18 Mart Çarşamba günü Suudi Arabistan’ın başkentinde bir araya gelen Türkiye, Katar, Azerbaycan, Bahreyn, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Lübnan, Pakistan, Suriye ve Birleşik Arap Emirlikleri temsilcileri İran hakkında ortak açıklama yayımladı. Ülkeler, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı balistik füze ve insansız hava araçları ile gerçekleştirdiği misillemeleri kınadı.
Yayımlanan bildiride, ülkelerin ev sahipliğini yaptığı ABD üslerini, petrol tesislerini ve havalimanlarını hedef alan bu misillemelerin, ABD ve İsrail’in saldırıları gerekçe gösterilerek meşrulaştırılamayacağı vurgulandı. Hedef alınan ülkeler, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa haklarının saklı olduğunu hatırlattı.
Toplantıda, bölgede kalıcı istikrarın sağlanmasının tek yolunun uluslararası hukuka ve iyi komşuluk ilişkilerine saygıdan geçtiği vurgulandı. Katılımcı ülkeler, İran ile gelecekte kurulacak ilişkilerin temel şartının, devletlerin egemenlik haklarına saygı duyulması ve iç işlerine müdahaleden kaçınılması olduğunu ifade etti.
İran yönetimi, daha önce yaptığı açıklamalarda, komşu ülkelerle dostluğa önem verdiğini yapılan misillemelerde bölge devletlerini değil yalnızca bu ülkelerdeki ABD üslerini ve askeri varlıklarını hedef aldığını belirtmişti.
Bildiride vurgulanan bir diğer çağrı ise İran’ın, bölgedeki milis grupları -Direniş Ekseni içerisindeki yapılar- finanse etmeyi bırakması ve silahlandırmayı durdurması yönündeydi. Dışişleri bakanları, Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı dağıtma ve silahlarına el koyma kararına tam destek verdiklerini açıkladı. Buna karşılık bölgedeki gerilimin esas unsuru olan İsrail’in saldırganlığı ise bildiride oldukça kısa bir ifade ile geçiştirildi.
Küresel ticaret için stratejik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı ve Bab el-Mendeb gibi su yollarındaki seyrüsefer trafiğinin tehdit edilmesine karşı ortak bir duruş sergileyen 12 ülke, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2817 sayılı kararının -İran’ın Körfez ülkeleri ve Ürdün’e yönelik misillemelerin suç sayılması- ivedilikle uygulanması gerektiğini dile getirdi.
Ekonomide Hürmüz Alarmı
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndan transit geçişleri kısıtlama kararı, küresel ticaret için ağır bir darbe oldu. Savaş öncesi günde 100 geminin geçtiği Boğaz’da, bu sayı günde 38’lere kadar geriledi. Krizin derinleşmesiyle NATO’ya müdahale çağrısında bulunan ancak beklediği desteği alamayan Trump, Truth Social hesabı üzerinden açıklama yaptı. Trump, Boğaz’ın kontrolünün ABD tarafından ele geçirilmesi hayaline atıfta bulunarak “Bu hamle, tepkisiz kalan bazı müttefiklerimizi harekete geçirirdi” diyerek hem NATO’ya hem de bölge ülkelerine sitem etti.
Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanma noktasına gelmesinin Türkiye ekonomisi üzerinde de ağır bir yük oluşturması bekleniyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Hürmüz Boğazı’ndaki hadise akaryakıt, doğal gaz, gübre başta olmak üzere lojistik maliyetleri ve dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Biz bu maliyet vatandaşımıza en az yansısın diye tedbirler alıyoruz” dedi.
Bölgedeki gerilim ve enerji koridorlarının tıkanması, piyasa beklentilerini de olumsuz yönde tetikledi. Merkez Bankası mart ayı Piyasa Katılımcıları Anketi verilerine göre 2026 yılı sonu TÜFE (Tüketici Fiyat Endeksi) artış beklentisi %24,11’den %25,38’e yükseldi.
Yansımaları değerlendiren uluslararası finans kuruluşu ING, Türkiye için hazırladığı raporu revize etti. ING, Türkiye’nin 2026 yılı için büyüme tahmininin %3,4 seviyesinde sabit kalacağını öngörmekte. Ancak yine de Hürmüz krizinin enerji maliyetleri üzerindeki baskısı nedeniyle enflasyon beklentisini %28,1’e yükseltti.



