasını savundu. “Çocuk bakımı olmadan bunların hepsi laftan ibarettir.” iddiasında bulundu.

Daha radikal gösterilen Steinem, Angela Davis’in kefalet komitesinde gönüllü olarak çalıştı, Ekim 1971’de Dorothy Pittman Hughes ile yumruğunu kaldırarak poz verdi ve feminizm üzerine konferanslar vermek üzere radikal siyahi avukat Florynce Kennedy ile ülkeyi dolaştı.

Steinem, berbat politik görüşler ifade eden esprili özdeyişleri severdi. Oyuncu Lee Grant’in, “Bir Marksist ile de faşist ile de evlendim ve ikisi de çöpü dışarı çıkarmazdı.” Sözünü alıntılamıştı. Çöpü dışarı çıkarmanın erkeklere atfedilen nadir bir ev işi olması bir yana alıntı, komünistler ve faşistlerin eşit derecede kötü olduğunu ima ediyor. Bir faşistin ev işi yapmasını beklemezsiniz.

Boston’da kendisine “Erkekler hamile kalabilseydi kürtaj kutsal bir tören olurdu.” diyen bir kadın taksi şoförünü alıntılamaktan hoşlanırdı. Komik olsa da bu söz, kadınların ezilmesinin nedenselliğini tersine çeviriyor. Radikal feminist kuramın kurucularından Simone de Beauvoir, üreme emeği kadınların üzerinde olduğu için ezildiğimizi savunmuştur: erkeler hamile kalabilseydi, ezilen cinsiyet onlar olurdu.

Steinem’ın (esprili bir şekilde ifade ettiği gibi, evlenmeden önce seks yapan ve evlendikten sonra çalışan) “özgürleşmiş kadın” konsepti, radikal hareketin — kadınların ezilen bir sınıf olduğu ve kendilerini bireysel olarak özgürleştiremeyecekleri — savı ile doğrudan çelişiyordu.

Steinem’ın politik görüşleri nereden geliyordu? Başından beri bir ayağı egemen düzenin içindeymiş gibi görünüyordu; John F. Kennedy’nin konuşma yazarı Ted Sorensen, ardından kısa süre sonra Ford Vakfı’nın başına geçecek Franklin Thomas ve 1980’lerde gayrimenkul müteahhidi Mortimer Zuckerman ile çıkmıştı. Vivian Gornick bunu, “Gloria şehrin yukarı taraflarındaydı, biz şehir merkezindeydik. O düzenin figürleriyle takılırdı, biz ise tek başımızaydık.” diye anımsıyordu.

Steinem ve CIA

1967’de solcu dergi Ramparts, Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük öğrenci grubu National Student Association’a (Ulusal Öğrenci Birliği) akan gizli CIA fonları denizini ifşaladı. Bu keşiften sonra Steinem; sosyalist dünyada başlayan ve 1959’da Viyana’da, 1962’de ise Helsinki’de ilk kez Demir Perde’nin ötesine adım atmayı planlayan, Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivalleri’ne katılmak ve festivalleri aksatmak üzere antikomünist öğrenciler toplamada aldığı rol ile ilgili basına konuştu.

Viyana Gençlik ve Öğrenci Festivali üzerinde, festivalleri antikomünist ve ABD yanlısı propaganda ile dolduran bir CIA paravanı olan, sonradan adı Independent Research Service (Bağımsız Araştırma Servisi) (IRS) olarak değiştirilen Independent Service for Information’ın (Bağımsız Enformasyon Servisi) direktörü olarak tam zamanlı çalıştı. IRS, 137 ülkeden 18,000 kişinin katıldığı Helsinki festivalinde Steinem ve Clay Felker’ın editörlüğünü yaptığı, üç dilde yayınlanan bir günlük gazete çıkardı.

Steinem’ın adını taşıyan 1959 tarihli yayınlardan biri, A Review of Negro Segregation in the United States (Amerika Birleşik Devletleri’nde Zenci Ayrımcılığına Dair Bir İnceleme); ırk ayrımcılığı sorununun Amerika Birleşik Devletleri’nde esasen çözülmüş olduğunu, artakalan sorunların siyahi insanların psikolojisinden kaynaklandığını ve düşük seçmen kaydının nedeninin “Güney’in pek çok bölgesinde zenciler arasında iyi bir vatandaş olmanın getirdiği bu en önemli görevi yerine getirmeye engel olan derin bir duyarsızlık” olması olduğunu iddia ediyordu.

CIA’in hedefi — şiddet suçlarını teşvik ederek — festivalleri, sponsor ülkelerin onları iptal etmesine yol açacak kadar tehlikeli hâle getirmekti. Sonunda sonraki iki yılın festivalleri, 1965’te Cezayir ve 1966’da Gana olmak üzere, planlanan ev sahiplerinin ülkelerindeki darbeler nedeniyle iptal edilmişti. CIA görevlisi John Stockwell’e göre Gana’daki darbede CIA’in de parmağı vardı.

Steinem, 1967 röportajlarında CIA finansmanının sorun teşkil etmediğini söyledi. New York Times’a, “Bu dahiliyete şaşırmak bir yana, o günlerde hükümette her politik görüşten Amerikalıyı festivale getirecek kadar ileri görüşlü ve duyarlı liberaller bulduğum için mutluydum.” dedi. Orada tanıştığı kişiler hakkında rapor vermesinin istenmediğini de belirtti.

Steinem festivaller sırasında tanınmadığından, New York merkezli feminist grup Redstockings bu bağlantıyı 8 yıl sonra, Steinem hareketin ön saflarına hızla yükseldikten sonra, keşfetti.

Redstockings 1975’te, Ms. ve Steinem’ın “hareketi başlatan orijinal, otantik aktivistlerin” yerini almasının, “radikalizme alternatif olarak ‘paralel’ organizasyonlar yaratan veya destekleyen” diğer CIA operasyonlarına benzediğini öne süren bir ifşa yazısı yayınladı. Yazı, — Steinem’ın, katılımcılar hakkında rapor vermediği yönündeki iddiaları ile çelişen bir şekilde — Steinem’ın örgütünün Viyana festivali üzerine yayınladığı bir raporun dünya genelindeki onlarca öğrenci lideri hakkında kısa dosyalar içerdiğini de belirtti.

Steinem ilk başta bu suçlamalara yanıt vermeyi reddetti, ancak yanıt verdiğinde, festivallerde kendisinin ve CIA’in rolünü tekrar savundu. Yine de Redstockings’in iddialarını bastırmak için hatırı sayılır bir çaba sarf etti. Random House, Redstockings’in kendi baskısını yaptığı, Steinem hakkında bir bölüm içeren, kitabı Feminist Revolution’ın (Feminist Devrim) bir kitle pazarı baskısını çıkarmayı planlıyordu. Steinem Random House’ı mahkemeye vermekle tehdit etti ve yayınevi boyun eğerek söz konusu bölümü sansürledi. Steinem’ın avukatları The Village Voice gazetesini de tehdit etti ve gazeteleri The Heights and Valley News, Steinem ve sansür ile ilgili bir dizi haber yayınladığında New York’taki Columbia Tenants Union’ın (Columbia Kiracı Sendikası) yönetim kurulu üyelerinin her birine tehdit mektupları gönderdi.

Kadın Eşitliği ve Neoliberalleşme

1980’lerin sonunda Steinem Ms. ile ve radikal feminist olmasıyla tanınıyordu ancak henüz kendi feminizm görüşünü detaylıca açıklayan bir kitap yazmamıştı (1983 tarihli antoloji Outrageous Acts and Everyday Rebellions, Ms. ve başka yerlerde yayınlanan yazılarını bir araya getirmişti.)

Sonunda yayınlandığında, kitabı İçimizdeki Devrim (1992); politik görüşü ile ilgili hareketi başlatan radikalleri endişelendiren her şeyi doğruladı. Altı figürlü bir avans alan kitap, kadınların içsel değişiklikler yapması gerektiği yönündeki kadın dergisi çizgisini devam ettirdi.

“Özsaygı olmadan, tek değişim efendilerin değişmesidir; özsaygı olduğunda ise efendilere gerek kalmaz,” yazmıştı. Elbette, efendilerimiz onlara ihtiyacımız olduğu için değil, onların bize ihtiyacı olduğu için var. Bu temel tersine çevirme, onun politik görüşünün bir belirtisiydi.

Buna karşılık, kadın kurtuluşu feministleri, kadınların da diğer ezilenler gibi zincirlerine karşı sürekli bir mücadele içinde olduğunu savundular — bu, “Pro-Woman Line” (Kadın Yanlısı Çizgi) adını verdikleri bir konseptti — gerçekten de biz, mevcut her türlü alanı kullanır ve hiç alan olmasa bile yaratıcı çözümler buluruz. Bizi kısıtlayan; ayrımcılık, sömürü, ceza ve her gün maruz kaldığımız sürekli baskıydı. Zorlu mücadelelerle kazanılan bu analiz, hareketin ana programı olan bilinç yükseltme yoluyla geliştirildi.

Ms. bu önemli örgütlenme aracını yumuşattı, bilinç yükseltme adını ve biçimini kullanan ancak özünü gözden kaçıran bir rehber yayınlayarak bunu kadınların içlerini döküp kardeşçe destek aldıkları bir terapi grubuna indirgedi. Asıl fikir, beyanlarla ortaya çıkan verileri kullanarak kadınların gerçek durumunu değerlendirmek, sorunun kökünü ortaya çıkarmak ve bundan kimin çıkar sağladığını analiz etmekti. Program, Güney’deki Afroamerikan sivil haklar hareketinin “tell it like it is” (olduğu gibi anlat) adlı halka açık ifade verme uygulamasından esinlenmişti ve Çin Devrimi’ndeki “yiku sitian” oturumlarıyla paralellikler taşıyordu. Güvenli bir alan olarak tasarlanmamıştı.

1970’lerin sonu ve 1980’lerin başında şirketlerin saldırıları sendikaları yok ederken, işçi sınıfının yaşam koşulları kötüleşirken ve tüm işçilerin ücretleri düşerken; Friedan ve radikal feministler, bu durumda kadın eşitliğini ilerletmenin artık herkes için çocuk bakımı ve sağlık hizmetleri, ücretli aile izni ve daha kısa çalışma saatleri güvencelerini elde etmek amacıyla şirket gücüyle karşı karşıya gelmeyi gerektirdiğini savundu. Friedan, “The Second Stage” (İkinci Aşama) adlı kitabında bunu, feminizmin “ikinci aşaması” olarak adlandırdı. Redstockings, kadınları erkeklerden ve işverenlerden bağımsız kılmak için özel sağlık sigortası şirketlerinin kapatılması ve sağlam bir sosyal ücretin sağlanmasını talep etti.

Hareketin Ms. kanadı, her biri işverenlerin saldırısının geride bıraktığı yıkıma karşı “kazanılabilir” küçük çaplı çözümler önererek zenginlerden hibe almak için rekabet eden binlerce kâr amacı gütmeyen kuruluşa bölündü. Bu dar görüşlü feminist vizyon, Demokrat Parti kurmaylarına da yansıdı. Bu sırada uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve çocuk yetiştirme koşullarının kötüleşmesi; daha fazla kadını, aile geçindiren işlerin ve ev hanımı annelerin olduğu savaş sonrası “şanlı otuz” yıllara duyulan sağcı nostaljiye karşı savunmasız hâle getirdi.

Son yıllarda Steinem, göstermelik radikalizmini tamamen bir kenara bıraktı. 2016 Demokrat ön seçimlerinde Bernie Sanders’a karşı Hillary Clinton’ı destekledi ve o yıl Real Time With Bill Maher programında verdiği bir röportajda, genç kadınların Sanders’ı desteklemesinin tek nedeninin “erkeklerin orada olması, erkekler Bernie’nin yanında” olduğunu öne sürdü. Daha sonra kendini yanlış ifade ettiğini iddia etti.

Steinem’a yönelik medyadaki yüceltici anlatılar, son on yılda hayatını konu alan “The Glorias” adlı televizyon filmi, “Gloria: A Life” adlı tiyatro oyunu ve The New York Times, The New Yorker gibi yayınlarda övgü dolu profillerle doruk noktasına ulaştı.

Bu Steinem çılgınlığı dalgası, genç kadınların Clinton, Madeleine Albright ve Sheryl Sandberg gibi isimlerin temsil ettiği ‘yüzde 1 feminizmi’nin yararını sorguladıkları bir döneme denk geldi. Kadın kurtuluşunun hedefi gerçekten de kadınların yönettiği sömürücü şirketler ve şiddet dolu bir ABD imparatorluğu muydu? Steinem, tartışmayı güvenli kanallara yönlendirmek için yine sahneye çıkarıldı, ancak Maher’in programına çıktığı sırada feministlerin adını lekelemekten başka bir işe yaramıyordu.

Kadın kurtuluş hareketinin öncülerinin her biri, Afroamerikan sivil haklar hareketinden, savaş karşıtı hareketten ve solcu öğrenci hareketinden gelmişti. Onlar, tutarlı bir feminizmin sosyalizme, sosyalizmin de feminizme yol açtığına inanıyorlardı. Beauvoir’ın izinden giderek, kadınların sömürülmesini ve bunu sürdürmek için gerekli olan baskıyı kökünden ortadan kaldırmak istiyorlardı. 1960’lardan itibaren, ABD’deki kadınların durumunu derinden değiştiren ve dünya çapında yankılanan başarılı bir radikal hareket planladılar ve inşa ettiler.

Hareketlerinin elli yıl boyunca, hedeflerini hiçbir zaman paylaşmayan biri tarafından temsil edilmesi bir suçtur.

…

Bu yazı Jenny Brown tarafından yazılmış ve ilk olarak Jacobin’de yayınlanmıştır. Kayra Yılmaz tarafından Türkçeleştirilen bu metinde editöryal değişikliklere gidilmiştir. Yazının orijinal halini okumak için tıklayınız.

Tweet

Önerilen İçerikler

Yolculuk Çeviri | Meşruiyet televizyonda yayınlanamaz

Yolculuk Çeviri | Meşruiyet televizyonda yayınlanamaz

Ağustos 18, 2026
DEM Parti İmralı Heyeti 4 ay sonra Öcalan’ı ziyaret etti

DEM Parti İmralı Heyeti 4 ay sonra Öcalan’ı ziyaret etti

Mayıs 25, 2026
Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı

Melih Gökçek şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı

Eylül 2, 2026

Pöpüler İçerikler

  • Antalya S Tipi’nde yapılan işkencede NATO tutuklusu gencin kaburgaları kırıldı!

    Antalya S Tipi’nde yapılan işkencede NATO tutuklusu gencin kaburgaları kırıldı!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • NATO operasyonlarında tutuklanan öğretmen, böcek dolu hücrede tutuluyor!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket: Türkiye-İsrail gerilimi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • NATO operasyonlarında tutuklanan gençler üç ayrı hapishanede işkence ve tecride maruz bırakıldı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | 70 yıllık KPD yasağı: Ismarlama hüküm

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.