yolculuk
28 Mayıs 2026 Perşembe
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
  • Gündem
  • Blog
  • Sınıfsal Bakış
  • Çeviri
  • Dünya
No Result
View All Result
yolculuk
No Result
View All Result

Yolculuk Çeviri | Bolivya’da sokağın tansiyonu yükseliyor

Mayıs 27, 2026

19 Mayıs’ta Bolivya hükümeti, ülkenin en büyük işçi federasyonunun başkanını terör suçlamasıyla yargıladı. Bu suçlama sadece bir lideri hedef almıyor. Suçlama, Cumhurbaşkanı Rodrigo Paz’a karşı süresiz genel greve giren işçileri, yerli halkları ve yoksul toplulukları – madenciler, öğretmenler, ulaştırma işçileri ve sağlık çalışanları da dahil olmak üzere – hedef alıyor.

Başsavcı Roger Mariaca, Bolivya İşçi Merkezi (COB) Genel Sekreteri Mario Argollo’nun halkı suça ve terörizme teşvik ettiği iddiası ile hakkında soruşturma açıldığını doğruladı. La Paz Mahalle Konseyleri Federasyonu (FEUVE) lideri Justino Apaza Callisaya hakkında da ayrı bir tutuklama emri çıkartıldı.

‘‘Başlattığımız bu mücadelede bizi yenemeyecekler’’ diyen Agollo, hükümeti yasal işlemler ve suç duyuruları ile hareketin liderliğini susturmaya çalışmakla suçladı.

Terör suçlamalarının anlamı budur. İşçi mücadelesini bir suç komplosuna dönüştürmektir. İşçi ücretlerini, toprağını, yakıtını savunmak için otoyollarını kapattığında, hükümet buna terör diyor. Hükümet onlara asker, polis, zırhlı araçlar ve biber gazı gönderdiğinde ise, bunu ‘‘düzeni sağlamak’’ olarak adlandırıyor.

TeleSUR, 16 Mayıs’tan bu yana en az dört eylemcinin öldürüldüğünü açıkladı. AP savcıların 18 Mayıs’ta 90 kişinin tutukladığını bildirirken; TeleSUR ise 19 Mayıs’ta bu rakamın 127’ye yükseldiğini bildirdi. Grev hala bitmedi. En az 67 otoyol hala kapatılmış durumda. Hükümet tekelindeki petrol şirketi YPFB, yakıt tankerinin hareket edememesi nedeniyle belediyelere gaz tedarikini askıya aldı.

Washington ganimeti istiyor

Paz, Sosyalizme Doğru Hareket (Movimiento al Socialismo, kısaca MAS) partisinin bölünmesi ve Morales’in seçimlere katılamaması üzerine Ekim 2025’te cumhurbaşkanı seçildi. Bolivya’nın yerli halk, işçi ve koka yetiştiricileri hareketlerinden doğan MAS, 2005 yılında Evo Morales’i iktidara getirmiş ve yaklaşık yirmi yıl boyunca ülkeyi yönetmişti. Paz, yıllarca süren ABD yaptırımları, insani yardım kesintileri ve uyuşturucu savaşının yarattığı baskının Bolivya ekonomisini, yakıt tedarikini ve kaynaklarını savunma yeteneğini sarsmasının ardından göreve getirildi. Washington, Morales ve Bolivya’nın koka yetiştirilen bölgelerine karşı bir silah olarak ABD Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’ni (DEA) kullandı. 2019’da, ordunun istifasını talep etmesinin ardından Morales görevinden uzaklaştırıldı ve Trump bu darbeyi övdü.

Washington, Bolivya’yı itibarsızlaştırdı ve şimdi ise ganimetini istiyor. Paz, hızlıca Trump yönetimi ile ortaklık kurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Paz’ın hükümeti Bolivya topraklarını ve doğal zenginliklerini yabancı sermayenin sömürüsüne teslim etmeye yönelirken ona destek verdi.

Bolivya, Güney Amerika’da stratejik kaynaklar konusunda en zengin ülkelerden birisi: lityum, gümüş, çinko, kurşun, bakır, tungsten, doğal gaz, ormanlar ve su. Oligarşi, bu kaynakları -ve yağmalamalar karşısında duran Yerli toprakları- bankalara, tarın endüstrisine, madencilik şirketlerine emperyalist sermayeye devretmek istiyor. 1720 sayılı yasa, çok daha büyük planın bir parçası.

Mevcut mücadele dalgası, 1720 sayılı kanun ile başladı, arazi yasası Nisan ayında kabul edilmişti. Yerli topluluklar, bu yasayı topraklarda hırsızlığının önünün açılması olarak gördü. Yıllardır süren ABD ekonomik savaşı ve Paz hükümetinin kemer sıkma programı; yakıt kıtlığı, artan fiyatlar, düşük ücretler ve özelleştirme tehditleri ile hali hazırda işçiler ve yoksul toplulukları vurmuştu. Böylece hareket yayıldı.

Aralık 2025’te Paz, 5503 sayılı Kararnameyi yayınlayarak, on yıllardır süren yakıt sübvansiyonlarını bir gecede kaldırdı ve yakıt fiyatlarını keskin bir şekilde artırdı. Bolivya bir zamanlar doğal gaz ihracatı ile para kazanıyordu. Ancak ABD’nin yaptırımları, ticari cezaları, uyuşturucu savaşı baskısı ve 2019 darbesine verdiği destek, ülkenin kaynaklarını savunma, üretime yatırım yapma ve yakıt arzını kontrol etme kabiliyetini zayıflattı. Düşen gaz üretimi ve dolar sıkıntısı, Bolivya’yı ithal dizel ve benzine bağımlı hale getirdi. Ardından ABD’nin İran’a karşı savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın ablukaya alınması, her yakıt sevkiyatını daha da pahalı hale getirdi ve Paz’ın zaten işçilere ve yerli topluluklara yüklediği sıkıntıyı daha da derinleştirdi.

Paz ve Bolivya’nın zenginleri, krizin yükünü işçilerin ve yerli toplulukların sırtına yükledi. Paz’ın ilk kanun hükmü, büyük servetler üzerindeki vergilendirmeleri kaldırmak oldu. Akaryakıt fiyatları ikiye katlandı, verilen ücretler yetersiz kaldı ve zenginler rahat bir nefes almış oldu.

Grevin arkasındaki sınıf meselesi budur: Bolivya’daki yakıt kıtlığı, atan ücretler, borçlar ve toprak krizini bedelini kim ödeyecek? Yerli halk ve yoksul topluluklar mı, zenginler, bankalar, toprak sahipleri ve ithalatçılar mı?
El Alto’da düzenlenen devasa 1 Mayıs mitingini gören COB, 2 Mayıs’ta süresiz genel grev ilan etti. İlk talep Paz’ın istifasıydı. Hareket aynı zamanda 1720 sayılı kanunun geri çekilmesini, daha yüksek ücret ve emekli maaşları, özelleştirme planlarına son ve küçük esnaf için daha düşük vergi talep etti. 70’ten fazla sendika bu seferberliğe katıldı.

Kredi kılığında toprak gaspı

1720 sayılı kanun, krizin altındaki toprak meselesini gün yüzüne çıkardı. Sorun sadece ‘‘küçük çiftçiye’’ verilen yüksek maliyetli, sömürücü krediler değildi. Yasa bunun çok ötesine gidiyordu. Bolivya’da küçük tarım arazileri, eski toprak ağası sistemini çökerten mücadeleye dayanan ve yasal olarak korunan bir kategoridir. Bunlar korunan aile toprak arazileri olup, sıradan tarım arazisi gibi el konulamaz, bölünemez veya vergilendirilemez.

1720 sayılı yasa, tapulu küçük tarım mülklerinin Bolivya’nın tarım reformu kurumu INRA’da hızlı bir idari süreçle orta büyüklükteki mülkler olarak yeniden sınıflandırılmasına izin verdi. Yeniden sınıflandırıldıktan sonra, arazi banka kredileri için teminat olarak kullanılabilirdi. Bu, el konulmaya karşı korunan arazinin ipotek edilebileceği ve borç nedeniyle kaybedilebileceği anlamına geliyordu.

Yerli ve kırsal topluluklar için tehlike, bireysel arazilerin ötesine geçiyordu. Daha büyük toplum toprakları içinde birçok küçük tapulu parsel bulunmaktadır. Bu parselleri toplumun rızası olmadan arazi piyasasına sokmak, kolektif toprakları içeriden parçalamakla tehdit ediyordu. Yerli toprakları sadece bir meta değildir. Toplum yaşamının, üretimin, kültürün ve özyönetimin temeli olarak tutulur ve savunulur.

Hükümet, 1720 sayılı yasayı kırsal kredi olarak adlandırdı. Yerli topluluklar ise bunu kredi kılığına girmiş toprak hırsızlığı olarak gördüler.

Amazon yürüyüşü

Yürüyüş, 8 Nisan’da Bolivya’nın kkuzey Amazon ovasındaki Pando eyaletinin Cobija kendinde başladı ve yol üzerindeki diğer bölgelerden de insanlar katıldı. Bolivya kaynakları, yürüyüşçülerin 4 Mayıs’ta La Paz’a ulaşana kadar, tropik bölgelerden donma noktasına yakın And Dağları’na uzanan yaklaşık 1.000 kilometrelik (600 milden fazla) bir mesafeyi bir aydan biraz uzun bir sürede kat ettiğini belirtti.

Kırsal sendika lideri Oscar Cardozo, La Paz’da “Hayatımız bireysel değil, kolektiftir” dedi. “Toprağa saygı gösterilmelidir; toprak satılık değildir.”

Bu cümle, resmi söylemi keskin bir şekilde kesiyor. Mesele, özel kârın karşısındaki kolektif yaşamdır. Bankalar, toprak sahipleri ve şirketler karşısında bulunan yerel toprak haklarıdır.

Paz geri adım attı, sonra daha sert önlemler aldı.

13 Mayıs’ta Rodrigo Paz, 1720 sayılı yasayı resmen yürürlükten kaldırdı. Ancak Temsilciler Meclisi, aynı amaca yönelik yeni bir yasa taslağı hazırlayacağını açıkladı. Eylemciler, bu yasa değişikliğini bir manevra olarak görmeyi reddettiler ve Paz’ın istifasını talep etmeyi sürdürdü.

Hükümetin bir sonraki cevabı baskı oldu. 17 Mayıs’ta, yaklaşık 3.500 asker ve polis, şafak vakti El Alto çevresindeki ve La Paz-Oruro otoyolu boyunca barikatları temizledi. Müzakereler sonucunda grevi durdurmayı başaramayınca, Paz hükümeti zor kullanmaya başladı. Barikatları savunan işçilere ve yerli toplulukların karşısına polis ve asker gönderdi.

Paz hükümeti, ayaklanmanın sorumluluğunu eski Cumhurbaşkanı Evo Morales’e yüklemeye çalıştı. Morales bu suçlamayı reddetti ve ortada “kötü niyetli planlar”ın olmadığını, sadece hükümetin iş adamlarını, bankacıları ve tarım sanayisini korurken, karşıda yalnızca “yalanlardan bıkmış bir ülke” olduğunu söyledi.

Geçen hafta yetkililer, Morales ve destekçilerinin kendisini kenara itme çabasının bir parçası olarak nitelendirdikleri, siyasi saiklerle yürütülen bir davada, mahkemeye karşı itaatsizlik suçlamasıyla Morales hakkında tutuklama emri çıkardı.

Bunun anlamı açıktır. Paz hükümeti, işçi ve yerli direnişini ‘‘terör’’ adı altında karalamaya çalışıyor. Barikatlar, grevler ve sendikal örgütlenme kitlesel mücadelenin araçlarıdır, terör eylemleri değildir. Savcılar bunları suç olarak adlandırmaya çalışıyor: bir barikat “ulaşım güvenliğine saldırı”, bir grev “kamu hizmetlerine saldırı” ve bir işçi derneği “terörist ağ” haline geliyor. Bu, grevi kırmak için tasarlanmış bir siyasi sahtekarlıktır.

Washington, IMF ve baskı

Washington ve bölgedeki Trump yanlısı hükümetler hızla Paz’ın arkasında saf tuttular. Arjantin, Şili, Kosta Rika, Ekvador, Guatemala, Panama, Paraguay ve Peru olmak üzere sekiz Latin Amerika hükümeti, 15 Mayıs’ta onu destekleyen ve direnişi kınayan ortak bir bildiri yayınladı. Bunların çoğu, Trump’ın Amerika Kalkanı ağına bağlıdır. Bu ağ, emperyalizm adına Latin Amerika’yı denetlemek üzere kurulan, ABD liderliğindeki sağcı hükümetler bloğudur.

Blackwater kurucusu Erik Prince, kamuoyuna açık bir şekilde ABD’nin askeri müdahalesi çağrısında bulundu. Bolivya’nın Halk İttifakı Partisi milletvekili olan Rolando Pacheco, Arjantin’in aşırı sağcı Cumhurbaşkanı Javier Milei’nin, Paz’ın güçlerine iki uçak dolusu göz yaşartıcı gaz ve kalabalık kontrol ekipmanı gönderdiğini iddia etti.
IMF heyeti, 19 Mayıs itibarıyla La Paz’da, Bolivya’nın beş yıl sonra Fondan alacağı ilk kredinin şartlarını müzakere ediyordu. Terör suçlamalarının diğer yüzü budur. Sendika liderleri hapis cezasıyla tehdit edilirken, IMF bir sonraki kemer sıkma politikasını müzakere ediyor.

Paz, göreve geldikten sonra ilk icraatlarından biri olarak Çevre ve Su Bakanlığı’nı feshederek çevre ve su denetimini çoktan zayıflattı. Ardından, hükümetin koruma altındaki küçük tarım arazilerinin yeniden sınıflandırılmasına, ipotek edilmesine ve borç nedeniyle elinden alınmasına olanak tanıyan 1720 sayılı yasayı yürürlükten kaldırmak zorunda kalmasının ardından, Temsilciler Meclisi “aynı ruhla” yeni bir arazi yasası hazırlayacağını açıkladı. Mesaj açıktı: hükümet arazi gaspından vazgeçmemişti. Sadece geri adım atmış ve bunu yeniden sunmuştu.

Hedef sadece dar anlamıyla toprak değil. Hedef, Bolivya’nın tüm maddi temelidir: toprak, ormanlar, su, lityum, gaz ve mineraller Bu topraklar ve kaynaklar, önce işgal ve toprak sahiplerinin hâkimiyeti yoluyla Yerli Halklardan çalınmış, ardından on yıllar süren Yerli, işçi ve halk mücadelesi sayesinde kısmen yeniden kazanılmış ve savunulmuştu.

“Kredi”, “yatırım” ve “yasal kesinlik” talep eden aynı güçler, bu kazanımları bankalar, tarım sanayisi, madencilik şirketleri ve emperyalist sermaye için mülkiyet talebine dönüştürmek istiyor.

Bir maden işçisi lideri, hareketin tutumunu açıkça şöyle ifade etti: “Harekete geçen halkın tek talebi, ülkenin yapısal sorunlarını çözemediğinden dolayı cumhurbaşkanının görevden alınmasıdır. O bizi başıboş bırakıyor, doğal kaynaklarımızı satıyor, çocuklarımız ve torunlarımız için ülkeyi ipotek altına alıyor.”

İşte bu yüzden Paz hükümeti terör suçlamalarına başvuruyor. Terör suçlaması, grevi kırmak için bir silahtır. Savcıları, polisi, askerleri ve hapishaneleri; zenginlerin, bankaların, toprak sahiplerinin ve Washington’un hizmetine sokar. Amaç, yolları açmak, ablukaları kırmak, sendikaları dağıtmak ve akaryakıt zamlarını, özelleştirmeleri ve toprak hırsızlığını dayatmaktır. Bolivya’nın işçileri ve Yerli Halkları, kapitalizmin ve emperyalizmin yarattığı bir krizin bedelini ödemeyi reddediyor.

Bu yazı ilk olarak Struggle-La Lucha’da  yayınlanmıştır. Bahar Güldü tarafından Türkçeleştirilmiştir. Yazının orijinal halini okumak için tıklayınız. Yazıda kimi editoryal değişikliklere gidilmiştir.

Tweet

Önerilen İçerikler

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı

ABD ve İsrail, İran’a saldırı başlattı

Mart 9, 2026
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM önünden seslendi: Delegenin vermediği yetkiyi AK Parti’nin hâkiminden dilendiler

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM önünden seslendi: Delegenin vermediği yetkiyi AK Parti’nin hâkiminden dilendiler

Mayıs 24, 2026
Yolculuk Çeviri | Bolivya’da sokağın tansiyonu yükseliyor

Yolculuk Çeviri | Bolivya’da sokağın tansiyonu yükseliyor

Mayıs 27, 2026

Pöpüler İçerikler

  • 1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    1 Mayıs’ı Kim Bölüyor! – Volkan Tozan yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Temiz eldivenlerin dayanılmaz hafifliği: CHP bizim derdimiz mi? – Baran Devran yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Bay Kemal”den “Kemal Bey”e, “Umudumuz Kemal”den “Hain Kemal”e!.. – Tuner Tekin yazdı

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • 1 Mayıs’ta Taksim’e ortak çağrı: 50. yılında omuz omuza!

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
  • Yolculuk Çeviri | ‘Batı Marksizmi’ nedir? (veya neydi)

    0 shares
    Share 0 Tweet 0
No Result
View All Result
  • Anasayfa
  • Blog
  • Çeviri
  • Dünya
  • Gündem
  • Sınıfsal Bakış

Adali Labs tarafından üretilmiştir.