yolculuk
28 Mayıs 2026 Perşembe
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Sınıfsal Bakış | 13. yılında Gezi Direnişi

Mayıs 28, 2026

Komün dediğin

Çoğun tekleşmesi değil tekin çoklaşmasıdır.

Bu, aynı zamanda sosyalizmin kök hücresidir.

Diller dillere eller de birbirine, birbirini çoğaltmak için değmelidir.

Bugün belki kapitalizmin sokağında,

Çiçeklenmeye sırtı dönük yaşıyor insanlık.

Yine de birbirinin tomurcuklarını öperek

Açma önceliği tanımalı yoldaşlık.

İlerde belki cinnetle anılacak bu yüzyılda

Ancak böyle test edilir sorumluluk…

 

Aradan geçen 13 yılın ardından Gezi’ye dönüp bakmak, aynı zamanda Türkiye’de sınıflar mücadelesinin hangi doğrultuda geliştiğini, halkın hangi tarihsel ihtiyaçlar içinde hareket ettiğini ve düzenin neden hâlâ Gezi’den korktuğunu anlamaya çalışmaktır. Çünkü Gezi, kendisini ortaya çıkaran toplumsal koşullardan bağımsız bir “an” değildi. Tam tersine, uzun yıllara yayılan siyasal, ekonomik ve toplumsal bir birikimin dışavurumuydu. Bu nedenle bugün Gezi’ye dair yapılacak her değerlendirme, meseleyi yalnızca bir anma çerçevesine sıkıştırmadan; sınıfsal, tarihsel ve siyasal boyutlarıyla ele almak zorundadır.

Direnişin üzerinden geçen yıllar içinde, Gezi’nin işaret ettiği çelişkilerin daha da derinleştiği görüldü. O gün insanların sokaklara taşıdığı öfke; bugün daha ağır ekonomik krizler, daha belirgin bir yoksullaşma, daha yoğun bir baskı rejimi ve daha kapsamlı bir toplumsal güvencesizlik altında yeniden büyüyor. Bu nedenle Gezi, geçmişte kalmış bir “olay” değil; etkileri ve sonuçları bugüne taşan tarihsel bir eşiktir.

 

Gezi’yi hazırlayan tarihsel zemin

Gezi’yi hazırlayan tarihsel zemin, soyut bir “dönüşüm” değil, şehirlerin ve yaşam alanlarının tek tek yeniden düzenlendiği bir dönemdi. İstanbul’da AVM’lerin ve rezidans projelerinin artışı, 3. Köprü ve 3. Havalimanı gibi dev altyapı projeleri, sahil şeritlerinin ve kamusal alanların özel sermayeye açılması bu dönüşümün en görünür örnekleriydi.

Bu süreç, AKP iktidarının yıllar boyunca uyguladığı neoliberal dönüşüm politikalarıyla, baskıcı yönetim anlayışının ve toplumun tüm yaşam alanlarını kuşatma girişiminin birleşimiyle şekillendi. Özelleştirmeler, kent yağması, güvencesiz çalışma, doğanın sermaye lehine talanı, yaşam tarzına dönük müdahaleler ve siyasal merkezileşme, toplumsal öfkenin birikmesini sağlayan temel hatları oluşturdu.

Bu nedenle Gezi’de ortaya çıkan tepki yalnızca “Erdoğan karşıtlığı” değildi. Erdoğan şahsında somutlaşan siyasal rejime, onun temsil ettiği ekonomik-toplumsal düzene ve yaşam biçimine yönelik bir itirazdı. Nitekim hareketin büyüme biçimi de bunu gösterdi. Başlangıçta belirli bir noktada yoğunlaşan tepki, kısa süre içinde ülkenin dört bir yanına yayıldı; farklı toplumsal kesimleri ortak bir zeminde buluşturdu. Çünkü insanların taşıdığı ortak duygu, yalnızca tek bir uygulamaya değil, bütünlüklü bir yönetme biçimine yönelikti.

Bilinen ve deneyimlenmiş bir durumdur; toplumsal hareketler, çoğu zaman tek bir olay nedeniyle değil, uzun süre biriken çelişkilerin belirli tarihsel momentlerde görünür hale gelmesiyle ortaya çıkar. Gezi de tam olarak böyle bir hareketti. Kitleler, yıllardır biriken sorunları kendi seçtikleri araç ve yöntemlerle ifade etmeye başladı. Bu yönüyle Gezi, öğretmeni kitlelerin kendisi olan tarihsel bir deneyim niteliği taşıdı.

 

Gezi’nin sınıfsal karakteri ve halk gerçeği

Gezi’ye dair en çok tartışılan başlıklardan biri hareketin sınıfsal niteliğidir. Gerçekte bu konuda yapılan birçok değerlendirme, meseleyi dar sosyolojik ölçülere sıkıştırdığı için eksik kalmaktadır. Bir toplumsal hareketin sınıfsal niteliği, yalnızca eyleme katılan insanların meslek dağılımıyla veya tek tek toplumsal konumlarıyla açıklanamaz. Asıl belirleyici olan; hareketin yöneldiği hedef, karşı çıktığı düzen ve ortaya koyduğu taleplerdir.

Gezi’de ortaya çıkan itirazın yöneldiği temel eksen; neoliberal sermaye düzeniyle bütünleşmiş siyasal iktidardı. İnsanlar yalnızca polis şiddetine değil; güvencesizliğe, kentlerin yağmalanmasına, geleceksizliğe, değersizleştirilmeye ve yok sayılmaya karşı tepki gösteriyordu. Bu nedenle Gezi’nin sınıfsal niteliğini yalnızca “işçi sınıfının fiziki ağırlığı” üzerinden tartışmak eksik bir bakış açısıdır.

Gezi’nin esas karakteri, halkın farklı kesimlerinin ortak bir öfke ve ortak bir gelecek arayışı içinde buluşabilmesiydi. İşçiler, öğrenciler, işsizler, plaza emekçileri, kent yoksulları, kadınlar, Aleviler, Kürtler, taraftar grupları ve sosyalistler aynı zeminde yan yana geldi. Bu çeşitlilik, hareketin sınıfsal niteliğini ortadan kaldırmıyor; tersine, Türkiye’de ezilen toplumsal kesimlerin ortaklaşma potansiyelini görünür hale getiriyordu.

Tam da bu nedenle Gezi, yalnızca bir protesto değil; halkın kolektif siyasal özne haline gelme deneyimiydi.

 

Alternatif yaşam deneyimi

Gezi’nin en önemli yönlerinden biri, yalnızca karşı çıkmakla sınırlı kalmamasıydı. Hareket aynı zamanda başka türlü bir yaşamın mümkün olduğuna dair somut örnekler de üretti. Taksim’de ve ülkenin birçok noktasında ortaya çıkan dayanışma pratikleri, forumlar, ortak üretim alanları ve kolektif yaşam deneyimleri; Gezi’nin neden yalnızca bir “öfke patlaması” olarak değerlendirilemeyeceğini gösterdi.

İnsanların birbirini tanımadan yemek paylaşması, revir kurması, kitaplık oluşturması, ortak karar alma süreçleri geliştirmesi; düzenin rekabetçi ve bireyci yapısına karşı farklı bir toplumsal ilişki biçiminin kısa süreli de olsa görünür hale gelmesini sağladı. Bu nedenle Gezi’de ortaya çıkan komünal pratikler, tarihsel hafızadan bağımsız değildi. İnsanlığın ortaklaşma deneyimlerinden, Paris Komünü’nden, halk isyanlarından ve kolektif mücadele geleneklerinden beslenen bir süreklilik taşıyordu.

Gezi’nin bu yönü çoğu zaman bilinçli biçimde görünmez kılınmaya çalışıldı. Çünkü düzen açısından en tehlikeli olan yalnızca insanların itiraz etmesi değil; aynı zamanda başka bir yaşam fikrini üretmeye başlamasıdır.

Bugün dönüp bakıldığında görülüyor ki Gezi’nin hafızada bıraktığı en güçlü izlerden biri de insanların birlikte hareket ettiğinde yalnızca direnmekle kalmayıp yeni ilişkiler de kurabileceğini göstermesidir.

 

Gezi sonrası süreç ve anti-Gezi siyaseti

Gezi’nin ardından iktidarın attığı adımlar, aslında hareketin düzen açısından nasıl bir tehdit oluşturduğunu da gösterdi. Gezi sonrasında baskı politikalarının yoğunlaşması, kutuplaştırmanın derinleştirilmesi, sivil-faşist örgütlenmelerin yaygınlaştırılması ve toplumun daha sert biçimde denetim altına alınmak istenmesi tesadüf değildi. Çünkü Gezi, iktidarın uzun yıllar boyunca kurmaya çalıştığı “edilgen toplum” modelini bozdu. İnsanlar korkunun aşılabileceğini, sokağın yeniden bir siyasal alan haline gelebileceğini gördü. Bu nedenle Gezi sonrasında yalnızca bir baskı süreci değil; aynı zamanda sistemli bir “anti-Gezi” siyaseti inşa edildi.

Bunun temel amacı, Gezi’yi toplumun gözünde gayrimeşru göstermek ve onun yarattığı ortaklaşma hafızasını parçalamaktı. Ancak aradan geçen yıllar, Gezi’nin toplumsal hafızadan silinemediğini gösterdi. Çünkü Gezi yalnızca belirli günlerde yaşanan bir eylemler toplamı değildi; aynı zamanda insanların dünyaya, siyasete ve birbirine bakışını değiştiren bir deneyimdi.

Nitekim sonraki yıllarda ortaya çıkan birçok toplumsal mücadelede Gezi’nin etkileri görüldü. Kadın hareketinde, ekoloji mücadelelerinde, üniversite direnişlerinde, işçi eylemlerinde ve dayanışma ağlarında Gezi’nin açtığı politik dilin ve mücadele kültürünün izleri yaşamaya devam etti.

 

13. yılında Gezi’nin güncelliği

Bugün Türkiye, Gezi’nin ortaya çıktığı döneme kıyasla çok daha ağır ekonomik ve siyasal krizler yaşamaktadır. Yoksulluk derinleşmiş, emeğin güvencesizliği artmış, gençlik açısından gelecek duygusu daha da aşınmıştır. Barınma, eğitim, sağlık ve adalet gibi temel alanlarda yaşanan krizler; toplumun geniş kesimlerini doğrudan etkileyen yapısal sorunlara dönüşmüştür.

Bu nedenle Gezi’nin ortaya çıkardığı çelişkiler ortadan kalkmamış; tersine daha görünür hale gelmiştir. Bugün toplumsal muhalefetin önündeki temel meselelerden biri, Gezi’nin açığa çıkardığı ortak mücadele potansiyelini yeniden nasıl büyütebileceğidir. Çünkü Gezi’nin en önemli derslerinden biri, toplumun sanıldığından çok daha büyük bir birikim taşımakta olduğudur. Sessiz ve dağınık görünen kitleler, belirli tarihsel koşullarda hızlı biçimde ortak bir harekete dönüşebilir. Mesele yalnızca öfkenin varlığı değil; bu öfkenin ortak bir mücadele hattına dönüşebilmesidir.

Gezi’nin bıraktığı tarihsel miras da burada yatmaktadır. O miras, yalnızca geçmişe ait bir anı değil; geleceğe dair bir imkan olarak yaşamaktadır. Bu nedenle Gezi’yi anlamak, onu nostaljik bir hatıraya dönüştürmeden; bugünün mücadele ihtiyaçları içinde yeniden değerlendirebilmeyi gerektirir.

Gezi yenilmedi; saldırıya uğradı, hedef alındı, kriminalize edilmeye çalışıldı. Ama onun açığa çıkardığı toplumsal gerçeklik ortadan kalkmadı. Çünkü Gezi, bu ülkede milyonlarca insanın başka bir yaşamın mümkün olduğuna dair yazdığı ortak tarihin adıydı.

 

Tweet

Önerilen İçerikler

Tom Barrack, “çözüm süreci”ne hayranlığını dile getirdi

Tom Barrack, “çözüm süreci”ne hayranlığını dile getirdi

Mart 23, 2026
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek’in iki şoförü gözaltına alındı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Muhittin Böcek’in iki şoförü gözaltına alındı

Mart 25, 2026
ABD geri çekilmek zorunda kaldı: İran’a yönelik saldırılarda iki haftalık ateşkes ilan edildi

ABD geri çekilmek zorunda kaldı: İran’a yönelik saldırılarda iki haftalık ateşkes ilan edildi

Nisan 9, 2026

Pöpüler İçerikler

  • 1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Bay Kemal”den “Kemal Bey”e, “Umudumuz Kemal”den “Hain Kemal”e!.. – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • 1 Mayıs’ta Taksim’e ortak çağrı: 50. yılında omuz omuza!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | ‘Batı Marksizmi’ nedir? (veya neydi)

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.