yolculuk
14 Nisan 2026 Salı
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Sınıfsal Bakış | Küresel savaşın İran cephesinde son durum

Nisan 14, 2026

ABD-İsrail saldırganlığı karşısında İran’ın direnci, yalnızca sahadaki askeri dengeleri değil, küresel ölçekte süren hegemonya mücadelesinin sınırlarını da görünür kılıyor.

İran’a yönelik ABD-İsrail saldırısı 46 günü geride bıraktı. Bu süreçte özellikle Trump ve Netanyahu tarafından gelen açıklamalar da tehditler de anlamını yitirecek denli çeşitlenerek tekrarlandı. Süreç içinde İran direnişi karşısında sadece söz değil, askeri güç, araç ve saldırılar da tartışmalı hale geldi. Ve ABD, pek çok açıdan çelişkili açıklamalar eşliğinde İran’la masaya oturmak zorunda kaldı. 21 saatlik görüşme sonrasında bir uzlaşmaya varılamadı. Bu sonucun doğru okunması, savaşın boyut ve niteliğini doğru okumayı gerektiriyor.

Sürecin başından beri olduğu gibi bugün de ortada küresel ölçekte bir paylaşım savaşı bulunmaktadır. Ukrayna, Suriye, Gazze, Lübnan ve İran bu savaşın lokal cepheleridir. Bu nedenle “başlangıç ve bitiş”, “yenilgi ve zafer” gibi başlıklar ancak uzun süreli ve çok boyutlu bir mücadele içinde anlam kazanabilir. Savaşın bu niteliği, emperyalist kapitalizmin dünya ölçeğinde yeniden paylaşım zorunluluğuyla doğrudan bağlantılıdır.

Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler de bu çerçevede ele alınmalıdır. Hürmüz Boğazı merkezli kriz, dünya ölçeğinde süren hegemonya mücadelesinin bir parçasıdır. ABD öncülüğündeki emperyalist blok, İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskıyı artırırken, aynı zamanda bölgesel dengeleri kendi lehine yeniden kurmayı hedeflemektedir. Bu hedef, Lenin’in emperyalizm analizinde işaret ettiği gibi, sermaye yoğunlaşmasının zorunlu sonucu olarak “dünya ölçeğinde paylaşımın yeniden zorlanması” eğiliminin güncel bir ifadesidir.

Bugüne dek yaşananlar ve gelinen aşama, bu hedeflerin kolaylıkla hayata geçirilemediğini göstermektedir. ABD’nin ilan ettiği abluka ve art arda gelen tehditler, bu sıkışmanın ifadesidir. Nitekim ABD yönetimi bir yandan “nihai teklif”ten söz ederken, diğer yandan askeri baskıyı artırmak zorunda kalmaktadır. Bu durum, emperyalist müdahalenin çelişkili karakterini açık biçimde ortaya koymaktadır.

İran cephesinden yapılan açıklamalar da bu tabloyu doğrular niteliktedir. İranlı yetkililerin, müzakereler sırasında “sürekli değişen talepler ve baskı” ile karşı karşıya kalındığını vurgulaması, sürecin bir uzlaşma zemini değil, bir dayatma girişimi olduğunu göstermektedir. Bu tür dayatmalar, emperyalist sistemde diplomasinin bile bağımsız bir alan değil, güç ilişkilerinin yoğunlaşmış bir biçimi olduğunu yeniden hatırlatmaktadır.

Bu nedenle görüşmelerden sonuç çıkmaması bir “başarısızlık”tan çok, mevcut güç ilişkilerinin doğal sonucudur. Çünkü ortada teknik bir anlaşmazlık değil, doğrudan doğruya hegemonya ve paylaşım mücadelesi vardır. ABD’nin bölgeyi yeniden şekillendirme hedefi ile İran’ın varlığını koruma iradesi arasındaki çelişki, kısa vadeli uzlaşmalarla ortadan kaldırılamaz.

Gelinen aşamada İran, ortaya koyduğu dirençle yalnızca askeri bir denge kurmakla kalmamış, aynı zamanda ABD ve İsrail’in “yenilmezlik” iddiasını da ciddi biçimde sarsmıştır. Bu durum, emperyalist güçlerin her koşulda sonuç alabileceği yönündeki algının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu zayıflama ideolojik bir kırılmadır; çünkü emperyalist sistem yalnızca askeri değil, aynı zamanda “mutlak güç” fikri üzerinden de işler.

Bu tablonun etkileri Ortadoğu ile sınırlı değildir. Ukrayna’da süren savaş, Gazze’de devam eden yıkım ve Asya-Pasifik hattındaki gerilimler, aynı küresel mücadelenin farklı görünümleridir. Bu cephelerin her biri, emperyalist sistemin krizini farklı biçimlerde açığa çıkarmaktadır. Emperyalizmin eşzamanlı kriz üretme kapasitesi, aslında onun çözüm üretme değil, çelişki üretme sistemine dönüştüğünü göstermektedir.

ABD’nin İran’a yönelik hamleleri de bu geniş çerçevede anlam kazanmaktadır. Çin’in yükselişi ve Rusya ile süren gerilim, enerji yolları ve ticaret hatları üzerindeki rekabeti daha da sertleştirmektedir. İran’a yönelik baskı, bu rekabetin doğrudan bir uzantısıdır.

ABD hâlâ önemli bir askeri ve ekonomik kapasiteye sahip olmakla birlikte, bu gücü hızlı ve kesin sonuçlara dönüştürmekte zorlanmaktadır. Abluka, tehdit ve müzakerenin aynı anda devreye sokulması, bu sınırların somut göstergesidir.

Öte yandan savaşın yarattığı sonuçlar yalnızca dış politikayla sınırlı kalmamaktadır. ABD başta olmak üzere birçok ülkede savaş politikalarına karşı yükselen tepkiler, bu sürecin aynı zamanda bir meşruiyet krizi yarattığını göstermektedir. Bu kriz, Marx’ın işaret ettiği biçimiyle, devletin yalnızca “siyasal temsil” değil aynı zamanda sınıfsal çıkarların yoğunlaşmış ifadesi olmasıyla doğrudan bağlantılıdır; savaş politikalarına yönelen itirazlar bu nedenle salt dış politika değil iç sınıf gerilimlerinin de yansımasıdır.

Özetle, İran cephesinde yaşananlar, küresel savaşın genel seyrinden bağımsız değildir. Bu cephede ortaya çıkan direnç, emperyalist müdahalelerin otomatik ve kesin sonuçlar üretmediğini göstermiştir. Bu gerçeklik, ABD-İsrail saldırganlığına karşı duran tüm halklar açısından siyasal ve moral bir anlam taşımaktadır.

Yaşananlar bir son değil, sürecin yeni bir evresidir. Emperyalist sistemin krizinin derinleştiği bu dönemde, çatışmaların farklı coğrafyalarda ve farklı biçimlerde sürmesi beklenmelidir. İran’da ortaya çıkan tablo ise bu uzun savaşın seyrine dair önemli bir gösterge olmaya devam etmektedir. Tehditler ve resmi ağızlar ne söylerse söylesin ABD’nin, sahanın gerçekliği karşısında masaya yeniden dönmek dahil çeşitli manevralara başvurması zayıf bir olasılık değildir.

Tweet

Önerilen İçerikler

MHP İstanbul İl ve ilçe teşkilatları feshedildi

MHP İstanbul İl ve ilçe teşkilatları feshedildi

Nisan 6, 2026
Türkiye, füze savunma sistemi almak ve üretmek için İtalya ile görüşüyor

Türkiye, füze savunma sistemi almak ve üretmek için İtalya ile görüşüyor

Nisan 8, 2026
Türkiye’nin tahkimat mesaisi – Volkan Tozan yazdı

Türkiye’nin tahkimat mesaisi – Volkan Tozan yazdı

Nisan 3, 2026

Pöpüler İçerikler

  • Sınıfsal Bakış | Savaşın sınıfsal ve emperyalist anatomisi

    Sınıfsal Bakış | Savaşın sınıfsal ve emperyalist anatomisi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Devrimci Gençlik Dernekleri, 30 Mart’ta Kızıldere’de olacağını duyurdu

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | İran Parçalanmıyor

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | Paris Komünü radikal değişim için hâlâ bir fenerdir

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | Gazze sayesinde Avrupa felsefesinin ahlaki çöküşü gözler önüne serildi

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.