Yolculuk Haber Merkezi
AKP iktidarı, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesinden günler önce düğmeye basıp yurt çapında yüzlerce insanı evlerinin kapılarını kırarak gözaltına alıp tutuklamıştı.
NATO liderlerinin Cumhurbaşkanlığı Sarayında ihtişamlı törenlerle ağırlandığı günlerde, zirvenin düzenlenmesine karşı çıkan ülke yurttaşlarının payına ise tutuklanmak düştü.
ABD emperyalizmi ve onun savaş örgütü NATO’nun karşısında durduğu için tutuklanan yüzlerce yurttaştan biri de 16 yaşındaki lise öğrencisi Ömer Aksu oldu.
Aslında tutuklandığı 8 Temmuz tarihinde 16 yaşında olan liseli Ömer, tutukluluğunun üçüncü ayında, yani 7 Ekim’de 17 yaşına girdi.
Klasik sömürgecilik dönemlerini konu alan romanları ve filmleri hatırlatırcasına bir lise öğrencisi, ülkesinin ABD emperyalizminden bağımsızlığını istediği için aylardır tek başına bir hücrede tutuklu kalıyor.
Okullar açılmasına rağmen tahliye edilmeyip eğitim hakkından mahrum bırakılan Ömer’in mahkeme günü bile belirlenmiş değil.
Ömer’in “suçları”: ABD karşıtlığı, nitelikli eğitim ve okul tuvaletinde sıvı sabun talebi!
“NATO zirvesi öncesi önleyici tedbirler” gibi hukuki bir çerçevesi olmayan gerekçeyle 5 Temmuz’da yapılan ev baskınlarında gözaltına alınan Ömer Aksu, 8 Temmuz’da çıkarıldığı Konya 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklandı.
Ömer’in tutuklanmasına gerekçe olarak İçişleri Bakanlığı tarafından onaylı yasal bir dernek olan Devrimci Gençlik Derneklerinin başta MESEM projesinin sonlandırılması, okullarda nitelikli eğitim, ücretsiz yemek öğünü, tuvaletlerde sıvı sabun ve hijyenik derslik talepleri gibi çalışmalarına destek olması gösterildi.
Yani bugün hapishanede 17 yaşına giren Ömer, sıra arkadaşları MESEM’lerde ölmesin, nitelikli eğitim alabilsin ve ülkesi ABD emperyalizminin boyunduruğundan kurtulsun dediği için tutuklanmış oldu.
Hukuksuzluk tutuklamayla bitmedi
Liseli Ömer’in karşı karşıya kaldığı hukuksuzluk zinciri burada bitmedi. 8 Temmuz’dan bu yana Bünyan Çocuk ve Gençlik Hapishanesinde tutuklu bulunan Ömer, burada ağır hak ihlallerine maruz kalıyor.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarının aktardığına göre; yüksek tansiyon hastalığı yaşayan Ömer’in tansiyonu geçtiğimiz günlerde ani bir şekilde 17-20 seviyesine yükseldi. Sağlığı hapishanede kalmaya uygun olmayan Ömer, bu rahatsızlığına rağmen tek başına, tuvalet/banyo ve havalandırma hakkının oldukça kısıtlı olduğu bir hücrede tutuluyor.
Güvenliği ve temel ihtiyaçları sağlanacak şekilde bir koğuşa yerleştirilmeyen Ömer, geçici bir bölümde tutuluyor. Kaldığı bölümde ışık 24 saat hiç kesilmiyor. Uykusunda dahi ışık altında kalmaya mecbur bırakılıyor.
Havalandırmaya günde ortalama 30 dakika, bazı günler 15 dakika çıkartılıyor. Genelde hafta sonları ve bazı günler havalandırmaya dahi çıkarılmıyor.
AKP iktidarı Amerikancılıkta o kadar hevesli ki 17 yaşında hala gelişme çağında olan bir genci, antiemperyalist olduğu için gece karanlıkta uykudan ve güneş ışığından mahrum bırakıyor.
Ömer’in tek başına tutulduğu hücrede tuvalet ve banyo yok. En ufak tuvalet ihtiyacında dahi gardiyanlara seslenmek zorunda. Temizlik ihtiyacına görevli personel nezaretinde gidip gelebiliyor.
Ömer, ÇHD’li avukatlar vasıtasıyla ilettiği mektubunda mecbur bırakıldığı hapishane koşullarını şöyle aktarıyor:
“Bünyan Çocuk ve Gençlik Hapishanesine getirildiğimden beri bu yana tek başıma, gece dahil olmak üzere, ışığı hiç kapatmadan kalmaktayım. Lavabo ve tuvaletin bulunduğu odalar sürekli kilitli tutularak, lavabo ihtiyacım söz konusu olduğunda sürekli gardiyana haber vererek ve izin alarak kapıyı açmasını istemek zorunda kalıyoruz.
Havalandırma hakkım günde en fazla 1 saat uygulanarak yok sayılıyor. Hafta sonları ve bazı günler hiç havalandırmaya çıkartılmıyorum.
Tuvaletin içinde bulunduğu odaların kilitli olması ve benim koğuşumun ortak alanda olması nedeniyle tuvalet ihtiyacımı gidermek istemem bile bu şekilde sınırlandırılıyor.”
Ömer’in koşulları Meclis gündeminde
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, 26 Ağustos’ta TBMM’de düzenlediği basın toplantısıyla Ömer Aksu’nun koşullarını Meclis gündemine taşıdı.
Ömer Aksu’nun durumunu Meclis gündemine alan Bayhan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’ in yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.
Bayhan önergesinde, çocukların özgürlüğünden yoksun bırakılması gerektiğini belirterek, 16 yaşındaki bir çocuğun uzun süre tek başına tutulması ve sürekli ışığa maruz bırakılmasının ve havalandırma hakkının gast edilmesinin çocuğun üstün yararı, fiziksel ve psikolojik bütünlüğü ile işkence ve kötü muamele yasağı bakımından ciddi biçimde araştırılması gerektiğini vurguladı.
Öte yandan 7 Ekim’de DEM Parti ve EMEP milletvekilleri, Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığına Ömer’in tutukluluk koşullarını ele alan bir dilekçe sundu.
“Çocuklar bakımından ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 4. maddesi g fıkrasında ‘Soruşturma ve kovuşturma sürecinde çocuğun durumuna uygun özel ihtimam gösterilmesi’ gerektiği ilkesine yer verilmiştir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada, Ömer hakkında uygulanan tutukluluk halinin fiilen peşin bir cezalandırmaya ve eğitim-öğretim hakkından mahrum kalmasına neden olduğu vurgulandı.



