yolculuk
16 Ağustos 2026 Pazar
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Yolculuk Çeviri | 70 yıllık KPD yasağı: Ismarlama hüküm

17 Ağustos 1956’da Federal Anayasa Mahkemesi Almanya Komünist Partisi'ni (KPD) yasakladı. Bunun adaletle pek bir ilgisi yoktu

Ağustos 16, 2026

Karlsruhe’deki Federal Anayasa Mahkemesi’nin 17 Ağustos 1956’da Almanya Komünist Partisi’nin (KPD) yasaklanmasını ilan etmesinden çok önce, parti üyeleri zaten yoğun bir şekilde takibata uğruyordu. Örneğin, Federal Adalet Mahkemesi (Federal Yargıtay), 1953 yılından beri tutuklu bulunan KPD’nin iki dava temsilcisi Fritz Rische (1914–2007) ve Josef Ledwohn’u (1907–2003), 13 Temmuz 1956 tarihinde “vatana ihanete hazırlık” suçlamasıyla üç buçuk yıl hapis cezasına çarptırmıştı. Suçlama şuydu: Kişiler, 1952 tarihli KPD’nin “Almanya’nın yeniden birleşmesi” programının hazırlanmasına katkıda bulunmuş ve bunu yaymışlardı. Rische ve Ledwohn, KPD’nin yasaklanmasıyla ilgili duruşmalara kelepçeli olarak getirildiler.

Toplamda 1956 yılına kadar KPD üyelerine karşı yaklaşık 500 soruşturma açılmış ve haklarında çok sayıda keyfi hüküm verilmişti. Şansölye Konrad Adenauer (1876–1967) tarafından komünizm ve Doğu Avrupa’ya karşı ileri karakol olarak yönetilen Batı Almanya’nın yargı sistemi, kadroları açısından Nazi yargısının bir devamı niteliğindeydi. Bu durumun pragmatiklik ya da kadro eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktu, şiar şuydu: Naziler Nazilere yardım eder. Doğu Almanya ve Sovyetler Birliği’ne karşı yeniden silahlanma ve teçhizatlandırma politikası kağıt üzerinde yazmayan bir kanundu.

Federal Hükümet, 1950 yılında “KPD’ye yakın yapıların” tüm üyelerine memuriyeti yasakladı. 1951’de ceza hukukunun sertleştirilmesi gerçekleştirildi; günümüz hukukunun gevşetilmesine,  önleyici gözaltıdan “tehlike arz eden kişi” sınıflandırmasına ve “dezenformasyon” hakkındaki palavralara kadar dikkat çekici bir şekilde benzeyen suç tanımlarının icat edilmesiyle siyasi ceza hukuku daha da sertleştirildi. 1951’de “Askerileşmeye Karşı Halk Referandumu*” yasaklandı; Haziran ayında “Özgür Alman Gençliği (FDJ)” ve Temmuz ayında “Nazi Rejiminin Zulmüne Uğrayanlar Birliği (VVN)” yasaklandı. Kasım ayında Federal Hükümet, KPD’nin yasaklanması için başvuruda bulundu.

Uyumlular ve Naziler

1954’te duruşmaların başlaması için beş yıl geçmesi ve Şansölye Adenauer’in defalarca müdahale etmesi gerekti. Kadro açısından Federal Anayasa Mahkemesi, diğer yargı organları gibi Nazi hukukçularının tam kontrolü altında değildi; ancak “uyumlular**” Bonn’dan gelen siyasi talimatları itaatkar bir şekilde yerine getiriyorlardı. Buna bir örnek, hükmü açıklayan mahkeme başkanıdır. Başkanın adı Josef Wintrich’di (1891–1958) ve faşist diktatörlük döneminde ilk önce Bavyera’daki Ebersberg kasabasında bölge mahkemesinde hakim olarak görev yapmıştı. Nazi örgütü “Lebensborn*** (Yaşam Kaynağı)” ile yakın bağları vardı ve Orta ve Doğu Avrupa’dan kaçırılıp zorla evlat edindirilen çocukların evlat edinilmesi davalarında mahkeme başkanı olarak görev aldı. ABD İşgalgücü onu 8 Mayıs 1945’te Ebersberg ilçesine kaymakam olarak atamış, ancak iki ay sonra Nazi geçmişi nedeniyle görevden almıştı. Bu durum, savaş sonrası kariyerine zarar vermedi. Wintrich, CSU’ya (Hristiyan Sosyal Birliği) katıldı; 1947’de Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde “Yüksek Yargıç” sıfatıyla görev yaptı ve 1953’ten itibaren Federal Anayasa Mahkemesi’nde çalışmaya başladı; 1954’ten itibaren ise bu mahkemenin başkanlığını yürüttü.

KPD’nin yasaklanmasına karar veren Senato’daki en aşırı Nazi ve acımasız antisemitiklerden biri Willi Geiger’di (1909–1994). İlk kez bu yıl onunla ilgili yeni bilgiler ortaya çıktı. Mayıs ayında, “Hukukla dönüşüm – Federal Anayasa Mahkemesi ve Geçmişi” (Verwandlung durch Recht – Das Bundesverfassungsgericht und die Vergangenheit), Münih-Berlin Çağdaş Tarih Enstitüsü tarafından yayınlandı. Araştırma, Federal Anayasa Mahkemesi 1951 yılında kurulduğu sırada görev yapan yirmi dört yargıçtan dokuzunun faşizm tarafından ayrımcılığa ve zulme uğrayan kimseler olarak sınıflandırıyor. Bu bir Federal (Batı) Almanya Mahkemesi için ilginç bir durumdu. Legal Tribune Online (LTO) adlı hukuk platformundaki makale şu şekildeydi: “Nazi mağdurları ve ‘uyumlular’ nasıl Karlsruhe’yi birlikte inşa ettiler?” Yazan Christian Rath ikincisi hakkında şöyle diyor: “Onlar, Nazilerden arındırma davalarında öğrendikleri şekilde davrandılar. Pek çok kişinin anlattığına göre onlar sürece katılmamış, ama sadece ‘daha kötüsünü önlemişlerdi’. Özel çevrelerinde naziler hakkında olumsuz konuştuklarını ve gerçekte her zaman sistemi reddettiklerini birbirlerine doğruladılar.”

Bu yardakçılık ve revaçta olan siyasi çizgiye boyun eğme tavrına uygun olarak, Geiger’in nazi geçmişinin bilinmesine rağmen ona karşı hiçbir önlem alınmadı. 1933’de SA, 1937’de Nazi partisi üyesi olan Geiger Ekim 1933 tarihli sözde “Editörler Yasası****” uyarınca ‘doktor’ ünvanı aldı. Bu süreçte, Yahudi editörlere uygulanan mesleki yasakları haklı görmüş ve bu düzenlemenin “basın alanında Yahudi ırkının aşırı güçlü, halka zarar veren ve kültürü tahrip eden etkisini tek bir hamlede ortadan kaldırdığını” ve “Marksist basına” son verdiğini övmüştür. 1941’den 1943’e kadar Bamberg Özel Mahkemesi’nde (Sondergericht*****) savcı olarak çalıştı ve aşırı sert tutumuyla dikkat çekti: Yüksek cezalar, idamlara bizzat katılma ve benzeri fiiller. Geiger, en az beş davada idam cezası verilmesini sağladı; bunların arasında, bir reşit olmayan çocuğa cinsel istismarda bulunmakla suçlanan 18 yaşındaki bir gencin davası da vardı.

Sayın adalet çarpıtıcısı Geiger 1945’ten sonraki süreçte “aklanmış” olarak sınıflandırıldı, Federal Almanya’nın Anayasası’nın hazırlanmasında rol aldı ve hızlıca Bonn’daki Adalet Bakanlığı’nda görev aldı. 1951’den 1977’ye kadar Federal Anayasa Mahkemesi’nde yargıç olarak görev yaptı. 2000 yılında, Adenauer hükümetini Federal Yargıtay ve Federal Anayasa Mahkemesi’ndeki iç karar verme süreçleri hakkında sürekli olarak bilgilendirdiği ortaya çıktı. 1966’da, Federal Alman toplumunun bu saygın üyesi, Katolikler Kongresi’nin (Katholikentag) başkanı oldu. Vikipedi’ye göre, 70’li yıllarda sözde “Radikallerle Mücadele Kararnamesi”ne ilişkin kararda raportörlük yaptı, yani mesleki yasak uygulamasının yürürlüğe girmesine yardımcı oldu. Militan bir Katolik “yaşam savunucusu (Lebensschützer******)” olarak, 80’li ve 90’lı yıllarda kürtajın hukuka aykırı olduğu konusunda sık sık yazılar yayınladı. Bu adam, Almanya’daki aşırı anti-komünist yargının sürekliliğini temsil etmekte.

Aynı durum, yasaklama talebini mahkemede savunan Federal İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Hans Ritter von Lex (1893–1970) için de geçerliydi. 1933’ten 1945’e kadar faşist İçişleri Bakanlığı’nda üst düzey memur olarak görev yapan Ritter von Lex, NSDAP’ye üye olmayı reddettiği için görevinde terfi alamamış ve yükselememişti. Daha sonra Nürnberg’de idam edilen Nazi İçişleri Bakanı Wilhelm Frick (1877–1946), onun “her zaman koşulsuz olarak Nasyonal Sosyalist devleti savunacağını ve onu etkili bir şekilde temsil edeceğini” tasdik etmişti. 1933’te von Lex, Bavyera Halk Partisi (BVP) temsilcisi olarak Adolf Hitler ile bir koalisyon için müzakere etmişti. 1954’teki duruşmanın açılışında Nazi üslubuyla yaptığı konuşma, Frick’in değerlendirmesinin doğru olduğunu ortaya koyuyor: Von Lex, KPD’yi “halkımızın vücudundaki tehlikeli bir enfeksiyon kaynağı, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin devletcil ve toplumsal yaşamının kan dolaşımına toksinler salan bir unsur” olarak nitelendirmişti.

Hemen infaz

KPD’nin kapatılması davasında 17 Ağustos 1956 tarihinde verilen infaz şu şekildeydi:
“1. Almanya Komünist Partisi Anayasa’ya aykırıdır.
2. Almanya Komünist Partisi feshedilecektir.
3. Almanya Komünist Partisi’nin yerine geçecek örgütler kurmak veya mevcut örgütleri bu amaçla sürdürmek yasaktır.
4. Almanya Komünist Partisi’nin mal varlığına kamu yararınca Federal Almanya Cumhuriyeti el koyar.”

Wintrich kararı açıkladığında polis ve gizli servislerin operasyonları çoktan başlamıştı – 50’li yıllarda bu türden gerçekleştirilen en büyük operasyon tüm hızıyla devam ediyordu. 3.035 ofis ve konut arandı, 215 parti ofisi kapatıldı, KPD’nin 33 fonksiyoneri tutuklandı, 35 matbaa, yayınevi ve haber merkezi kapatıldı. Hepsinin toplam tirajı 150.000 kopya olan tüm parti gazetelerinin basımı durduruldu. 146 ofis donanımı, 11 gayrimenkul, 91 matbaa makinesi ve 53 motorlu araç da dahil olan tüm parti malvarlığına devlet tarafından el konuldu. Bunu, 125.000’den fazla soruşturma, yaklaşık 10.000 mahkûmiyet kararı (bazıları birkaç yıllık hapis cezaları da dahil), işyerlerinde sayısız işten çıkarma, miting yasağı ve yaklaşık 80 yapıya örgütlenme yasağı izledi.

1956 tarihli siyasi kararın yarattığı tehdit duruyor. Rusya’ya karşı yürütülen vekalet savaşında ve Almanya’nın silahlanma çılgınlığında, federal hükümet bir kez daha siyasal adaleti kullanıyor. Gazeteci Hüseyin Doğru’ya, barış aktivistlerine ve Filistin dayanışma hareketine yönelik keyfi yaptırımlar ile iç güvenlik servisinin jW’yi gözetlemesi, durumu açıkça ortaya koyuyor. Çarşamba günü kabine tarafından kabul edilen ve Anayasa Koruma ve Dış İstihbarat Teşkilatlarına polis yetkileri veren yasa, Federal Almanya’nın keyfilik ve adaletsizlik tarihinde bile bir dönüm noktasıdır. KPD’nin yasaklanmasında kullanılan bu mekanizma, her an yeniden devreye sokulabilir.

Dipnotlar:

*“Askerileşmeye Karşı Halk Referandumu”: İkinci Dünya Savaşı sonrasında askersizleştirilen Batı Almanya’nın askerileştirilmesi (Remilitarisierung) için CDU’lu Konrad Adenauer öncülüğünde tartışma başlamıştı. Bu tartışmalara yanıt olarak Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde 3-5 Haziran 1951’de gerçekleştirilen referandumda halka “Almanya’nın yeniden silahlandırılmasına karşı ve 1951 yılında Almanya ile bir barış antlaşmasının imzalanmasından yana mısınız?” sorusu soruldu. Referandumda yaklaşık 13.6 milyon oy kullanıldı ve oy verenlerin yaklaşık %95’i ‘evet’ oyu verdi.

**Uyumlular: Nazi Almanya’sının savaşı kaybetmesinin ardından Batı Alman bürokrasindeki görevlerine geri dönen ve iktidarla işbirliği içinde çalışan eski Nazi üyeleri metinde yazar tarafından “angepassten” (uyumlu, adapte) olarak adlandırılmaktadır.

***Lebensborn (Yaşam Kaynağı): Nazi Almanya’sı döneminde kurulmuş, ırk temizliğine ve aryan ırk teorisine dayanan, SS tarafından kurulan bir birliktir. Lebensborn, bu süreçte saf ırk yaratabilmek için 200 binden fazla çocuğu kaçırmış ve farklı ailelere evlat edindirmiştir. Bu çocuklar kaçırılıp “yeniden eğitim” kamplarında “almanlaştırılmaya” tabii tutulmuştur.

****Editörler Yasası (Schriftleitergesetz): Propaganda Bakanı Gobbels’in talimatıyla 1 Ocak 1934’te yürürlüğe giren yasa ile basın faaliyetleri Nazi devleti tarafından kontrol altına alındı. Resmen editör olabilmek için Reich Kültür Odası’nın bir bölümü olan Reich Basın Odası’nın profesyonel listesine girmeleri gerekiyordu. Reich Kültür Odası ise Goebbels liderliğindeki Propaganda Bakanlığı’nın talimatlarına tabiydi. Listeye girebilmek için Nazi devleti tarafından verilen bir yıllık mesleki eğitimin gösterilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla her editör, devlet memuru statüsüne benzer bir statüye sahipti ve bu da editörlerin Nazi devletine sadık olmasını gerektiriyordu.

*****Sondergericht: Türkçesi “özel mahkeme” demek olan bu mahkeme çeşidi Nazi Almanya’sı döneminde muhalefeti sindirmek için hızlıca infaz düzenleyen bir yapı olarak kuruldu. 1933 ile 1945 yılları arasında Nazi rejimi tarafından kurulan bu mahkemelerce 12.000 kişi idam edildi.

******Lebensschützer (Yaşam Savunucuları): Kürtaj hakkına karşı olmalarıyla bilinen “Yaşam savunucuları” “ahlaki, dini ve geleneksel” nedenlerle ülkelerdeki kürtaj haklarının iptal edilmesi gerektiğini düşünen bir harekettir. Önceleri sadece kürtaj hakkına karşı çıkmalarına karşın 1990’lardan bu yana ötenazi, klonlama, doğum öncesi tanı uygulamalarına vb. karşı da kampanya yürütmektedirler. Almanya’da ise koyu Hristiyanlar ve muhafazakarlar bu hareketin destekleyicisidirler.

Bu yazı ilk olarak Junge Welt’de Arnold Schölzel imzasıyla yayınlanmıştır. Yolculuk Çeviri Kolektifi tarafından Türkçeleştirilen bu metinde editöryal değişikliklere gidilmiştir. Yazının orijinal halini okumak için tıklayınız.

Tweet

Önerilen İçerikler

Zeren Ertaş’ın ölümden sorumlu tüm sanıklara beraat verildi

Zeren Ertaş’ın ölümden sorumlu tüm sanıklara beraat verildi

Nisan 22, 2026
Yolculuk Çeviri | Anti-emperyalizmin fay hatları

Yolculuk Çeviri | Anti-emperyalizmin fay hatları

Nisan 30, 2026
16 köy tehdit altında: Varto halkı JES’e karşı direniyor

16 köy tehdit altında: Varto halkı JES’e karşı direniyor

Mayıs 27, 2026

Pöpüler İçerikler

  • Devrimci Hareket’ten değerlendirme: Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu

    Devrimci Hareket’ten değerlendirme: Yeni parti tartışması ve solun sınıfsal pusula sorunu

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket: Bugün “kral çıplak” demek olmazsa olmaz önemdedir

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Hareket’ten yeni yazı: Dünya, ülke ve mücadele

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Trump’a Karşı Çıkabilme Cesareti!.. – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Mücadele dersini öğretmenler veriyor – Çağla Tanışlar yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.