Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde tutuklanarak Antalya S Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Mehmet Şimşek’in, gardiyanlar tarafından işkenceye maruz kalması ve kaburgalarının kırılması Meclis gündemine taşındı. DEM Parti, EMEP ve TİP; hapishanede yaşanan işkence ve kötü muamele uygulamalarının araştırılması amacıyla TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanlığı’na ortak dilekçe verdi.
Dilekçede, maruz kalınan işkencenin ilk olmadığı vurgulandı. Şimşek’in hapishaneye giriş yaptığı ilk gün kayıt işlemleri sırasında sopayla darp edildiği, yüzü başta olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar oluştuğu kaydedildi.
Yerde 200 metre sürüklendiler, iki kaburgası kırıldı
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Antalya Şubesi’nin raporuna dayandırılan başvuruda, hak ihlallerinin sürdüğü ifade edildi. 13 Ağustos sabahı ayakta sayım dayatmasını kabul etmeyen tutukluların koğuşlarının basıldığı, mahpusların yerde yaklaşık 200 metre sürüklenerek “geçici koğuş” adı verilen hücreye götürüldüğü ve şiddetin burada da devam ettiği aktarıldı.
Olayın ardından hastaneye sevk edilen Şimşek’in sağlık raporuna erişimin uzun süre engellendiği belirtilen dilekçede, geç ulaşılan raporda Mehmet Şimşek’in iki kaburgasının kırıldığının belgelendiği bildirildi.
ÇHD’nin konuya ilişkin suç duyurusunda bulunacağı belirtildi.
Komisyona çağrı yapıldı
Dilekçede ulusal ve uluslararası hukukun çiğnendiğine işaret edilerek yaşananların Anayasa’nın 17. maddesi, AİHS ve BM İşkenceye Karşı Sözleşme hükümlerine aykırı olduğu belirtildi. İşkence ve kötü muamele yasağının hiçbir koşulda askıya alınamayacağını vurgulayan vekiller, “Ayakta sayım dayatması fiziksel şiddeti meşrulaştıramaz, raporların gizlenmesi ise delillerin karartılması riskini doğurmaktadır” ifadelerini kullandı.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun ivedilikle devreye girmesi istenen başvuruda, işkencenin yaşandığı koğuş, avlu, koridor ve geçici koğuşa ait kamera kayıtlarının vakit kaybetmeden muhafaza altına alınması talep edildi. Sağlık hakkının ve bağımsız hekim muayenesinin güvenceye alınmasını isteyen milletvekilleri, “Başta kurum yönetimi ve işkenceye karışan görevliler olmak üzere tüm sorumlular hakkında adli ve idari soruşturma başlatılmalıdır” dedi.
Dilekçede komisyon heyetinin vakit kaybetmeksizin Antalya S Tipi Hapishanesi’ne giderek yerinde inceleme yapması istendi.
Ortak dilekçede; DEM Parti milletvekilleri İbrahim Akın, Burcugül Çubuk, Onur Düşünmez, Serhat Eren, Beritan Güneş Altın, Vezir Coşkun Parlak ve Celal Fırat; EMEP milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca Demir, TİP Milletvekilleri Erkan Baş, Sera Kadıgil ve Ahmet Şık’ın imzası yer aldı.
Komisyona sunulan ortak dilekçenin tam metni şu şekilde:
İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONU BAŞKANLIĞINA
Cezaevlerinde işkence ve kötü muameleye ilişkin tarafımıza her gün başvurular yapılmaktadır. Mahpuslardan, mahpus yakınlarından; mektup, telefon vb. yollarla yapılan başvurulardan, ilgili insan hakları ile hukuk örgütlerinin raporlarından ve basında yer alan haberlerden cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerinin sistematikleştiği anlaşılmaktadır. Cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri, mahpusların fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit etmekte ve yaşam haklarını ihlal etmektedir.
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde yüzlerce solcu, sosyalist, demokrat evleri basılarak gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Söz konusu operasyonlarda tutuklanan Devrimci Gençlik Dernekleri üyesi Mehmet Şimşek, 8 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyunda “kuyu tipi hapishane” olarak bilinen Antalya S Tipi Ceza İnfaz Kurumu’na sevk edilmiştir. Şimşek, sevk edildiği gün kayıt işlemleri sırasında gardiyanlar tarafından sopayla darbedilmiş; başta yüz bölgesi olmak üzere vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar oluşmuştur.
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Antalya Şubesi’nin aktarımına göre; Mehmet Şimşek ve koğuştaki diğer tutuklular, 13 Ağustos 2026 sabahı keyfi biçimde dayatılmak istenen ayakta sayım uygulamasını kabul etmedikleri gerekçesiyle, koğuşları ve havalandırma avluları onlarca gardiyan tarafından basılarak işkenceye maruz bırakılmıştır. Tutuklular kaldıkları koğuştan çıkarılarak yerde yaklaşık 200 metre sürüklenmiş, ardından “geçici koğuş” olarak adlandırılan, hücre tipi bölüme alınmış ve işkence burada da sürdürülmüştür. Tutukluların ısrarlı talepleri üzerine hastaneye götürülerek muayene edilmiş; ancak haklarında düzenlenen sağlık raporunu görmelerine dahi imkân tanınmamıştır.
Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan bu işkence haline bir yenisi daha eklenmiştir. Yapılan tetkikler sonucunda, gardiyanlar tarafından gerçekleştirilen işkence neticesinde Mehmet Şimşek’in iki kaburgasının kırıldığı sağlık raporuna yansımıştır. Sağlık raporuna ancak geç bir tarihte erişebilen ÇHD Antalya Şubesi, konuya ilişkin suç duyurusunda bulunacaklarını belirtmiştir.
Aktarılan olaylar, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ve “kimseye işkence ve eziyet yapılamaz” hükmünün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesinin ve Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşme’nin açık ihlali niteliğindedir. İşkence ve kötü muamele yasağı hiçbir koşulda askıya alınamayacak mutlak bir yasaktır; ayakta sayım dayatması, tutuklulara yönelik fiziksel şiddeti hiçbir surette meşrulaştıramaz. Tutukluların kendileri hakkında düzenlenen sağlık raporlarına erişiminin engellenmesi ise hem sağlık hakkının hem de etkili başvuru hakkının ihlali olup, delillerin karartılması riskini doğurmaktadır.
Bu sebeple; Mehmet Şimşek ve darp edilen diğer tutuklulara yönelik 8 Temmuz 2026 ve 13 Ağustos 2026 tarihli işkence ve kötü muamele iddialarının tüm yönleriyle araştırılması, olayların yaşandığı koğuş, havalandırma avlusu, koridorlar ve “geçici koğuş” olarak adlandırılan bölüme ait kamera kayıtlarının derhal muhafaza altına alınması, tutuklular hakkında düzenlenen sağlık raporlarının temin edilerek raporlara erişimin neden engellendiğinin tespit edilmesi, tutukluların bağımsız hekim muayenesine ve hukuki yardıma erişiminin sağlanması, başta kurum yönetimi ve olaya karışan infaz koruma memurları olmak üzere sorumluluğu bulunan kişilerin belirlenerek haklarında idari ve adli soruşturma başlatılması gerekmektedir.
Antalya S Tipi Ceza İnfaz Kurumu’nda yaşandığı iddia edilen işkence ve kötü muamele uygulamalarının etkin biçimde araştırılması, tutukluların yaşam hakkı ile maddi ve manevi bütünlüğünün korunması ve benzer hak ihlallerinin bir daha yaşanmaması adına gerekli tüm tedbirlerin alınması için Komisyonunuzun derhal devreye girmesini, konunun gündeme alınarak kurumda yerinde inceleme ve araştırma yapılmasını, tarafımıza bilgi verilmesini arz ve talep ederim.



