yolculuk
22 Ekim 2026 Perşembe
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Tutuklu ÇHD İstanbul Şube Başkanı Ezgi Önalan yazdı: Testi kırılmasın diye

Ekim 22, 2026
Testi kırılmasın diye

Memlekette her gün yeni krizleri, birbiri ardına hızla akan yeni gündemleri takip etmeye, tepki göstermeye çalışıyoruz. Son günlerin yıldız gündemi fon vurgunu ve vurgunun AKP bağlantıları. Birçok gazeteci, siyasetçi, yorumcu “Neden önlem alınmadı?” diye soruyor. “SPK biliyordu, Mehmet Şimşek biliyordu, serbest fonlar bir süredir gündemdeydi… Neden önlem alınmadı?” Vurgunun önlenmesi gereken bir şey olduğu varsayımıyla düşününce bu sorular haklı. Ancak önlenmeye çalışılan şeyin, vurgunun ve hırsızlığın kendisi değil de ortaya saçılması olduğu düşünülürse önlem alınmadığı yönündeki iddialar haksızlık olur.

Hemen söyleyeyim, bu yazının konusu fon vurgunu, SPK ya da hırsız bakanlar değil. Yazımızın konusu “önlem”.

Her biri oldukça önemli olan birçok gündemin arasında – anlaşılabilir şekilde – NATO tutsakları meselesinin güncelliğini yitirdiği sanılabilir; ancak Haziran ve Temmuz aylarında tutuklananlar hâlâ hapishanelerde. Kısmen “önleyici tutuklama” olarak tanımlanabilecek şekilde, “NATO zirvesine yönelik eylem yapabileceklerinden” bahisle tutuklanan onlarca insan hâlâ hâkim karşısına dahi çıkmadı. Üstelik tutuklulukların daha aylarca süreceği de peşinen ilan edilmiş durumda.

Tâbi olduğumuz burjuva hukuku uyarınca “tutuklama”, bir kişinin henüz hakkında kesinleşmiş bir hüküm olmamasına ve “suç” işlediği kesin olmamasına rağmen “istisnai” olarak hapsedilmesidir. Yani tutuklama kanunlara göre, yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için alınan bir önlemdir. Kanunen böyle olsa da bugün yalnızca 24 saat boyunca Türkiye’de haberleri takip eden herhangi biri tutuklamanın bir cezalandırma aracı, tutuklananın da “aceleyle cezalandırılan kişi” olduğunu kolayca anlayabilir. 2023’te 38 bin olan tutuklu sayısının 1 Eylül 2026’da 70 bin 693’e çıkması da önlenmeye çalışılan bir şey olduğunu gösteriyor. Ama önlenmeye çalışılanın “suç” olduğunu söyleyebilir miyiz? Burası net değil.

Ünlü Nasreddin Hoca fıkrasını bilirsiniz: Hoca, çocuğa boş bir testi verir ve su getirmesi için onu çeşmeye yollarken bir tokat atıp “Sakın testiyi kırma” der. Olayı gören komşusu Hoca’ya sitem eder, çocuk bir kabahat işlememişken ne diye dövdüğünü sorar. Hoca ise “Testi kırıldıktan sonra atılan tokadın ne faydası var?” der.

Modern ceza hukuku teorileri Nasreddin Hoca’yla aynı fikirde değildir. Hatta muhtemelen birçokları o tokadı ayıplanması gereken, hakkaniyetsiz bir iş olarak görecektir. Nitekim Türkiye yasalarına göre bir kişiyi, suçun ispatlanması bir yana, henüz işlemiş bile olmadığı bir suçtan dolayı kısıtlamak imkânsızdır. Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı döneminde IŞİD’li canlı bombalar hakkında söylediği ve epey tepki çeken “Canlı bombaların listesi elimizde var ama eylem yapmadan tutuklayamıyoruz” sözleriyle bu konuya açıklık getirmişti, hatırlarsınız. O zamandan bu yana, bu konuda yasalarda bir değişiklik yok. Her 1 Mayıs öncesi devrimcilere yönelik operasyonlar yapılsa da 25 Kasım’larda kadınlar daha Kadıköy’deyken yolları kesilerek gözaltına alınsalar da bunlar olsa olsa tesadüftür. Çünkü bir dönem gündeme getirilmiş olsa bile önleyici gözaltı/tutuklama hiçbir zaman kanunlaşmadı.

Bu şekilde anlatınca kulağa hoş, akla yatkın geliyor olabilir. Öyleyse muhaliflerin yıllardır sıkça dile getirdiği, NATO operasyonlarında artık savcı ve hâkimlerin de çekinmeden verdiği önleyici tutuklama kararları nereden çıktı?

Aslında durumumuzda “önleyici tutuklama” kavramı, olanı tam olarak karşılamıyor. Mesela tehlike (örneğimizde NATO zirvesi sürerken eylem yapılması tehlikesi) ortadan kalktıktan sonra dahi aylarca süren tutuklulukların neyi önlemeyi hedeflediği belirsiz durumda.

Üstelik önleyici yargı faaliyetleri tutuklamayla da sınırlı değil. Mesela yakın zamanda gördüğümüz iddianamelerde “dernek taktiksel olarak yasalara uygun davransa ve tespit edilen hiçbir yasadışı faaliyeti olmasa da gönlünde terör faaliyetleri yatmaktadır” denilerek yasal derneklerin “terör örgütü” ilan edilmesi isteniyor. Yani savcılara kalırsa önleyici hapis cezaları da mümkün. Ya da “suç işlenmesine elverişli bir ortam oluşmasına neden olabilecek mahiyette” olduğu gerekçesiyle bir kitap henüz basılmadan ve hâkim kararı da olmaksızın “önlem olarak” toplatılabiliyor.

O zaman bu önleyici tutuklama meselesini “tutuklama” üzerinden değil de yazının başında söylediğimiz gibi “önleyicilik” üzerinden inceleyelim. Bunca tutuklamayla, gözaltıyla, yasaklamayla önlenmek istenen nedir? Uğruna onca önlem alınan NATO ile bu önlemleri alan saray rejimi neyi önlemek istemekte?

NATO, SSCB’ye ve komünizm tehdidine karşı, emperyalizmin, emperyalist devletlerin ve sermayenin çıkarları doğrultusunda kurulmuş bir savaş örgütü. ABD öncülüğünde NATO, bu çıkarları savunmak için dünyanın her yerinde “terör” söylemleriyle “önleyici saldırı”, “önleyici savaş” gibi kavramları literatüre kazandıran pek çok savaş peydah etti. 11 Eylül’ü kendileri için “Allah’ın bir lütfuna” çeviren ABD ve NATO, toprağına, kaynaklarına göz diktiği ne kadar ülke varsa tek tek “demokrasi götürmek için” kolları sıvadı. Bu ülkelerin terörü desteklediğini, bu ülkelerin kitle imha silahlarına sahip olduğunu, kimyasal silahlar kullanmaya niyetli bu ülkelerin acilen engellenmesi gerektiğini iddia ederek savaşlar başlattı, halkları katletti.

Özellikle SSCB dağıldıktan sonra “komünizm” canavarının yerine “terörizm” canavarı dolaşıma sokuldu. Hâlâ da “terör”, tam olarak ABD’nin tercih ettiği şekilde belirleniyor; önlemler ABD’nin tercih ettiği şekilde alınıyor. Mesela aynı ay içinde ABD Dışişleri Bakanı bir yandan HTŞ’yi terör örgütü listesinden, Colani’yi terörist listesinden çıkardıklarını ilan ediyor; bir yandan da abluka altındaki Küba’yı tüm dünyadaki terörizmin arkasındaki güç olarak ilan ediyor. Bu konuşmasında saydığı önemli terör faaliyetlerinden bazıları George Floyd eylemleri ve üniversitelerdeki Gazze protestoları. Elbette bakana göre “Sadece tehdit oluşturanlar değil, Gazze’deki herkesi öldürmeliyiz” diyen ve Filistinlilerin insan olmadığını söyleyen İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı bir terörist değil.

Aynı şekilde 25 yıl önce “teröre karşı mücadele” şiarıyla girilen Afganistan’ın teslim edildiği Taliban’a bugün “terör” demenin NATO için bir gerekliliği yok. Çünkü önlemler işe yaradı. Belki Afgan kadınlar 25 yıl önce vaat edildiği gibi özgür değil, ama emperyalizm artık Afganistan topraklarında yeterince özgür.

ABD’nin Ortadoğu’daki en sadık hizmetkârı olma payesinin peşinde koşan AKP de önleyici saldırıları aynı şevkle idrak ve tatbik etmekte. Kendisini ve varlık nedeni olan sermayeyi tehdit eden ne varsa ona karşı önlem almak için elinden geleni yapıyor. Elbette Soma’da 5 işçi daha ölmesin diye önlem almıyor, ama Doruk Maden ve Eti Gümüş işçilerini, eylemlerini önlemek için daha metro çıkışında gözaltına alıyor. Çocuklar MESEM’de katledilmesin diye önlem almıyor, ama Ailem Güvende operasyonu yapıyor, LGBTİ yurttaşların özgürlüklerine karşı önlemler alıyor. Elbette memleketi parsel parsel yurt dışındaki kasalarına kaçıran Gökçek ailesinin mal varlığına MASAK tedbir koymuyor, ama AKP iktidarını tehdit eden belediye başkanlarının mal varlıklarına çifter çifter el koyuyor. İşkence yapan polislere, kadınları katleden erkeklere, orman yakan otel sahiplerine karşı kameralar çalışmıyor, ama parklarda alkol alan gençleri önlem olarak polis dronları izliyor. Üniversitelilerin geleceksizlik kıskacından kurtulması için önlem alınmıyor, ama gençlerin haklarını talep etmelerini önlemek için üniversite kampüslerinde BÖF stantları kuruluyor.

Aslında saray rejimi neyi ve kimi önlemek; neyin ve kimin önünü açmak istediği konusunda oldukça açık ve net.

Netice itibarıyla onca önlem alınan NATO zirvesi gerçekleşti. Halkların eli kanlı katilleri bir araya geldi. Toplantıda “sevmek”, “sevmemek” gibi duygusal kelimelerle ABD’nin bundan sonraki önlemlerinin kimlere yöneleceği, kimlerin kendini hedef olmaktan kurtarma şansının olduğu, kimlerin artık kurtarır yanı kalmadığı deklare edildi. Sonra da Trump ülkesine döndü.

Bunlar olurken ben gözaltındaydım. NATO zirvesine giden haftalarda ülkenin dört bir yanında ve son olarak yine İstanbul’da devrimci gençler ve avukatları siyasi şube operasyonuyla gözaltına alınmıştı; tutuklanmak üzere siyasi şubede bekletilmekteydik.

Soruşturma dosyası aylar önce açılmış; ama belli ki bir arpa boyu yol kat edilememiş, suç bulunamamıştı. Sonradan iddianameden anlaşılacağı üzere hakkımdaki suçlama Devrimci Gençlik Dernekleri’nin avukatı ve Çağdaş Hukukçular Derneği’nin İstanbul Şube Başkanı olmamdı. NATO zirvesine karşı eylem yapma ihtimalimiz olduğu iddiasıyla tam 3 ay önce, 8 Temmuz’da, NATO zirvesi bittikten saatler sonra talimatla tutuklandık. Herkes bu kararı önceden biliyordu; siyasi şube polisleri kutlama yapmak için pasta bile getirmişti. Şimdi bu önleyici tutuklamanın 106’ncı günündeyiz, üç ayı geride bıraktık.

Alınan önlem elbette resmî evrakta yazılanlar sebebiyle değildi. Olan, kendi sonunu gören bir iktidarın, sonunu olabildiğince geciktirmek ve olabildiğince yumuşak bir iniş yapabilmek adına aldığı önlemlerden ibaret. Korkulansa ne suç ne de terör; karşısına önlemler dizilen o korkunç canavar halkın ta kendisi. Oysa tarihten öğrendiğimiz tek şey zorbaların iktidarlarını sürdürmek için neler yaptığı değil. O iktidarların nasıl yıkıldığını da öğretiyor tarih.

Halkın o tir tir titreten gücünün neleri başarabildiğini bilenler için bu önlemlerin hepsi gerekli; hatta az bile!

 

Avukat Ezgi Önalan

Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şube Başkanı

Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi A-6

Tweet

Önerilen İçerikler

Halkbank davası ertelendi

Mart 17, 2026
15 ilde “Ailem Güvende” operasyonları: LGBTİ+ dernekleri ve eğlence mekânları basıldı

15 ilde “Ailem Güvende” operasyonları: LGBTİ+ dernekleri ve eğlence mekânları basıldı

Eylül 13, 2026
Perşembe yaylasına maden araması yapılması için iş makineleri sokuldu

Perşembe yaylasına maden araması yapılması için iş makineleri sokuldu

Mayıs 7, 2026

Pöpüler İçerikler

  • NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan Berkay Ustabaş’a 6 ay görüş yasağı!

    NATO zirvesi bahanesiyle tutuklanan Berkay Ustabaş’a 6 ay görüş yasağı!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • NAZA’nın aynasında hakikat: Gazze soykırımı, emperyalist ve yerli ikiyüzlülük – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yıkıcı güç siyaseti ve sözün bittiği yerde birleşmek – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • NATO Zirvesi öncesi “önleyici tedbir” bahanesiyle tutuklanan ÇHD’li Avukat Yunusemre Işık hakkında 6 ay görüş yasağı kararı verildi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket Yazı İşleri Müdürü Ahmet Ediz Kankur ve Halk-Der Temsilcisi Serkan Uşak’a Gezi davası kararını protesto etmekten hapis cezası!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.