yolculuk
12 Mayıs 2026 Salı
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Yolculuk Çeviri | Macaristan’ın Orbánizmden Çıkış Yolu

Nisan 13, 2026

Pazar günü yapılacak seçimler, Viktor Orbán’ı nihayet iktidardan uzaklaştırabilir. Muhalefet güçleri, rakip aday Péter Magyar’ın arkasında birleşti; ancak bu Magyar’ın programına olan inançtan çok, ülkenin otoriter bir yöne doğru kaymasından duydukları çaresizlikten kaynaklanıyor.

Muhalefetin önde olması ve sivil toplumun harekete geçmesi gibi olumlu gelişmelere rağmen, Macaristan’ın demokratikleşmeye giden yolu dar ve tehlikeli olmaya devam ediyor.

Viktor Orbán’ın aşırı sağcı Fidesz partisi 2010 yılında ezici bir çoğunlukla iktidara geldiğinden beri, Macaristan’ın demokratik kurumları sürekli baskı altında. Orbán, zaferini “sandıkta bir devrim” olarak nitelendirirken kişisel iktidarı üzerindeki kurumsal denetimlerin çoğunu sistematik olarak ortadan kaldırmaya başladı. Yeni bir anayasa kabul etti, Anayasa Mahkemesini partisinin kontrolü altına aldı, seçim sistemini değiştirdi ve seçim bölgelerini yeniden çizerek partisine önemli bir avantaj sağladı.

Dahası da var. Orbán, siyasi gücünü arkadaşlarını ve aile üyelerini zenginleştirmek için kullandı, medya sektörünün çoğunu kendisine sadık kişilerin elinde topladı, kamu yayıncılığını bir propaganda aracına dönüştürdü ve devleti bir silah olarak kullanarak STK’ları, akademisyenleri, sendikaları ve bağımsız basının kalanlarını sindirip susturdu.

Seçimler teknik olarak özgür kalmış olsa da adil olmaktan çok uzaktı. Fidesz lehine oyun alanının sistematik olarak çarpıtılması, 2014, 2018 ve 2022 parlamento seçimlerinde üst üste üç kez, üçte iki çoğunluğun elde edilmesine yol açtı.

Ancak bu pazar günü yapılacak seçimlerin görünümü çok farklı.

Önceki “özgür ama adil olmayan” seçimlerde sorulabilecek tek gerçekçi soru, iktidardaki partinin üçte iki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağıydı. Bugün ise tüm bağımsız anket kuruluşları, en azından yüzde olarak muhalefetin rahat bir üstünlük sağladığını bildiriyor. Bağımsız anket şirketi Medián’ın yakın zamanda yaptığı bir ankette, merkez sağ Tisza (Saygı ve Özgürlük) Partisi’nin yüzde 20 önde olduğu ortaya çıktı; ancak hükümete yakın kuruluşlar Orbán’ın partisinin hâlâ önde olduğunu bildirmeye devam ediyor.

Ana muhalefet adayı, merkez sağcı Péter Magyar da bahisçilerin favorisi gibi görünüyor. Macar yetkililerin, kampanya başlar başlamaz Polymarket’i “yasadışı kumar faaliyetlerini kolaylaştırdığı” gerekçesiyle yasaklaması muhtemelen bir tesadüf değildir. Bu seçimin gerçek anlamda öngörülemez olduğuna dair bir başka ipucu da Orbán’a bağlı şirketlerin halka açık hisselerinin kampanyanın son haftalarında sürekli düşüş eğilimi göstermesidir.

“Sonuç son derece belirsiz olsa da bu belirsizlik bile bu yarışı Macaristan’ın yakın tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir hale getiriyor.”

Orbán için durumu daha da kötüleştiren bir dizi skandal, seçimler öncesinde Macaristan’ı sarsmıştı. Aralık ayında sızdırılan video görüntüleri, devlet tarafından işletilen çocuk yuvalarında yaşanan ağır çocuk istismarı vakalarını ortaya çıkardı. Şubat ayında ise halk, hükümetin Samsung’un bir pil fabrikasında işçileri zehirli kimyasallara maruz bırakmasına nasıl göz yumduğunu öğrendi. Bazı işçilerin, bu kimyasallarla iç içe şekilde, dönüşümlü vardiyalarda çalışmaya zorlandıkları iddia edildi. Mart ayında, Ulusal Soruşturma Bürosu’ndan bir dedektif, ülkenin gizli servisinin Magyar’ın Tisza Partisi’ne sızarak partiyi sindirme, şantaj ve rüşvet yoluyla ortadan kaldırma planını ortaya çıkardı.

Skandallara ve kendi lehine olan anket sonuçlarına rağmen, Orbán’ın muhalifleri önlerinde zorlu bir dönemle karşı karşıya. Sistematik seçim bölgesi manipülasyonu nedeniyle, seçmenlerin çoğu muhalefete oy verse bile Fidesz parlamentoda çoğunluğu elde edebilir. İktidardaki parti, bazı kırsal kesimdeki düşük gelirli toplulukları rüşvet veya zor yoluyla Fidesz’e oy vermeye ikna etmek için kullanılan neo-feodal yerel elitler ağından da yararlanabilir. Sonuç büyük ölçüde belirsizliğini korusa da bu belirsizlik bile bu seçimi Macaristan’ın yakın tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir olay haline getiriyor.

(Karşı)-Popülizm

Magyar ve Tisza Partisi’nin yıldırım hızındaki yükselişi, Macaristan’ın siyasi manzarasını kökünden değiştirdi. 2024 yılında, halk, Cumhurbaşkanı Katalin Novák’ın çocuk cinsel istismarını örtbas ettiği için hapis cezası çeken bir adamı affettiğini öğrendi. Magyar, adalet bakanı olan eşine ait, skandala diğer önde gelen politikacıları da karıştıran bir ses kaydını yayınlamasından sonra gündeme oturdu.

Birkaç ay sonra, daha önce pek tanınmayan bu Fidesz üyesinin kurduğu yepyeni parti, 2024 Avrupa seçimlerinde oyların yaklaşık yüzde 30’unu aldı ve parçalanmış sol-liberal muhalefetin neredeyse tamamen çökmesine sebep oldu. Magyar kendini merkez sağda konumlandırdı, dış politikada daha AB ve NATO yanlısı bir tutum benimsedi ve Avrupa Parlamentosu’nda Alman Hristiyan Demokratlar gibi partilerden oluşan Avrupa Halk Partisi’ne katıldı.

Magyar’ın Tisza Partisi, düşük gelirli vergi mükellefleri için vergi indirimleri, emekli maaşlarında artış, Orbán’ın aileler için uyguladığı popüler vergi teşviklerini sürdürürken bunları daha yüksek nakit transferleriyle destekleme ve ayrıca mali disiplini koruma ve büyük bütçe açıklarından kaçınma dahil olmak üzere her seçmen bloğuna bir şeyler vaat ediyor. Bu politikalar, Macaristan’daki işçi sınıfını mevcut durumdan daha iyi bir konuma getirecektir; ancak yüksek gelirli kişilerin gelir vergisinin artırılması gündemde olmadığı için, Orbán’ın meşhur regresif vergi sistemi de büyük ölçüde değişmeden kalacaktır.

“Péter Magyar kendini merkez sağda konumlandırdı ve dış politikada AB ve NATO yanlısı bir tutum benimsedi.”

Tisza’nın seçim manifestosu hem vergi indirimleri hem artan transferler hem de iyileştirilmiş kamu hizmetleri vaat ederken; getirileceği söylenen yolsuzlukla mücadele tedbirleri, en zengin %0,2’lik hane halkına servet vergisi uygulaması, oligarkların yasadışı servetlerine el konulması ve hukukun üstünlüğü ihlalleri nedeniyle şu anda dondurulmuş olan AB fonlarına erişim gibi uygulamalar sayesinde bu politikaların mali açıdan sürdürülebilir olacağını öne sürüyor. Magyar, şu popülist sloganla geleneksel bölünmeleri aşmayı hedeflediğini iddia ediyor: “Sol ya da sağ yok – sadece Macar var.” Macar Marksist G. M. Tamás hâlâ aramızda olsaydı, muhtemelen Alain’den en sevdiği alıntıyı tekrar ederdi: “Solcu mu sağcı mı olduğuna karar veremeyenler sağcıdır.”

Magyar’ın yükselişi, çeşitli sol-liberal oluşumların tamamen çöküşüyle aynı zamana denk geldi ve buna katkıda bulundu. Macaristan Sosyalist Partisi, neoliberal Momentum Hareketi, eskiden aşırı sağcı olan Jobbik, Yeşiller Partisi ve Budapeşte Belediye Başkanı Gergely Karacsony’nin Yeşiller Partisi olan Diyalog gibi birçok küçük parti, Tisza’nın Orbán’ın uzun süren iktidarını sona erdirme şansını artırmak için bu yılki seçimlere katılmayacaklarını açıkladı. Çoğu solcu ve liberalin Tisza hakkında bazı çekinceleri olsa da ana akım liberal kanaat önderlerinin çoğu, bunun normal bir demokratik seçim olmadığını ve Magyar’ın daha fazla otokratikleşmeyi durdurmak için tek şansları olabileceğini kabul etme eğiliminde.

Magyar’ın temel demokratik standartları yeniden tesis etme vaadi, çaresiz liberalleri arkasına toplamak için yeterli görünüyor; öte yandan milliyetçi söylemi, Fidesz’in kırsal kalbi sayılan bölgelerdeki sosyal açıdan muhafazakâr seçmenler arasında destek kazanmasını sağlıyor. Magyar’ın solunda hala yarışta olan iki küçük parti ise, eski Başbakan Ferenc Gyurcsány tarafından kurulan Demokratik Koalisyon ve hicivci İki Kuyruklu Köpek Partisi.

Her ikisi de şu anda parlamentoya girmek için gerekli olan yüzde 5 barajının altında kalıyor. Anketlere güvenilecekse, Fidesz ve Tisza dışında bu engeli aşabilecek tek parti, aşı karşıtı komplo teorisyenleri ile “yaptıklarından pişmanlık duymayan” faşistleri bir araya getiren, sağın uç kanadındaki delüzyonel Vatanımız Hareketi.

Birçok açıdan Magyar’ın başarısının sırrı, TikTok çağına uygun yeni bir popülizm tarzını savunarak Orbán’a “kendi ilacını tattırmakta” yatıyor. Karizmatik bir hatip olan Magyar, sık sık Macaristan’ın 1848 ve 1956 devrimlerindeki kahramanca mücadelelerini anımsatırken, “sıradan Macarları” Orbán’ın kleptokratik elitine karşı kışkırtıyor.

“Magyar, Orbán’dan daha inandırıcı bir milliyetçi olarak kendini gösteriyor. Göç konusunda, partisi kısıtlayıcı politikaları sürdüreceğine söz veriyor.”

Başlangıçta Magyar, mutfakta, spor salonunda veya berber dükkanında gibi gündelik ortamlarda çekilmiş kısa videolarını paylaşıyordu. Ancak seçim kampanyası yaklaşırken, içerikleri daha devlet adamı havasında bir imaja doğru kaydı.

Orbán, Slovakya Başbakanı Robert Fico gibi bölgedeki diğer illiberal liderlerle yakınlaşırken, Magyar bunu komşu ülkelerdeki Macarca konuşan azınlıklara ihanet olarak nitelendiriyor ve kendini Orbán’dan daha inandırıcı bir milliyetçi olarak sunuyor. Göç konusunda Tisza, Macaristan’ın güney sınırındaki dikenli tel çit dahil olmak üzere kısıtlayıcı politikaları sürdüreceğine söz veriyor, ancak hükümeti çok uluslu şirketlerin geçici vizeyle AB dışından misafir işçi çalıştırmasına izin verdiği için eleştiriyor.

Sivil Toplum ve Kitle Hareketleri

Macaristan’ın şu anki demokratikleşme şansının, yalnızca parti siyasetindeki değişimlerden kaynaklanmayacağı kesin. Bu, aynı zamanda sivil toplumun, gerekirse seçim manipülasyonunu önlemek ve Magyar’ın göreve geldikten sonra sözünü tutmasını sağlamak için harekete geçme yeteneğine de bağlı. Kitle hareketleri, Orbán’ı devirmenin mümkün hale geldiği bir durum yaratmada şimdiden önemli bir rol oynadı. Mart 2025’te, anketlerde zaten geride kalan Orbán, Macaristan’ın bağımsız medyası ve sivil toplumunun kalıntılarına yönelik kapsamlı bir baskı kampanyası başlattığını duyurdu. Ayrıca Budapeşte Onur Yürüyüşü’nün organizatörlerini, gelecek yılki etkinlik için harcanacak her türlü para ve çabanın boşa gideceği konusunda uyardı.

Ancak bu açıklamaların etkisi, hükümetin amaçladığının tam tersi oldu. Sivil toplum aktörlerini sindirmek yerine, Belarus gibi bir ülkeye benzer şekilde açık bir otokrasiye doğru kayma korkusu, onları yeniden harekete geçirdi. Bunun ardından gelen seferberlik, hükümeti vaat ettiği “bahar temizliği”ni yeniden gözden geçirmeye zorladı.

Hükümet için durumu daha da utanç verici hale getiren şey, Budapeşte Onur Yürüyüşü’nün resmi yasak ve tehditlere rağmen devam etmekle kalmayıp, Macaristan’ın yakın tarihindeki en büyük halk hareketlerinden biri haline gelmesiydi.

Onur Yürüyüşü yasağı muhtemelen Magyar’ı bölücü bir konuda tavır almaya zorlamak amacıyla getirilmiş olsa da o, tartışmanın dışında kaldı ve Yeşiller Partisi’nden belediye başkanı Karácsony’nin, Orbán’ın Onur Yürüyüşü yasağını uygulanamaz hale getirme konusunda öncülük etmesine izin verdi.

Bu kitlesel katılımın önemi, Macaristan’ın LGBTQ topluluklarıyla dayanışma göstermesinden çok daha öteye uzanıyor. Otoriter liderlerin, mevcut her türlü yolu kullanarak iktidara tutunmak için güçlü nedenleri vardır- özellikle de adalet sisteminin kontrolünü kaybetmenin, yozlaşmış elitleri cezai kovuşturmaya maruz bırakabileceği Macaristan gibi bir kleptokraside. Bu bağlamda, yürüyüş aynı zamanda seçimleri baltalamaya yönelik her türlü girişimin riskli bir kumar olacağını ve özellikle de yabancı banka hesaplarında önemli miktarda parası olanlar için bu riski almaya değmeyebileceğini de gösterdi.

Önümüzdeki Tehlikeli Yol

Muhalefetin önde olması ve sivil toplumun harekete geçmesi gibi olumlu koşullara rağmen, Macaristan’ın demokratikleşme yolunda ilerlemesi hâlâ zorlu ve tehlikeli bir süreçtir. Orbán’ın kampı, çaresizlikten dolayı kirli oyunlara başvurabilir.

Magyar kısa süre önce kamuoyuna, kendisine karşı Rus tarzı kompromat kullanılabileceği konusunda uyarıda bulundu. Birinin onu özel bir anında gizlice filme aldığından şüpheleniyor. Mevcut jeopolitik ortamda, savaşın tırmanacağına dair korku taktikleri de seçmenleri korkutup görevdeki hükümeti desteklemeye itebilir. Fidesz kısa süre önce, savaş esirlerinin halka açık infazını gösteren, yapay zekâ ile üretilmiş bir video yayınladı ve seçmenlerin yeni bir hükümeti iktidara getirmesi halinde Macaristan’ın Ukrayna’daki savaşa katılabileceğini ima etti.

Seçimlerden bir hafta önce, Paskalya Pazarı günü, Sırp yetkililer Macaristan’ın enerji tedariki için hayati önem taşıyan bir gaz boru hattını havaya uçurma planını ortaya çıkardıklarını iddia ettiler. Hem Magyar hem de eski bir karşı-istihbarat subayı, bu zamanlaması çok uygun olan güvenlik tehdidinin, Orbán’a son dakikada destek sağlamak için tasarlanmış bir sahte bayrak operasyonu olabileceğini öne sürdü.

AB içinde büyük ölçüde izole edilmiş olsa da Orbán’ın Moskova’dan Washington DC’ye kadar yurtdışında hâlâ güçlü müttefikleri bulunuyor. Bu yıl Macaristan’da düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı (CPAC), Javier Milei, Alice Weidel, Eduardo Bolsonaro ve Geert Wilders gibi isimlerin katılımıyla aşırı sağcı uluslararası hareketin “kim kimdir” listesi gibi görünüyordu. Donald Trump, Orbán’a “tam ve eksiksiz desteğini” garanti etti; Benjamin Netanyahu ise “radikal, fanatik Müslümanların bu dalgasına karşı Batı medeniyetini savunduğu” için ona teşekkür etti. J. D. Vance, seçimden sadece beş gün önce Macaristan’ı ziyaret ederek Orbán’a destek verirken, aynı zamanda “Brüksel”in olası müdahalesi konusunda uyarıda bulundu- bu, Fidesz’in kaybetmesi durumunda sonuçların meşruiyetini sarsmak için kullanılabilecek bir söylem.

Belki de daha endişe verici olanı, Financial Times ve Washington Post’un haberlerine göre, Vladimir Putin’in en önemli AB müttefikinin iktidarda kalmasına yardımcı olmak için Macaristan’da şu anda Rus gizli operasyonları yürütülüyor; bu operasyonlar arasında sahte bir suikast girişimi düzenleme planı da olduğu iddia ediliyor.

“Hükümet değişikliği olsa bile, demokratikleşme hiç de garanti altında değil.”

Hükümet değişikliği olsa bile, demokratikleşmenin gerçekleşeceği hiç de kesin değildir. Orbán’ın getirdiği antidemokratik değişikliklerin çoğunu geri almak için muhtemelen parlamentoda üçte iki çoğunluk gerekecektir. Yeni hükümet ayrıca, devlet idaresinin her kademesindeki kurumlara derinlemesine yerleşmiş binlerce Fidesz yandaşıyla birlikte ülkeyi yönetmek zorunda kalacaktır.

Bazı anketler, Tisza’nın nitelikli çoğunluğu elde etmesinin imkânsız olmadığını gösteriyor. Böyle bir sonuç, yeni hükümetin hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek için gerekli kurumsal reformları hayata geçirmesine olanak tanıyacaktır. Bu reformlar arasında yüksek mahkemelerin bağımsızlığının yeniden sağlanması, şu anda yolsuzluk yapanların cezasız kalmasını garanti eden siyasi atamaların adalet sisteminden çıkarılması ve Avrupa Savcılığına katılma sayılabilir. Ancak bu durum, Magyar’ı Orbán’ın kurduğu iktidar mekanizmasının kontrolünü ele geçirmeye ve kendisini Macaristan’ın bir sonraki otoriter lideri olarak konumlandırmaya da teşvik edebilir.

Bu belirsiz ortamda, 2026’da Macaristan’ın “Belaruslaşmasını” durduran sivil toplum örgütleri uyanık kalmalıdır. Seçim manipülasyonu girişimlerini önlemekle kalmayıp, Magyar hükümetine seçmenlerin talep ettiği reformları uygulaması için baskı yapmaları gerekecektir.

Risk ve Fırsat Dolu Bir An

Önümüzdeki haftalar, Macar demokratlar için hem önemli riskler hem de tarihi fırsatlar barındırıyor. En kötü senaryoda rejim, yasadışı yollarla iktidara tutunarak açık bir diktatörlüğe doğru kayış sinyali verebilirken, Macaristan’ın zayıflamış demokrasisinin yeniden canlanması da ulaşılabilir bir hedef.

Orbán’ın olası ayrılışı sol için bir zafer olmayacaktır. Bununla birlikte, küresel aşırı sağ için ciddi bir darbe olacak ve dünya çapında zor durumdaki demokrasilerdeki vatandaşlara çok ihtiyaç duydukları umudu sunabilir.

Yazar: Imre Szijarto, Macar bir sosyologdur. Doktora araştırması, demokratikleşmenin gerilemesinin politik ekonomisi üzerine odaklanmaktadır.

Bu yazı ilk olarak Jacobin’de Imre Szijarto imzasıyla yayınlanmıştır. Selin Kurt tarafından türkçeleştirilmiştir. Yazının orijinal halini okumak için tıklayınız.

Tweet

Önerilen İçerikler

Macaristan’da seçimler: 16 yıllık Orban iktidarı seçimi kaybetti

Macaristan’da seçimler: 16 yıllık Orban iktidarı seçimi kaybetti

Nisan 14, 2026
Öğrenci Kolektifleri hayatını kaybeden yoldaşları için açıklama yaptı: ‘İlayda Zorlu intihar etmedi’

Öğrenci Kolektifleri hayatını kaybeden yoldaşları için açıklama yaptı: ‘İlayda Zorlu intihar etmedi’

Nisan 19, 2026
Netanyahu İran’a yönelik küresel saldırı çağrısında bulundu

Netanyahu İran’a yönelik küresel saldırı çağrısında bulundu

Mart 24, 2026

Pöpüler İçerikler

  • 1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Sınıfsal Bakış | Doruk Madencilik Direnişine Sınıfsal Bakış

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • 1 Mayıs Taksim İnisiyatifi metin yayımladı; DİSK, KESK, TMMOB ve TTB Kadıköy’e miting yapmaya gidecek

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Şanlıurfa’nın ardından Kahramanmaraş’ta da okul saldırısı, 9 ölü 13 yaralı var

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Sanchez değil, insanlığın vicdanı sosyalizm konuşuyor – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.