Tazminat ve maaş alacakları gasp edilen Barta Tekstil işçileri için Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde Devrimci Tekstil İşçileri Sendikası (Dev-Tekstil) öncülüğünde “Sömürdünüz, çaldınız, kaçtınız! Hakkımızı patronlara yedirmeyeceğiz” şiarıyla eylem yapıldı.
2025 yılının Nisan ayından bu yana maaşları düzensiz ve parçalı yatırılan tekstil işçileri, geçtiğimiz günlerde patronlarının lüks içinde yaşadığını belirterek maaşlarının yatırılmamasına tepki gösteren açıklamalar yapmış fabrika ve mağaza önünde seslerini duyurmak için eylemler düzenlemişti.
7 Mayıs’ta fabrika önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında işçiler, yürüttükleri mücadeleyi zayıflatmaya çalışan patronlar Barbaros Durmaz ve Tamer Akdağ’ın fabrikayı kapatmaya hazırlandıklarını ve makineleri kaçırıp farklı isimlerle üretime devam ettiklerini açıklamıştı.
Barta Tekstil, yaklaşık 80 işçiyi, bir yıl önce işten ayrılmaya zorlayarak tazminatlarını 10-12 taksite bölmüş ve hiçbir ödeme yapmayarak işçilerin 2 ila 4 ay arasında değişen maaşlarını da gasp etmişti.
Alsancak TSKM önünde gerçekleştirilen basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
Bizler, yıllarca köle gibi çalıştırılan, emeği sömürülen ve ardından patronların keyfi kararlarıyla kapı önüne konulan Barta Tekstil işçileriyiz.
Kıdem tazminatlarımız, ihbar haklarımız, ücretlerimiz ve diğer tüm yasal alacaklarımız gasp edildi. Yaklaşık bir aydır sürdürdüğümüz eylemlerle sesimizi duyurmaya, hakkımız olanı almaya çalışıyoruz. Bugüne kadar dört ayrı eylem gerçekleştirdik.
Bugün de mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi yeniden haykırmak için buradayız. Bu alana gelerek mücadelemize destek veren kurum temsilcilerine ve basın mensuplarına teşekkür ediyoruz.
Biz yıllarca “Türkiye ihracatının lokomotifi” diye övünülen tekstil sektöründe en düşük ücretlerle, en kötü koşullarda çalıştık.
Yeri geldi baskıya uğradık, yeri geldi mobbinge maruz kaldık. Sayı dayatmalarıyla birbirimize karşı kışkırtıldık. İnsanlık dışı çalışma koşulları dayatıldı. Ama hiçbir zaman emeğimizin karşılığını alamadık, hiçbir zaman hak ettiğimiz değeri görmedik.
Patronlar lüks ve sefahat içinde yaşarken, biz geçim derdiyle boğuştuk. Onlar, bizim sırtımızdan kazandıkları servetle kurdukları şatafatlı hayatlarını sosyal medyada sergilerken, bizler evimize ekmek götürmenin hesabını yaptık.
Evet, geçmişte yeterince birlik olamadık. Emeğimize gerektiği gibi sahip çıkamadık. Patronlar da bunu fırsata çevirdi.
“Minareyi çalan kılıfını hazırlar” misali, çoktan işleri başka firmalara yaptırmaya başladılar. Fabrikayı kapatıp makineleri taşıyarak faaliyetlerini farklı isimler altında sürdürmeye koyuldular. Bunu yaparken ilk kurtulmaya çalıştıkları şey bizim alacaklarımız oldu.
Ama şunu çok iyi bilsinler:
Toplamı 4,5 milyonu bile bulmayan alacaklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.
Kendimizin ve çocuklarımızın alın terini patronların insafına terk etmeyeceğiz.
Bugüne kadar kapatılan fabrikanın önünde, Begos’ta ve üretimin sürdürüldüğü Malt Tekstil önünde eylemler yaptık.
Taleplerimizi haykırmak için işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs alanlarında yer aldık.
Bundan sonra da mücadelemizi büyüterek sürdüreceğiz.
Bilinmelidir ki bu mücadele artık yalnızca bir alacak mücadelesi değil, bir haysiyet ve onur mücadelesine dönüşmüştür.
İstediğimiz yalnızca alacaklarımız değildir. Büyük bir pervasızlıkla bize reva görülen bu muameleyi kabul etmeyeceğiz. Bu şımarık patronlar sınıfının bu işleri artık eskisi kadar kolay yapamayacağını göstereceğiz.
Aylardır ücretlerini alamayan, borçlarla ve kredi kartlarıyla yaşamını sürdürmeye çalışan işçiler olarak elbette çalışmak, kendimizin ve ailelerimizin ihtiyaçlarını karşılamak zorundayız.
Ama kimse bizim çaresizliğimizi teslimiyet sanmasın.
“Bir süre bağırırlar, sonra uysal uysal köşelerine çekilirler” diye düşünmesin.
İçinde bulunduğumuz tüm ağır koşullara rağmen hakkımızı aramaktan vazgeçmeyeceğiz.
Alın terimizin patronların içki masalarında meze edilmesini, sonra da “öldük bittik” diyen patronların bunu arsızca sosyal medyadan paylaşmasını sineye çekmeyeceğiz.
Buradan bir kez daha Barbaros Durmaz ve Tamer Akdoğan’a sesleniyoruz:
Bu sefer o kadar kolay olmayacak. Fabrikayı kapatmak, üretimi başka yerlere kaydırmak gibi yöntemler sizi kurtarmayacak.
Nerede olursanız olun, biz orada olacağız.
Nerede üretim yaparsanız yapın, kapınıza geleceğiz.
Eğer siz bizim karşımıza çıkmazsanız, yaşam alanlarınız dâhil olmak üzere bulunduğunuz her yere biz geleceğiz.
Buradan daha önce başvurduğumuz Çalışma Bakanlığı’na da sesleniyoruz:
Bir insanın başka bir insanın emeğine el koyması, iş yasalarıyla güvence altına alınmış haklarını gasp etmesi hırsızlık değil midir?
Patronların krizi fırsata çevirerek türlü hilelerle işçilerin emeğine çökmesine karşı bu ülkede bir yasa yok mudur?
İşçinin hakkını koruyacak kurumlar neden sessiz kalmaktadır?
İş bizim eylemlerimize gelince “yasa”, “hukuk” diyenler, göz göre göre gerçekleşen bu hırsızlığa neden göz yummaktadır?
Yoksa bu ülkede patronlara her türlü arsızlığı ve hırsızlığı yapmak mubah, işçi ve emekçilere ise hakkını aramak suç mudur?
Bir çağrımız da yıllardır üretim yaptığımız markalardır.
Sizler “etik üretim”, “sosyal sorumluluk”, “insan hakları” diyerek reklam yapan markalarsınız. Ancak bizlerin hangi koşullarda çalıştığını, nasıl sömürüldüğünü çok iyi biliyorsunuz. Ta Avrupalardan buralara tam da bunun için kuralsız bir sömürü için geliyorsunuz.
Şimdi üç maymunu oynamanıza izin vermeyeceğiz. Haklarımız ödenene kadar size yönelik teşhir ve eylemlerimizi de sürdüreceğiz.
Bizler Barta Tekstil işçileri olarak kabul ediyoruz ki bugüne kadar yeterince birleşemedik, emeğimize gerektiği gibi sahip çıkamadık. Ancak artık bu durum değişmiştir.
Artık bir aradayız.
Artık örgütlüyüz.
Artık kararlıyız.
Sendikamızın desteğiyle daha güçlüyüz ve haklarımızı alana kadar mücadeleden geri adım atmayacağız.
Biz sadaka değil, hakkımız olanı istiyoruz. Yıllarca döktüğümüz alın terinin karşılığını istiyoruz.
Bu haklarımızı sonuna kadar arayacak, yapabileceğimiz her şeyi yapmadan mücadelemize son vermeyeceğiz.
Siz basın mensuplarını ve emek kurumlarını bu mücadelede yanımızda olmaya çağırıyoruz.
Bir kez daha ilan ediyoruz: Kendimizin ve çocuklarımızın hakkını sermaye sınıfına yedirmeyeceğiz.
İşçiler açken patronlara huzur yok.
İşçilerin birliği sermayeyi yenecek.
BARTA TEKSTİL İŞÇİLERİ


